Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/12204 E. 2023/1505 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12204
KARAR NO : 2023/1505
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar/borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibinde; ipotek borçluları … ve …’ün sair fesih iddiaları ile birlikte, satış ilanı tebligatının usulüne uygun olmadığını ileri sürerek, … İli, … İlçesi, … Mahallesi, 121 ada 1 nolu parsel, 122 ada 6 nolu parsel, 124 ada 7 nolu parsel, 121 ada, 2 nolu parsel, 122 ada 5 nolu parsel ve 114 ada 15 parsel nolu taşınmazlara ilişkin ihalelerin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurdukları, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddi ile para cezasına hükmedildiği, şikayetçiler tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davacılardan …’ün davasının reddi ile, İİK’nn 134/2. maddesi gereğince feshi istenen ihale bedelinin (1.313.650,00 Türk lirası) %10’u oranında (131.365,00 TL) para cezasının davacı …’ten tahsili ile Hazineye irad kaydına, davacı …’ün şikayetinin kabulü ile, … İcra Müdürlüğünün 2019/116 Talimat sayılı dosyasında 29.09.2020 tarihinde yapılan ihalelerin feshine karar verildiği, kararın şikayetçilerden … ve alacaklı tarafından temyizi neticesinde Dairemizce; …’ün temyizi yönünden: 121 ada 1 nolu parsel, 122 ada 6 nolu parsel, 124 ada 7 nolu parsel sayılı taşınmazlar hakkında ihalenin feshi isteminin aktif husumet yokluğundan reddi ile bu taşınmazlar yönünden para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken şikayetin tümden esastan reddi ve şikayete konu tüm taşınmazların ihale bedelleri üzerinden para cezasına hükmedilmesi yerinde olmadığı gerekçesi ile; alacaklının temyizi yönünden: 121 ada 2 nolu parsel, 122 ada 5 nolu parsel ve 114 ada 15 parsel nolu taşınmazların malikinin … olmadığı, şikayetçi …’ün bahsi geçen taşınmazlar yönünden şikayetinin aktif husumet yokluğundan reddine, 7226 sayılı Kanun’a göre satış ilanının sadece elektronik ortamda yapılmasının yeterli olduğu ve başkaca fesih nedeni de bulunmadığı, 121 ada 1 nolu parsel, 122 ada 6 nolu parsel, 124 ada 7 nolu parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise ihalenin feshi isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; … yönünden; … Mah. 121 ada 1 parsel, 122 ada 6 parsel, 124 ada 7 parsel sayılı taşınmazlarının ihalesinin feshine ilişkin şikayetin aktif husumet yokluğundan reddine, … Mah. 121 ada 2 parsel, 122 ada 5 parsel,
114 ada 15 parsel sayılı taşınmazların ihalesinin feshine dair şikayetin reddine; … yönünden; … Mah. 121 ada 2 parsel, 122 ada 5 parsel, 114 ada 15 parsel sayılı taşınmazlarının ihalesinin feshine ilişkin şikayetin aktif husumet yokluğundan reddine, … Mah. 121 ada 1 parsel, 122 ada 6 parsel, 124 ada 7 parsel sayılı taşınmazların ihalesinin feshine dair şikayetin reddine karar verildiği, kararın şikayetçiler … ve … tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Taşınmaz rehni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 850. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 850. maddesine göre taşınmaz rehninin ipotek veya ipotekli borç senedi ve irat senedi şeklinde kurulabileceği, başka herhangi bir şekilde kurulamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere ipotek, taşınmaz rehninin bir türüdür ve bir borcun ödenmesinin taşınmazla teminat altına alınması hukuki ilişkisine dayanır. İpotek, taşınmaza taalluk eden haklardandır. Aynı Kanunun 855. maddesine göre birden fazla taşınmazın bir alacağın teminine tahsis edilmesi mümkündür. Bu durum toplu rehin kurulması veya rehin yükünün paylaştırılması yoluyla sağlanabilir.
Uygulama ve öğretide yer alan tanımlamaya göre bir tek alacak için birden fazla taşınmaz üzerinde her biri alacağın tamamına teminat (güvence) teşkil etmek üzere rehin yükü taşınmazlar arasında paylaşılmadan kurulan rehine toplu rehin (kollektif rehin-müşterek rehin, birlikte rehin=…) denilmektedir. (Köprülü, Sınırlı Ayni Haklar, … 1982-1983, 2. bası sh. 291 vd.)
Kanunun 855. maddesinde de açıkça ifade edildiği gibi bu rehin türü “üzerinde kurulmak istenen taşınmazlarının mülkiyetinin aynı kişiye ait olması” ya da “taşınmazların ayrı kişilerin mülkiyetinde yani taşınmazların malikleri farklı kimseler ise bu kişilerin güvence altına alınmak istenen borçtan müteselsil olarak sorumlu bulunmaları” hallerinde kurulabilmektedir. Bu şartlar yoksa toplu rehin kurulamaz.
