Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/2346 E. 2009/1885 K. 23.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2346
KARAR NO : 2009/1885
KARAR TARİHİ : 23.03.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 106 ada 1 parsel sayılı 1.540.369,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar … … ve … , yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın bazı bölümlerinin adlarına tescili istemi ile ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne çekişmeli parselin fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 11.201,52 metrekarelik bölümünün davacı … , (B) harfi ile gösterilen 5.878,76 metrekarelik bölümünün davacı … adına, geri kalan bölümünün ise tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli parselin fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen temyize konu bölümlerinin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli parsele komşu 106 ada 28, 29, 32, 33 ve 50 parsel sayılı taşınmazların orman olduğu iddiasıyla Orman İdaresince tespit maliki şahıslar aleyhine kadastro tespitine itiraz davaları açıldığı ve bu davaların halen derdest olduğu anlaşıldığı halde mahkemece orman yönünden inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi, davacı … Doğan yönünden 3402 sayılı Yasa’nın 14.maddede öngörülen sınırlamalar yönünden de araştırma yapılmamıştır. Anayasa’nın 169/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18/2. maddeleri uyarınca ormanların zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Hal böyle olunca; bölgede bulunan ormanların kadastrosunun yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, orman kadastrosu yapılmış ise kadastro haritası ve tutanağı ormancı bilirkişiler aracılığıyla usulen mahalline uygulanmalı, taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosu yapılmamış ise 1/25.000 ölçekli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları getirtilerek ormancı bilirkişi aracılığı ile uygulamalı, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Orman Yasası’nın 1.maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olup, olmadığı konusunda ayrıntılı rapor alınmalı, taşınmazın orman olduğunun belirlenmesi halinde orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmeli, orman ile ilgisinin bulunmadığının belirlenmesi halinde taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi hususunda yerel bilirkişi ve tarafların bildirecekleri elverdiğince yaşlı ve tarafsız tanıklardan maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliği hususunda kapsamlı rapor alınmalı, teknik bilirkişiye keşif ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor ve kroki düzenletilmeli, raporda yer alan beyanların somutlaştırılmasına yardımcı olması bakımından çekişmeli taşınmazın keşif sırasında çektirilecek fotoğrafları da rapora eklenmeli; ayrıca davacı … yönünden 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 14. maddesindeki sınırlama ile ilgili araştırma yapılarak tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.