YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10171
KARAR NO : 2009/13872
KARAR TARİHİ : 30.09.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 14/04/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … PLASTİK SANAYİCİLER ORGANİZE SANAYİ vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29/09/2009 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı HAZİNE vekili Avukat … ile karşı taraftan davalı… PLASTİK SANAYİCİLER ORGANİZE SANAYİ vekili Avukat … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı HAZİNE, … Mahallesi 306 ada 13 parselden (bu parselin ifrazen geldisi de 306 ada 1 parseldir) ifraz edilen ve davalı adına tapuda kayıtlı bulunan …. MAHALLESİ 4057 ada 1 sayılı parselin, kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içinde iken nitelik kaybı nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1994 yılında yapılarak 15.06.1995 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1971 yılında kesinleşmiştir.
Dava konusu taşınmazın ifrazen geldisi olan … Mahallesi 306 ada 1 parsel sayılı (2.542.640 m2) yüzölçümlü taşınmazın, 1971 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çalılık niteliğiyle kişiler adına tespit ve tescil edilmiş, daha sonra TEK kamulaştırması nedeniyle 1984 yılında 6, 7, 8, 9, 10, 11 sayılı parsellere bölünmüş, 6, 7, 8, 9 ve 10 sayılı parseller plon yeri (elektrik direği yeri) olarak TEK idaresi adına tescil edilmiş, kayıt sahipleri üzerinde kalan 11 sayılı parselin bir bölümü Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırılmış, kamulaştırılan bölüme 12 parsel numarası verilerek Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil edilmiş, kalan bölümü de 1.215.121 m2 yüzölçümü ile 306 ada 13 parsel numarası verilerek önceki malikler üzerinde bırakılmış, daha sonra 11.09.1995 tarihinde yeniden yapılan ifraz işlemi ile çekişmeli parselin de içinde bulunduğu parsellere ayrılmıştır.
Mahkemece, 25.02.2009 gün ve 5841 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen ve 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” hükmü uyarınca, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre geçirildikten sonra dava açıldığından, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davaya konu taşınmazın geldisi olan 306 ada 1 sayılı parselden ifraz edilen 306 ada 13 sayılı parsel, yörede 1994 yılında 4785, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalarla değişik 6831 Sayılı Orman Yasası hükümlerine göre 115 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan orman kadastrosunda, öncesi orman olması nedeniyle çekişmeli ifraz parselinin de içinde bulunduğu 306 ada 13 sayılı parselin 644.211 m2 bölümünün orman sınırı içine alınmış, daha sonra 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca XV sayılı poligon içinde Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmış ve işlem kesinleşmiştir. Daha sonra, tapu maliki Kooperatif tarafından, 306 ada 13 sayılı parselin orman sınırları içine alınan 644,211 m2 bölümünün öncesinin orman olmadığı iddiası ile 1994 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması çalışmasının iptali istemiyle açılan davanın kabulüne ilişkin … Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30.12.2002 gün 2002/386-940 sayılı karar, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.09.2004 gün ve 7308-9006 sayılı kararıyla (Dava konusu 306 ada 13 nolu parselin geldisi olan 306 ada 1 sayılı parsele komşu olan taşınmazların 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 1944 yılında yapılan orman kadastrosunda Laz Değirmeni Devlet Ormanı, Yumrukaya … Devlet Ormanı, … Devlet Ormanı ismiyle orman kadastrosu yapılarak orman sınırları içine alınıp kesinleştiği, 1971 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Lazdeğirmeni Devlet Ormanının bulunduğu yere 306 ada 3 parsel, Yumrukaya … Devlet Ormanının bulunduğu yere 306 ada 4 parsel, … Devlet Ormanının bulunduğu yere 306 ada 5 parsel numaraları verilerek bu parsellerin Hazine adına tespit ve tescillerinin yapıldığı, bu duruma göre 306 ada 1 sayılı parselin 3 yönüyle devlet ormanına bitişik bulunduğu, davacı gerçek kişilerin dayandığı 25 Nisan 1926 tarih 7 ve 10 sayılı tapuların ilk tesisi olan Eylül 1288 tarih 202 yoklama numaralı kaydın miktarı ile geçerli kayıtlardan olduğu, çalılık cinsli değişir sınırlı 689.476 m2 yüzölçümlü tapu kaydının 2.542,640 m2 yüzölçümlü 306 ada 1 sayılı parselin orman sınırı dışında kalan bölümüne ait olması gerektiği, ancak o bölümün gerçek kişilerin özel mülkü alabileceği, revizyon tapu kayıt fazlası olduğu anlaşılan çalılık ve orman olması nedeniyle hiçbir zaman zilyet