Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1161 E. 2023/2014 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1161
KARAR NO : 2023/2014
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1323 E., 2022/2296 K.
DAVA TARİHİ : 21.04.2017
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/94 E., 2020/210 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile eşinden ölüm aylığı bağlanan davacıya babasından dolayıda bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Bağ-Kur sigortalısı babasının 04.12.1992 tarihinde, SSK’lı eşinin 03.06.1982 tarihinde vefat ettiğini, davacının ölüm aylığı almakta iken 01.02.2016 tarihli yazıda 12.10.2015 tarih 2015/mak/003 sayılı denetim raporunda, gelirin belirlenen ölçütün üzerinde olduğunun tespit edildiğinden maaşın iptal edilmiş olup 26.237,42 TL borç tahakkuk yapıldığının beyan edildiğini, devamında davacının 19.04.2016 tarihli dilekçe ile kuruma tekrar başvuru yaptığını oluşan borcun iptali ile aylığın tekrar bağlanmasını talep ettiğini, söz konusu başvuru sonrasında maaşının 28.11.2016 tarihinde bağlanacağının söylendiğini ancak yapılan borç tahakkukunun silinmediğini, tekrar bağlanan maaştan ve eşinden kaynaklı olarak alınan maaştan kesinti yapılmaya devam edildiğinin öğrenildiğini, yapılan maaşa kesintisiz ve borç tahakkukunun haksız olduğunu, davacının hem eşinden hem de babasından maaş almasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını ileri sürerek davacının Kuruma 26.237,42 TL borçlu olduğu belirtilen 12.10.2015 tarihli işlemin iptali ile davacının borçlu olmadığının tespitine, davacının maaşından borç sebebi ile kesilen ve kesilmeye devam eden tutarların yine kesildiği tarih göz önüne alınarak ve yasal faiziyle iadesine, maaşın kesilme işlem tarihinden tekrar bağlanma tarihi olan 28.11.2016 tarihine kadar ödenmeyen maaş alacaklarının yine ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiziyle davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum işlemlerinde hata bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin özetle: “Davanın kabulü ile; 1-Davacının, babasından dolayı almış olduğu ölüm aylığının kesilmesine ve bu nedenle davacıya borç çıkartılmasına ilişkin kurum işlemlerinin iptaline, aylığın kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması ve maaşından bu nedenle yapılan kesintilerin iade edilmesi gerektiğinin tespitine, 2-Davacıya babasından dolayı ödenmeyen aylıkların her bir aylığın hak kazanıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacının eşinden aldığı aylık brüt asgari ücretin üzerinde olduğundan, aylık kesilmesi işleminin yerinde olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Davacının müteveffa eşinden (506 sayılı Kanun kapsamında) ve müteveffa babasından (1479 sayılı Kanun kapsamında) dolayı ölüm aylığı almaya hak kazanması ve ikisini birden almaya engel bir yasal düzenleme olmaması karşısında mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine
karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacının eşinden aldığı aylık brüt asgari ücretin üzerinde olduğundan, aylık kesilmesi işleminin yerinde olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
479 sayılı Kanun’un 4926 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile değiştirilen 46 ncı maddesinin 2 nci fıkrasının “Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanun’un 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının ( c ) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmü ile yine 1479 sayılı Kanun’un 4926 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi ile değiştirilen 45/c maddesinin “on sekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmi beş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’i,” oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir.

Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacının eşi 4/1-a kapsamında sigortalı iken 03.06.1982 tarihinde vefat ettiği, davacıya eşinden dolayı aylık bağlandığı, babasının ise 1479 sayılı Kanun’a tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 04.12.1992 yılında vefat ettiği ve davacının talebi üzerine 4/b aylık bağlandığı, 2013/26 sayılı genelge gereği babasından almakta olduğu ölüm aylığının 2009/6 tarihi itibariyle iptal edildiği ve yersiz ödenen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği, 4956 sayılı Kanun ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2 nci madde hükmünde yer alan ” bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik Kanun’ları kapsamında çalışmayan, bu Kanun’lar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine “aylık bağlanır” şeklinde düzenleme gözetildiğinde her iki aylığa hak kazandığı anlaşılmaktadır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.