YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13163
KARAR NO : 2023/10077
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kanun yararına bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2011 tarihli ve 2009/976 Esas, 2011/142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 62, 51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezaların ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanık müdafii tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine, … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2011 tarihli ve 2009/976 Esas, 2011/142 Karar sayılı kararının, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06.10.2020 tarihli ve 2020/2657 Esas, 2020/10657 Karar sayılı kararı ile sanığın elindeki silahı göstererek mağdurları tehdit ettiğinin kabul edilmesi ve aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması yerine mağdur sayısınca hükümler kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2022 tarihli ve 2021/122 Esas, 2022/48 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebebi
Kararı temyiz ettiğine,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Zamanaşımının dolduğuna,
2. Müştekilerin soyut beyanı haricinde dosyada somut delil bulunmadığına,
3. Meşru müdafaa ve haksız tahrik hükümlerinin değerlendirilmediğine,
C. Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında, trafikte tartıştığı mağdurlara silah göstermek suretiyle tehdit suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, mağdurların beyanı, sanık savunması, tanık beyanları, tutanaklar ve tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Zamanaşımına Yönelik Temyiz Sebebi Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.01.2020 tarihli ve 2017/15-618 Esas, 2020/16 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; kanun yararına bozma talebi üzerine yapılan incelemede, Yargıtay ilgili dairesince yerel mahkeme hükmünün kanun yararına bozulmasına karar verildiği durumda, yerel mahkeme hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği tarih ile Yargıtay ilgili dairesinin karar tarihi arasında geçen süre dava zamanaşımının hesaplanmasında göz önünde bulundurulmayacaktır. Ancak yerel mahkeme hükmünün kanun yararına bozulması üzerine dosyanın derdest hâle gelmesi nedeniyle yargılamaya devam edildiğinde Yargıtay ilgili dairesinin kanun yararına bozma kararı tarihinden itibaren geçerli olmak üzere süre işlemeye devam edeceğinden, dava zamanaşımı buna göre hesaplanmalıdır. Dolayısıyla, Yerel Mahkemece sanık hakkında verilen 24.02.2011 tarihli mahkûmiyet hükmünün temyiz
edilmeksizin kesinleştiği 10.05.2011 tarihinden, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bu hükmün kanun yararına bozulmasına karar verdiği 06.10.2020 tarihine kadar geçen sürenin dava zamanaşımının hesaplanmasında göz önünde bulundurulamayacak olması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; suçun işlendiği 12.07.2009 tarihinden itibaren, zamanaşımının işlemediği kabul edilen süre de dahil edildiğinde, 12 yıllık olağan üstü dava zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Delil Değerlendirmesine Yönelik Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın ve tanık S. I.’nın, sanıkta silah olmadığını beyan etmeleri, katılan T. N.’nin de 16.04.2019 tarihinde verdiği dilekçe ile ifadesinin aksine olay sırasında sanıkta silah olmadığını beyan etmesi ve silahın ele geçirilememesi karşısında, tüm bu hususlar tartışılmadan “sanık savunmaları, katılan beyanları, tanık beyanları, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı” gerekçe gösterilerek yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Haksız Tahrik ve Meşru Savunma Hükümlerine Yönelik Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın savunmasında, karşı tarafın üzerine sopayla yürümesi nedeniyle eline sopa alarak araçtan indiğini ancak araya girenler nedeniyle kavga çıkmadığını beyan etmesi karşısında, olayın çıkışı ve gelişimi üzerinde durularak haksız tahrik ve meşru savunma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
D. Sair Hususlar Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.01.2022 tarihli ve 2021/122 Esas, 2022/48 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
24.04.2023 tarihinde karar verildi.