Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6952 E. 2023/265 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6952
KARAR NO : 2023/265
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 13.03.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkil nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatine karar verilen ceza dosyası kapsamında, 44 gün tutuklu kalmıştır. Akaryakıt sektöründe saha müdürü olarak çalışmakta ve aylık 4.738,50 TL ücret kazanmakta olan müvekkil haksız tutuklama sebebiyle bu kazancından mahrum kalmıştır. Ayrıca işten çıkarılan müvekkil kıdem ve ihbar tazminatı ile işsizlik ödeneğinden mahrum kalmıştır. Müvekkilin tahliyesi için ödenen 10.000,00 TL nakdi kefalet tarafımıza iade edilmiş olup, kefaletin ödenme tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için yasal faiz ödemesi yapılmamıştır. Müvekkil atılı suçtan dolayı duyduğu üzüntü ve keder sebebiyle kanser hastalığına yakalanmış ve ailesi de bu haksız tutuklama sebebiyle mağdur olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; haksız tutuklama sebebiyle oluşan 100.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi zararının 27.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 28.03.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın süresinde ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığının tespiti gerekir. Haksız tutuklama söz konusu değildir. Davacı kendi fiilleriyle bu duruma neden olduğundan tazminat verilemez. Davacı tarafından belgelendirilemeyen maddi tazminat talebinin reddi gerekir. Kıdem ve ihbar tazminatları, işsizlik ödeneği, cezaevi masrafları, yatırılan nakdi kefalet için istenen faiz, tazminata dayanak olan ceza davasında ödenen vekalet ücreti maddi tazminata dahil edilemez. Manevi tazminatın zenginleşmeye neden olmayacak, … ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşacak bir miktar olarak belirlenmesi gerekir. Davacının gözaltına alınması ve tutuklanmasında idarenin bir kusuru yoktur. İstenen manevi tazminat miktarı fahiştir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2018 tarihli ve 2018/111 Esas, 2018/138 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.06.2019 tarihli ve 2018/2773 Esas, 2019/2697 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.10.2021 tarihli ve 2019/90580 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açıldığına, maddi ve manevi tazminata ilişkin talepler reddedilse dahi iade edilen kefalet bedeline ilişkin faiz yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
5271 sayılı Kanun’un 142 maddesinin birinci fıkrasında “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.” ibaresi bulunmaktadır. Davacı tarafından tazminata konu edilen durumda, davacı …’in 27.05.2010 günü gözaltında alındığı, 27.05.2010 tarihinde … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.05.2010 tarih 2010/36 sorgu sayılı tutuklama müzekkeresi ile nitelikli cinsel saldırı suçundan tutuklandığı, 28.05.2010 tarihinde … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.05.2010 tarih 2010/252 değişik … sayılı kararı ile tahliye edildiği, 28.05.2010 tarihinde … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2010 tarih 2010/144 sayılı kararı ile hakkında tutuklanmak üzere yakalama emri çıkarıldığı, … Cumhuriyet Başsavcılığının 14.07.2010 tarih 2010/3504 soruşturma sayılı iddianamesi ile dava açıldığı ve dosyanın … Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/238 esas sırasına kaydının yapılarak davacının yargılamasına başlanıldığı, sevk tutuklaması nedeniyle davacı …’in 16.09.2010 tarihinde gözaltında alındığı, 17.09.2010 tarihinde … 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.09.2010 tarih 2010/238 sorgu sayılı tutuklama müzekkeresi ile nitelikli cinsel saldırı suçundan tutuklandığı, 27.10.2010 tarihinde … Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2010 tarih 2010/238 esas sayılı tahliye müzekkeresi ile tahliye edildiği, davacının yapılan yargılama sonunda … Ağır Ceza Mahkemesinin 05.06.2012 tarih 2010/238 esas 2012/141 karar sayılı ilamı ile cinsel saldırı suçundan beraatine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay 14.Ceza Dairesinin 02.03.2016 tarih 2014/2619 esas 2016/2017 karar sayılı ilamı ile … Ağır Ceza Mahkemesi kararının nitelikli cinsel saldırı suçu yönü ile onandığı ve 02.03.2016 tarihinde kesinleştiği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönü ile bozulmasına karar verildiği, bozulan hüküm yönünden dosyanın … Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/190 esas sırasına kaydının yapıldığı, mahkemenin 