YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10165
KARAR NO : 2009/13280
KARAR TARİHİ : 15.09.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili … Köyü 871 sayılı parselin öncesi orman sınırları içindeyken 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması nedeniyle orman sınırı dışına çıkartıldığını bildirerek, 2/B madde kapsamında kalan tapunun iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 871 sayılı parselin 2/B madde niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 06.12.1996 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile 1951 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre makiye ayırma işlemi vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 28.09.1967 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi tarafından kesinleşen orman kadastro ve 2/B madde uygulamasına ilişkin haritaların uygulanmasına dayalı araştırma ve inceleme sonucu, çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama tutanak ve haritası içinde kaldığı, 1967 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında gerçek kişi adına tespit tutanağı düzenlendiği, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılmış ise de, yasaya ve yönetmeliğe aykırı olarak yapılan makiye ayırma işleminin hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı, makiye ayırma işleminin orman kadastro sınırları (orman rejimi) dışına çıkarma işlemi olmadığından, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kalma ve bu nedenle hukuken orman sayılan yer olma olgusunun devam ettiği, makiye ayırma komisyonunun Yasa ve Yönetmeliğe aykırı olarak … ve … … isimli iki kişiden oluşturulduğu ve… Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 21.06.2005 gün ve 2005/120-322 sayılı kararını direnme yoluyla inceleyen Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2006 gün ve 2006/20-148-286 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 17.09.1951 ve 20.09.1951 tarihleri arasında görev yapan bu kişilerin XVIII numaralı maki poligonu tutanağı düzenlendiği, herhangi bir ölçüm açı değeri göstermeden… merkezi de dahil olmak üzere bir çok köyün yerleşim yerini ve bu köylerin tapulu-tapusuz … arazilerini, meraları, tarıma uygun olmayan dağları, yolları, tahdidi yapılan ve yapılmayan ormanları 1/25.000 ölçekli memleket haritası üzerine kabataslak çizerek 22.262 Hektar yüzölçümlü maki poligonu içinde gösterdiği, aynı şekilde 23 adet başka maki poligonu belirlediği, bu işlemin Yasa ve Yönetmeliğe aykırı olduğu, dava konusu taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, daha sonra 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve …
bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de 1996 yılında kesinleştiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde iken arazi kadastrosu sırasında bu durum göz önünde bulundurulmadan yolsuz olarak tapu kaydı oluşturulmuşsa da, (T.M.Y.nın 1025. md.)yolsuz tescilin bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, 3402 sayılı yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanamayacağı, başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) başka bir anlatımla; mülkiyet hakkının baştan beri doğmadığını belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gözönünde bulundurularak, taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/09/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.