YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13354
KARAR NO : 2023/9887
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 09.02.20164gün ve 2015/9024 soruşturma sayılı iddianamesi ile;
a. Suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-d, 37/1, 31/2 nci maddeleri (mağdur sayısınca ayrı ayrı iki kez)
b. Suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a-c-d, 37/1, 31/3 üncü maddeleri (mağdur sayısınca ayrı ayrı iki kez) uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2016 tarihli ve 2016/39 Esas, 2016/88 Karar sayılı kararı ile;
a. Suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 149/1-a-c-d, 168/3, 31/2, 62 nci maddeleri (mağdur sayısınca ayrı ayrı iki kez) 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b. Suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 149/1-a-c-d, 168/3, 31/3, 62 nci maddeleri (mağdur sayısınca ayrı ayrı iki kez) uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Verilen kararın suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.12.2020 tarihli ve 2016/4982 Esas, 2019/2948 Karar sayılı kararı ile;
“Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler kurulunun takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabul ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1)Suça sürüklenen çocukların, katılanların yol üzerinde geçişini engelleyecek şekilde önceden engeller koyarak ve tertibat alarak yolu kesmek biçiminde bir hareketlerinin bulunmadığı olayda, 5237 sayılı TCK’nin 149/1. maddesinin (d) bendinin uygulama koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi,
2)Suça sürüklenen çocuklar hakkında her iki mağdura yönelik eylemleri için ayrı ayrı kurulan hükümlerde TCK’nin 149/1-a-c-d. maddesi gereğince 12 yıl hapis cezası belirlendikten sonra; temel cezadan TCK’nin 168/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılır iken, hesap hatası sonucu “ 8 yıl ” yerine “9 yıl” hapis cezası belirlenmesi suretiyle, yanlış belirlenen bu ceza üzerinden de suça sürüklenen çocuk … hakkında TCK’nin 31/2. maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapıldığı sırada “4 yıl” yerine “4 yıl 6 ay” hapis cezasına; suça sürüklenen çocuk … … hakkında ise TCK’nin 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapıldığı sırada “5 yıl 4 ay” yerine “6 yıl” hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini,
3)Suça sürüklenen çocuklar hakkında, 5237 Sayılı TCK’nin 168. maddesinin, TCK’nin 31. maddesinden önce uygulanması suretiyle aynı kanunun 61. maddesine aykırı davranılması,
4)Suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine 5271 sayılı CMK’nin 326/2. maddesine aykırı olarak “Müteselsilen alınmasına” şeklinde karar verilmesi,
“
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2021 tarihli ve 2021/12 Esas, 2021/82 Karar sayılı kararı ile;
a. Suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 149/1-a-c, 31/2, 168/3, 62 nci maddeleri (mağdur sayısınca ayrı ayrı iki kez) 3 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b. Suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 149/1-a-c, 31/3, 168/3, 62 nci maddeleri (mağdur sayısınca ayrı ayrı iki kez) uyarınca 4 yıl 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Verilen kararın suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28.02.2022 tarihli ve 2021/22796 Esas, 2022/2349 Karar sayılı kararı ile;
“Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Oluş ve dosya içeriğine göre, olay tarihinde suça sürüklenen çocukların iştirak halinde müştekileri tehdit ederek mağdur …’dan 30 TL ve 1 dolar, mağdur …’ dan ise 10 TL parayı zorla aldıkları olayda, suça sürüklenen çocukların mağdurlara yönelik eylemleri hakkında ayrı ayrı TCK’nın 149/1-a-c, 31/2, 31/3, 168/3 ve 62/1. maddeleri kapsamında mahkûmiyet hükümleri verilmiştir.
TCK’nın “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
TCK’nın 145. maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur.
Y.C.G.K.’nın 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 145. (veya 150/2) maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır.
Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
TCK’nın 145 ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hakime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, TC Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34, 223, 230 ve 289. maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, TCK’nın 145 veya 150/2. maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.
Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, mağdurlardan alınan paraların suç tarihi olan 08.10.2015 itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuklara verilen cezalarda değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle;
1- 5237 sayılı TCK’nın 150/2. maddesiyle suça sürüklenen çocuklara verilen cezalardan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması hususunun gözetilmemesi,
2- Bozma öncesi yargılama giderlerinin her bir suça sürüklenen çocuğun sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “Suça sürüklenen çocuklardan eşit olarak” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması, “
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
6. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2022/37 Esas, 2022/132 Karar sayılı kararı ile;
a. Suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 149/1-a-c, 31/2, 150/2, 168/3, 62 nci maddeleri (mağdur sayısınca ayrı ayrı iki kez) 2 yıl 13 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b. Suça sürüklenen çocuk … hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’ un 149/1-a-c, 31/3, 150/2, 168/3, 62 nci maddeleri (mağdur sayısınca ayrı ayrı iki kez) uyarınca 2 yıl 8 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuklar ve Müdafilerinin Temyiz İsteği;
1-Bozma sonrası 5237 sayılı Kanun’ un 150/2 nci maddesi uygulanırken alt sınırdan değil, 1/2 oranında indirim uygulanması gerektiğine,
2- Beraat etmesi gerektiğine,
3-Vesaire
İlişkindir.