2016/190 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılaması sonunda davacı …’in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verildiği, bu kararın da Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 18.12.2017 tarih 2016/12205 esas 2017/6487 karar sayılı ilamı onanmasına karar verildiği ve kararın 18.12.2017 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş beraat kararının adı geçene tebliğ edildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılamadığı, … Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2018 tarihli cevabi yazısından anlaşılmıştır. Bu mucipte yapılan değerlendirmede, davacının tutuklu olarak kaldığı suçun nitelikli cinsel saldırı suçu olduğu, bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141 ve devamı maddelerine göre koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteminde bulunulabilecek suçun davacının yargılandığı nitelikli cinsel saldırı suçu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu suçun da 02.03.2016 tarihinde kesinleşmiş olduğu, her ne kadar kesinleşmiş bu kararın davacıya tebliğ edildiğine ilişkin cevabi yazıda bir bilgi bulunmasa da 5271 sayılı Kanun’un 142. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 1 yıllık sürenin 02.03.2016 tarihinde başlayacak olmasının kabul edilmesi zorunluluğu bulunması karşısında, davacının bu davayı 13.03.2018 tarihinde açmış olması, tutuklama müzekkereleri, … Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2018 tarihli cevabi yazısı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak nazara alındığında, davacı tarafından 5271 sayılı Kanun’un 142. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 1 yıllık süre geçtikten sonra tazminat davası açmış olduğu anlaşılmakla, davanın süre yönünden reddine, davalı … Hazinesine 5271 sayılı Kanun’un 142. maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davacının tazminat talebindeki miktar nazara alınarak yapılan hesaplama neticesinde vekalet ücreti takdir edilmesine, karar vermek gerekmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/238 E., 2012/141 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının nitelikli cinsel saldırı suçundan 27.05.2010 – 28.05.2010 ile 17.09.2010 – 27.10.2010 tarihleri arasında 41 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda cinsel saldırı suçundan beraatine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 02.03.2016 tarih, 2014/2619 E., 2016/2017 K. sayılı kararı ile cinsel saldırı suçu yönünden kurulan beraat hükmünün onanmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine … Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2016 tarih, 2016/190 E., 2016/250 K. sayılı kararı ile davacının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da beraatine karar verildiği, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 18.12.2017 tarih, 2016/12205 E., 2017/6487 K. sayılı kararı ile beraat hükmünün kesinleştiği, davacının vekili aracılığıyla 13.03.2018 dava açtığı, davanın tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’a tabi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin davanın süresinde açıldığına ilişkin temyiz istemi yönünden
Davacının nitelikli cinsel saldırı suçundan tutuklandığı ve yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat kararının 02.03.2016 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 13.03.2018 tarihinde dava açılması nedeniyle dava açma süresinin geçtiği anlaşıldığından; davanın tutuklu kaldığı süreye ilişkin maddi ve manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin kefalet bedeline ilişkin faiz yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz istemi yönünden
Davacının 10.000,00 TL nakdi kefalet ile adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldığı belirtilerek ödenen nakdi kefaletin faizinin maddi tazminat kapsamında talep edildiğinin anlaşılması karşısında, ödenen kefaletin davacıya iade edilip edilmediği, iade edilmesi halinde faiziyle birlikte iade edilip edilmediği, faiziyle beraber ödendiğinin tespiti halinde davacının maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, faizi ile ödenmediğinin tespiti halinde hangi tarihte davacıya iade edildiği belirlenerek, kefaletin yatırıldığı tarih ile iade tarihi arasındaki süreye ilişkin olarak hesaplanacak yasal faiz miktarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile maddi zarar kapsamında hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.06.2019 tarihli ve 2018/2773 Esas, 2019/2697 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2023 tarihinde karar verildi.