Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1838 E. 2023/2009 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1838
KARAR NO : 2023/2009
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1030 E., 2022/2052 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 26.08.2019
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/247 E., 2021/8 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile eşinden ölüm aylığı bağlanan davacıya babasından dolayıda bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin eşi …’in 16.08.1998 tarihinde vefat ettiğini, davacıya eşinin tabii olduğu Emekli Sandığı’ndan 1998 yılından 2006 yılının üçüncü ayına kadar dul/ölüm aylığı bağlandığını, müvekkilinin babası …’ın ise 14.06.1985 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin babası ve eşi farklı sosyal güvencelerden yararlandığından 2006 yılından 15.09.2014 tarihine kadar müvekkiline hem eşi hem babası üzerinden ölüm aylığı bağlandığını, 15.09.2014 tarihinde “yersiz ödeme” yapıldığı gerekçesi ile davacıdan toplamda 27.020,08-TL kuruma geri ödenmesinin talep edildiğini, müvekkilinin aldığı aylıklardan birinin kesildiğini, işlemin iptali ile 28.05.2019 tarihli dilekçe ile kuruma başvuru yaptığını, idare tarafından başvuru hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir cevap verilmemesi nedeniyle işbu davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek, müvekkilinin ölen eşinden ve babasından ayrı ayrı maaş alma hakkına haiz olduğunun ve kuruma borçlu olmadığının tespitine, kesilen aylığın yeniden bağlanmasına, kuruma geri ödediği 27.020,08-TL’nin ödeme tarihinden itibaren, ödenmeyen aylıkların işlemiş yasal faizleri ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; görev, yetki, derdestlik, husumet, hakdüşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin özetle: “1-Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2-Davacının tahsis talep tarihi itibarıyla 5434 sayılı Kanun kapsamında ve 1479 sayılı Kanun kapsamında aynı anda aylık alabileceğinin tespitine, 3-27.020,98 TL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı … Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine, 4-… yönünden davanın reddine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, Davalı idarenin istinaf taleplerinin reddi ile yerel mahkeme kararının diğer hususlar açısından onanması gerektiği, Mahkeme kararının 15.09.2014 yılından 2019 yılının ekim ayına kadar müvekkilinden haksız yere kesilen maaşların müvekkiline ödenmesi yönünden düzeltilerek bu hususta karar verilmesini istediği, Gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahmiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, Yeterince değerlendirme yapılmadan hüküm kurulduğu, Mahkemece yeterli inceleme yapılmadan dava sübut bulmadan karar verildiği, Gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un gecici 1 inci maddesine göre ölüm aylıklarının bağlanmasında yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926, 2925 sayılı Kanun hükümlerinin aynen uygulanacağı belirtildiğinden uyuşmazlığa 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin uygulanmasıda mümkün olmadığını, mahkemece davacının hem eşinden dolayı 4/c sigortalılığı kapsamında, hem de babasından dolayı 4/b sigortalılığı kapsamında her iki aylığı alabileceği ve kuruma borçlu olmadığının tespitine yönelik kararı yerinde ise de, babasından bağlanan aylıkla igili Eylül/2014-Ekim/2016 tarihleri arası dönem yönünden karar verilmemesi hatalı olmuştur. Çünkü davacıya bu tarihler arası babasından dolayı aylıkların da ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, 1-Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-3 maddesi gereğince kabulüne, … 13. İş Mahkemesinin 2019/247 E., 2021/8 K., sayılı kararının kaldırılmasına, 3-Davanın kabulü ile, a)Davacının hem 5434 sayılı Kanun kapsamında hem de 1479 sayılı Kanun kapsamında aynı anda ölüm aylığı alabileceğinin tespitine, b)Davacının kuruma borçlu olmadığının tespitine ve davacıdan kesilen 27.020,98-TL’nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya ödenmesine. c)Davacının Eylül/2014-Ekim 2016 tarihleri arası babasından dolayı (4/b sigortalılığı kapsamındaki) ödenmeyen ölüm aylıklarının her birinin ödenmesi gerektiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacının eşinden aldığı aylık brüt asgari ücretin üzerinde olduğundan, aylık kesilmesi işleminin yerinde olduğunu, bam kararının kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
479 sayılı Kanun’un 4926 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile değiştirilen 46 ıncı maddesinin 2 inci fıkrasının “Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının ( c ) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmü ile yine 1479 sayılı Kanun’un 4926 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi ile değiştirilen 45/c maddesinin “on sekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmi beş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’i,” oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir.

Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacının eşi 4/1-c kapsamında sigortalı iken 16.08.1998 tarihinde vefat ettiği, davacıya eşinden dolayı aylık bağlandığı, babasının ise 1479 sayılı Kanuna tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 14.06.1985 yılında vefat ettiği ve davacının talebi üzerine 4/b aylık bağlandığı, 2013/26 sayılı genelge gereği babasından almakta olduğu ölüm aylığının 01.01.2014 tarihi itibariyle iptal edildiği ve yersiz ödenen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği, 4956 sayılı Kanun ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2 inci madde hükmünde yer alan ” bu Kanun ile diğer Sosyal Güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine “aylık bağlanır” şeklinde düzenleme gözetildiğinde her iki aylığa hak kazandığı anlaşılmaktadır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.