Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/1600 E. 2008/1382 K. 11.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1600
KARAR NO : 2008/1382
KARAR TARİHİ : 11.03.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 147 ada 15 parsel sayılı 72.895,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/2’şer paylı olarak davalılar adına tespit edilmiştir. Davacılar, yasal süresi içinde … intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; … …’ın davasının sıfat yokluğu nedeniyle reddine, diğer davacıların davasının kısmen kabulü ile çekişmeli parselin tamamı 20160 pay üzerinden 2520 payının davacı …, 2520 payının …, 7560 payının davalı …, 7560 payının davalı … … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli parselin tarafların murisi …’dan intikal ettiği, mirasçıları arasında hukuken geçerli bir taksim bulunmadığı kabul edilerek davacılar … ve …’ın davasının kısmen kabulüne, diğer davacı … …’ın davasının (babası sağ olması nedeniyle) miras hakkı olmadığı gerekçesi ile sıfat yokluğundan reddine dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de bu kabul dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli parselin tutanağının incelenmesinden … …’ın … intikalen ve taksimen zilyetliğinde iken 09.09.1998 yılında 1/2’şer paylı olarak hibe etmesi nedeniyle davalılar … ve … … adına tespit edildiği görülmüştür. Davacılar çekişmeli parselin taksimen 4 eşit hisseli olarak davalıların babası … ile birlikte kendileri adına yazılması gerektiği halde sadece …’nin çocukları olan davalılar adına tespit edilmesinin hatalı olduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Davalılar 27.11.2006 tarihli ilk celse imzalı beyanları ile davacıların davasını kabul ettiklerini, babalarının 1/4 hissesi bulunduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece bu kabul beyanı dikkate alınmaksızın hüküm kurulmuştur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun. 92. maddesi “Kabul, iki taraftan birinin diğerinin neticei talebine muvafakat etmesidir.” 95. maddesi “Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder. Bilbeyyine hükme raptı kanunen mecburi olan hallerde müddeaaleyh müddeinin neticei talebini kabul ederse müddeaaleyhin davada devamı huzuru mecburi değildir ve bu kabul bundan başka hukuki bir netice husule getirmez.” hükümlerini içermektedir. Mahkemece anılan maddelere aykırı olarak (kabulün kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı gözardı edilerek) yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.3.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.