B.Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği;
1-Bozma sonrası 5237 sayılı Kanun’ un 150/2 nci maddesinin uygulanmaması gerektiğine,
2- Temel ceza belirlenirken en üst sınırdan ceza tayini yapılması gerektiğine,
3-Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suça sürüklenen çocukların, olay tarihinde cadde üzerinde yolda ilerlemekte olan mağdurların önlerine geçtikleri, suça sürüklenen çocuk … …’ın yanında diğer suça sürüklenen çocuk … olduğu halde mağdurları kollarından tutarak park halinde bulunan bir otomobilin arkasına çektiği ve bıçağı mağdurlara yönelterek mağdurlara hitaben ”paralarınızı çıkartın bana vereceksiniz, arar bulursam bıçağı size saplarım, polise söylerseniz sizi vurur öldürürüm.” diyerek tehdit ettiği, akabinde suça sürüklenen çocuk …’ın mağdur …’nin yüzüne bir tokat attığı ve paraları çıkartmasını söylediği, mağdurların parayı çıkartmak istememesi üzerine suça sürüklenen çocuk …’ın, mağdur …’nin üzerini aramak istediği ancak endişelenen mağdur …’nin 1 adet 20 TL, 1 adet 10 TL ve 1 adet 1 Amerikan Dolarını cebinden çıkararak suça sürüklenen çocuk …’a verdiği, yine mağdur …’in de cebinde bulunan 1 adet 10 TL’yi suça sürüklenen çocuk …’a verdiği, bunun üzerine suça sürüklenen çocukların paraları alarak mağdurlara hitaben “burada bekleyin polise haber vermeyin” diyerek olay yerinden ayrıldıkları mahkemece kabul edilmiştir.
2. Olaya ilişkin yapılan araştırma neticesinde tanzim olunan 09.10.2015 tarihli görüntü inceleme ve kimlik tespit tutanağı ile suç tarihinde saat 16.15 sıralarında suça sürüklenen çocukların mağdurların bulunduğu istikamete doğru yaya olarak gittiği tespit edilmiştir.
3. Fotoğraf teşhis tutanağı ile mağdurların kendilerini yağmalayan şahısların suça sürüklenen çocuklar olduğunu teşhis ettiği tespit edilmiştir.
4. Suça sürüklenen çocukların soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde; olay günü … Markete doğru gittiklerini, bisiklet üzerinde daha önceden tanımadıkları 13-14 yaşlarında 2 erkek çocuğu gördüklerini, … isimli arkadaşlarının çocukların yanlarına gittiğini, üzerlerinde para olup olmadığını sorduğunu, hayatında hiç para görmediğini, paralara bakıp sayacağını ve geri vereceğini çocuklara söylediğini, çocukların parayı vermek istememesi üzerine cebinden sustalı bir bıçak çıkardığını ve zorla çocuklardan para aldığını, ayrıca çocuklardan bir tanesinin yüzüne tokat attığını beyan ettikleri görülmüştür.
5. Suça sürüklenen çocukların mahkemede alınan savunmalarında, mağdurlardan para istediklerini kabul ettiği ancak borç olarak aldıklarını beyan ettiği, bu şekilde her iki suça sürüklenen çocuğun da tevil yollu ikrar mahiyetinde beyanlarda bulunduklarını beyan etmişlerdir.
6. (12-15) yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk …’ın alınan 27.11.2015 tarihli raporu ile işlediği iddia edilen yağma fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algıladığı ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiği tespit edilmiştir.
7. Suça sürüklenen çocukların babası olan …’ın 11.04.2016 tarihli celsede mağdurların zararını karşıladığı anlaşılmıştır.
8. Mağdurlar hakkındaki Nazilli Devlet Hastanesince düzenlenen 09.10.2015 tarihli raporlar dosyada mevcuttur.
9. Olay anını içerir görüntü inceleme ve kimlik tespit tutanağı dosyada mevcuttur.
10. Olayın ertesi günü olan 09.10.2015 tarihli yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı dosyada mevcuttur.
11. Suça sürüklenen çocukların sosyal inceleme raporu dosyada mevcuttur.
12. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (5) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuklar ve Müdafilerinin Temyiz İsteği Yönünden
1. Mahkemece Yargıtay’ın Bozma İlamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, suça sürüklenen çocukların fikir ve eylem birliği içerisinde, her türlü araştırmaya rağmen ele geçirilemeyen bıçakla, mağdurların yolunu kesmek ve mağdurları tehdit etmek suretiyle paralarını aldıkları ve bu suretle üzerlerine atılı yağma suçunu işledikleri sabit olduğundan mahkemece mahkumiyet kararı verilmesinde ve Yargıtay bozma ilamına uyularak 5237 sayılı Kanun’ un 150/2. maddesinden indirim yapılırken hakimin takdir yetkisi doğrultusunda indirim yapılmasında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1. Mahkemece Yargıtay’ın Bozma İlamına uyularak yapılan yargılama neticesinde 5237 sayılı Kanun’un 150/2. maddesi uyarınca indirim yapılmasında suça konu şeyin değerinin az olması da dikkate alınarak hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Fikir ve eylem birliği içerisinde, ele geçirilemeyen bıçakla, mağdurların yolunu kesmek ve mağdurları tehdit etmek suretiyle paralarını aldıkları ve bu şekilde nitelikli yağma suçu işlediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak belirlenen cezanın hakimin takdir yetkisi de dikkate alınarak hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2022/37 Esas, 2022/132 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk …, suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve katılanlar vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.