edilmeyen ve eski tarihli … fotoğrafları ile 1968 tarihli memleket haritalarında dahi orman niteliğinde olduğu belirlenen ve bu nedenlerle 1994 yılında orman kadastrosu sınırları içine alınan Güzeller Mahallesi 306 ada 13 sayılı parselin 642.211 m2’lik bölümünün 3402 Sayılı Yasanın 20/B ve C maddesi gereğince eski tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 1/1. maddesi uyarınca Devlet Ormanı olduğu, ancak daha sonra nitelik kaybı nedeniyle yine 1994 yılında Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, yüzölçümüyle geçerli olan eski tapu kaydının orman kadastro sınırları içine alınan ve eskiden beri orman olduğu anlaşılan taşınmaz bölümüne ait olduğunun kabul edilemeyeceği, Devlet Ormanına bitişik ve bu ormanın devamı niteliğinde olduğu belirlenen taşınmazların özel orman olmasına da olanak bulunmadığı, mahkemece yapılan keşifte uygulanan 1940 ve 1968 tarihli … fotoğrafları ile 1957 tarihli memleket haritasında dahi orman niteliğinde olduğunun belirlendiği, bir an için aksi düşünülse bile Devlet Ormanına bitişik olan orman alanlarının 4785
Sayılı Yasa gereğince hiç bir bildirime gerek kalmadan devletleştirildiği, kadastro tespitinin 1971 yılında yapılması nedeniyle zilyetlik koşullarının dahi bulunmadığı, öncesi itibariyle orman vasfında olduğu anlaşılan taşınmazların, 1994 yılında yapılan çalışma ile Devlet Ormanı sınırı içine alınmasının yasal olduğu, dava konusu parselin tesbitine esas alınan değişir sınırlı eski tarihli, davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu yeri kapsamayacağı gerekçesiyle) bozulmuş, mahkemece 21.06.2005 gün 120-322 sayılı kararla 20. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı verilen direnme kararı Yargıtay H.G.K.’nun 10.05.2006 gün 2006/20 – 148 – 284 sayılı kararı ile özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi de Yargıtay H.G.K.’nun 18.10.2006 gün 2006/20 – 628 – 663 sayılı ilamı ile reddedildikten sonra mahkemece 22.03.2007 gün 2006/566-2007/166 sayılı kararla orman kadastrosuna itiraz davasının reddine dair verilen karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.05.2008 gün 3385-7379 sayılı kararıyla onanarak, çekişmeli parselin orman sınırı içine alınma ve nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılma işlemi H.Y.U.Y.’nın 237. Maddesi gereğince taraflar yönünden kesin hüküm halini almıştır.
Diğer taraftan; 6831 Sayılı Yasanın 11/1. Maddesindeki “orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilanı, ilgililere şahsen tebliğ hükmündedir. Tutanak ve kararlara karşı askı ilan tarihinden itibaren altı ay içinde Kadastro Mahkemelerine müracaatla sınırlamaya ve orman sınırı dışına çıkarma işlemlerine hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz etmezse komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu taşınmazlarda, tapu sahiplerinin 10 yıllık süre içinde dava açma hakları saklıdır” hükmü gereğince tapusuz taşınmazlar için altı aylık, tapulu taşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosuna karşı dava açılabilirse de, gerek 20. Hukuk Dairesinin 24.09.2004 gün 7308-9006 sayılı, gerekse bu kararda belirtilen ilkeleri aynen benimseyerek direnme kararını bozan Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2006 gün 2006/20-148-284 sayılı kararında davaya konu taşınmazın geldisi olan 2.542,640 m2 yüzölçümlü 306 ada 1 sayılı parsele uygulanan çalılık cinsli Nisan 1926 tarih 7 ve 10 nolu eski tapu kaydının sınır ve miktar olarak 306 ada 1 (ifrazen 306 ada 13) sayılı parselin orman kadastro sınırları içine alınan davaya konu parseller de dahil olmak üzere 642.211 m2 bölüme uymadığı kabul edildiğine göre, öncesi tapusuz olan taşınmazı orman sınırı içine alan komisyon kararına karşı bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde anılan altı aylık süre içinde dava açılmadığından dava konusu taşınmazı içine alan orman kadastrosunun 15.06.1995 tarihinde kesinleşmiş ve orman sınırları içine alınan taşınmaz kamu malı niteliğini kazanıp eski Medeni Yasanın 633. … Türk Medeni Yasasının 705. maddesinde anılan “Yasada öngörülen diğer haller” nedeniyle ve 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre mülkiyeti 15.06.1995 tarihinde Hazineye intikal etmiştir. Sonradan S.S.Plastik Sanayiciler Toplu İşyeri Kooperatifi tarafından Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 2002/386 (20.H.D. ve H.G.K.’nun bozma kararlarından sonra 2006/566) sayılı dosyasında açılan ve aleyhine sonuçlanarak kesin hüküm halini alan davanın orman kadastrosunun 15.06.1995 tarihinde kesinleşmiş olma ve o tarihte taşınmazın mülkiyetinin Hazineye geçmiş olma olgusunu değiştirmez.