Toplu rehinde amaç, tek bir alacağın tamamını birden fazla taşınmaz ile teminat altına almaktır, dolayısı ile birden fazla taşınmaz üzerinde kurulu rehinler arasında hukuki bağlılık vardır ve bu bağ içerisinde alacaklının alacağını tahsil etmesi asıldır. Rehinli alacaklının teminatı ne denli fazla olursa olsun temelde alacağını ancak bir kere elde edebileceğinin de unutulmaması gerekir. Böylece rehinli taşnmazlardan birisinin paraya çevrilmesi halinde rehinli alacaklı alacağını tahsil etmişse artık diğer taşınmaz üzerindeki rehnin konusu kalmayacak ve sona erecektir. Kısacası alacaklı alacağının tutarını bir kez isteyebilir. Alacağı tümüyle karşılandığında bütün taşınmazlar hakkındaki rehin hakkının sona ermesi gerekir.
4721 Sayılı TMK’nun 873/3. maddesine göre “Aynı alacak için birden fazla gayrimenkul üzerinde rehin tesis edilmiş ise alacaklı bunların aynı zamanda satılmasını talep etmeye mecburdur. Bununla beraber icra memuru ancak gerektiği kadarını satar.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, toplu rehin durumunda, ipotek alacaklısı alacağı gününde ödenmemişse açıklanan yasa hükmü gereği üzerinde toplu (birlikte) rehin kurulmuş olan taşınmazların her birinin aynı zamanda satılmasını talep etmek zorundadır. Bu zorunluluk alacaklının istediği taşınmazı sattırarak keyfi davranmayı önlemeye yöneliktir. (HGK 27.11.2002 T., 12-823/1020 K.) Dolayısıyla tüm taşınmazlar için takibin birlikte başlatılması ve satışının da aynı anda talep edilmesi gerekmektedir. Bu husus kamu düzeninden ve takip şartı olup, mahkemece re’sen nazara alınmalıdır.
Somut olayda; 06.10.2015 tarih ve 3647 yevmiye nolu ipotek resmi senedi incelendiğinde, … ilçesi, … Mah. 107 parsel, 159 parsel, 164 parsel, 168 parsel, 176 parsel ve 314 parsel nolu (yenileme sonrası ada ve parsel numarları değişmiştir) taşınmazların tamamı üzerine alacaklı lehine 4.545.000-TL bedelle fekki bildirilinceye kadar müddetle olmak

üzere üst sınır ipoteği tesis edildiği görülmektedir. Takip dosyası incelendiğinde ise taşınmazların tamamı üzerinde toplu (birlikte) rehin konulmuş olmasına rağmen …’ten taşınmazları ipotek yükü ile satın alan… adına kayıtlı … Mah. 122 ada 4 parsel ve 120 ada 8 parsel nolu taşınmazların satışının 29.11.2019 tarihli satış talebinde istenmediği ve bu taşınmazların satışının da yukarıda bahsi geçen taşınmazlar ile birlikte yapılmadığı görülmüştür. TMK’nın 850. ve 873. maddeleri uyarınca aynı alacaktan dolayı birden fazla verilmiş limit ipoteği mevcut olduğundan, birlikte satışının istenilmesi zorunludur. Taşınmazların ayrı ayrı satışa çıkarılması yerinde değildir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, birden fazla taşınmaz hakkında takip yapılmasına karşılık, taşınmazların tamamı yerine bir kısmının satışının talep edilmesi anılan yasa maddelerine aykırı olduğundan şikayetçilerin talebinin kabulü ile ihalelerin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan, … Mah. 122 ada 6 parsel yönünden asıl takip dosyası incelendiğinde ne takip talebinde ne de icra emrinde bu taşınmazın yer almamasına rağmen taşınmaz hakkında satış kararı verilerek satışının yapılması da yerinde olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Diğer taraftan, bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilmektedir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK’nın 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararları).
Bu sayılanların dışında, ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü – C. V, 6, b … 2001, s. 4738 vd).
Öte yandan, maddi hata (hukuki yanılma), maddi veya hukuki bir olayın olup olmadığında veya koşul veya niteliklerinde yanılmayı ifade eder ( Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Doruk Yayınları, 1. Baskı, 1976, s. 208).
Burada belirtilen maddi hata kavramından amaç; hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta hata olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık hatalardır.
“Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması da usulü müktesep hak teşkil etmez” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.1972 gün ve E:1968/1-277, K:176; 01.03.1995 gün ve E:1995/7-641, K:117; 23.01.2002 gün ve E:2001/1-1010, K:2002/1; 12.07.2006 gün ve E:2006/4-519, K:527; 04.11.2009 gün ve E:2009/13-370, K:2009/480 sayılı kararları, …, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, … 2001, Cilt 5, sayfa 4771 vd.).
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için, bir davada ya taraflar ya

mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.2017 tarih ve 2017/2-1607 Esas, 2017/968 Karar sayılı kararı).
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; Dairemizin 12.05.2022 tarih tarih ve 2021/12520 E. – 2022/5657 K. sayılı ilâmı maddi hataya dayalı olup, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulması, alacaklı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaz.
SONUÇ: Şikayetçilerin temyiz isteminin kamu düzeni nedeniyle re’sen yapılan inceleme sonucu kısmen kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 13.09.2022 tarih ve 2022/1877 E. – 2022/1875 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.