Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/637 E. 2008/310 K. 22.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/637
KARAR NO : 2008/310
KARAR TARİHİ : 22.01.2008

MAHKEMESİ : …. İCRA MAHKEMESİ

Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık…’ın 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/1.maddesi gereğince 10 gün disiplin hapsi ile cezalandırılmasına, bu cezanın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 5485 sayılı Kanun’la değişik 110/2-a maddesi uyarınca konutunda çektirilmesine dair Sakarya 2.İcra Mahkemesinin 19.06.2007 tarihli ve 2007/862-2062 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile, 5485 sayılı Kanun’la değişik 5275 sayılı Kanun’un 110/2.maddesinde, “kadın veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları altı ay, veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine hükmü veren mahkemece veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemece karar verilebilir” şeklindeki düzenlemeye yer verilmiş ise de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2.maddesinde yer alan “Disiplin hapsi:Kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen,ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır. “Disiplin hapsi” veya “hapsen tazyik yaptırımı” 5237 sayılı TCK’nda düzenlenen yaptırımlardan farklı bir niteliktedir. Gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, yükümlülüğüne uygun davranması için kişinin zorlanması söz konusu olmaktadır. Disiplin hapsinin tanımından da anlaşılacağı üzere, seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkün olmadığından, 5275 sayılı Kanun’un 110/2.maddesinin hükümlüler hakkında uygulanıp 10 gün disiplin hapsi cezalarının konutta çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 27.11.2007 gün ve 60364 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 27.12.2007 gün ve K.Y.B.2007/273215 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 5485 sayılı Kanun’la değişik 110/2-a maddesinde kadın veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları altı ay veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine, hükmü veren mahkemece veya hükümlü başka yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki

mahkemece kararın verilebileceği şeklinde düzenlemeye yer verilmiş ise de; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır.
Konu öğretide ele alınmış ve disiplin hapsinin niteliği şu şekilde açıklanmıştır.
“Kişinin yükümlülüğe aykırı davranmamak konusunda mecburiyeti bulunmamaktadır. Ancak, kişi bazı durumlarda bir yükümlülüğe uygun davranmaya belli ölçüde icbar edilebilmektedir. Başka bir deyişle; kişi, bazı durumda yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmesini sağlamak için, belli ölçüde icbar edilebilmekte ve bu amaçla bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabilmektedir. Bu hürriyetten yoksun bırakma olgusu, bir disiplin hapsi niteliği taşımaktadır. Ancak, yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde bu yaptırımın uygulanmasına derhal son verilmektedir. Bu bakımdan söz konusu disiplin hapsine ilişkin olarak kanunda sadece azami bir süre belirlenmektedir. Kişi kendisine terettüp eden yükümlülüğün gereğini yerine getirmeye zorlanmak amacıyla ancak belli bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabilecektir. Bu sürenin dolması halinde; kişi yükümlülüğünün gereğini yerine getirmemiş olsa bile, hürriyetinden yoksun bırakılmasına ilişkin yaptırım uygulanmasına son verilerek, serbest bırakılacaktır. Bu nedenle, söz konusu disiplin hapsine kanunda tazyik hapsi denilmiştir. (Doç.Dr. İzzet Özgenç, Ceza Hukuk Genel Hükümler, 3. Bas. Sh.623)
Açıklamalar çerçevesinde disiplin hapsinin niteliği gözönünde bulundurulduğunda, 5275 sayılı Kanun’un 110/2-a maddesinin hükümlü hakkında uygulanarak, hakkında verilen 10 gün disiplin hapsi cezasının konutta çektirilmesine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabulü ile, Sakarya 2.İcra Mahkemesinin 19.06.2007 tarihli ve 2007/862-2062 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe sonuç doğurmayacak şekilde BOZULMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.