Dava, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 1971 yılında kesinleşmesinden sonra yörede 1994 yılında yapılan orman kadastrosu çalışması ile orman sınırı içine alınıp, daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılma işlemi 15.06.1995 tarihinde kesinleşen ve dava sonra da bu
olgunun hükmen doğru olduğunu belirleyen ve tarafları bağlayan hükme dayalı tapu kaydının iptali ve hazine adına tescili istemine ilişkindir.
Somut olayda; 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesini uygulama olanağı bulunmamaktadır. Çünkü; davacı Hazine tarafından kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten önceki nedenlere değil, sonraki nedene başka bir anlatımla 17.09.1995 tarihinde kesinleşen orman kadastrosuna dayanılarak bu dava açılmıştır. Başka bir anlatımla; arazi kadastro tesbit tutanağının kesinleştiği tarihten sonra kesinleşen orman kadastrosuna dayanılarak temyize konu davayı açmıştır. Yasalarımızda, tutanakların kesinleştiği tarihten sonraki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağına dair her hangi bir hak düşürücü süre, ya da başka bir yasaklayıcı hüküm bulunmamaktadır.
O halde; mahkemece, bu davada 10 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin dava açma engeli bulunmadığı gözetilerek işin esası incelenerek karar verilmesi gerekir.
6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavram içine daha önce kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazlar girer) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1994 yılında yapılıp 15.06.1995 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, 6831 Sayılı Yasanın 11/1.maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali davasının da reddedilerek davalıyı bağlayacak biçimde kesinleştiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının bulunmadığı, öncesi orman olan ve 1971 yılında dahi çalılık niteliğiyle tapuya tescil edilen ve davalı kooperatif tarafından 2002 yılında Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 2002/386 sayılı dosyasında açılan orman kadastrosuna itiraz davasının keşifleri sırasında dahi çalılık niteliğinde olup, … arazisi olarak kullanılmadığı belirlenen taşınmazın orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasının 15.06.1995 tarihinde kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı, Türk Medeni Yasanın 705 (633) ve 6831 Sayılı Yasa gereği mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle, taşınmazın tapu kaydını iptal edecek olan mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, esasen satınalındığı tarihte dahi … alanı olarak kullanılmayan orman ve çalılık niteliğinde olan taşınmazı davalı tarafın bilerek, görerek ve taşınmazın öncesinin Devlet Ormanı sayılan yerlerden olabileceğini araştırmadan satın aldığı tapu maliki olan davalının satış bedelini bu yeri kendisine satan kişi ya da kişilerden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği, aynı parselde ifraz edilen 4041 ada 4, 4045 ada 27, 4049 ada 6, 4055 ada 15 sayılı parseller hakkında Hazinenin aynı nedene dayanarak davalı aleyhine açtığı davanın Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 25.05.2007 gün 2006/29-173 sayılı ve yine aynı parselden ifraz edilen 4053 ada 1 sayılı parsel hakkındaki davanın Asliye (2) Hukuk
Mahkemesinin 18.12.2008 gün 2004/637-598 sayılı kararlarıyla kabul edilerek tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tesciline dair verilen kararların davalı tarafın temyizi üzerine sırasıyla Dairenin 10.02.2009 gün, 2008/14227-2045 ve 16.06.2009 gün 2009/8287-10031 sayılı kararlarıyla onandığı gözönünde bulundurularak Hazine davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı HAZİNE vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 625.00.- YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı HAZİNE’ye verilmesine 30/09/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.