Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/1275 E. 2023/3051 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1275
KARAR NO : 2023/3051
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet

Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.11.2020 tarihli ve 2019/113 Esas, 2020/368 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 19.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.03.2023 tarihli ve 2022/18440 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/31953 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/31953 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın inceleme dışı sanık … Hasanusta ile birlikte hareket etmek suretiyle “sahibinden.com” isimli internet sitesine satılık “Play Station 4” marka oyun konsolu ilanı koymak suretiyle anılan oyun konsolunu satacağı konusunda müştekiyi aldatıp, satış bedeli olarak kendi adına kayıtlı banka hesabına 1.100,00 Türk lirası göndermesini sağlayarak müştekiden haksız yarar sağladığının iddia ve kabul edildiği olayda, her ne kadar mahkemece atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
Elde edilen banka kayıtlarına göre müşteki tarafından sanık adına kayıtlı banka hesabına 29/03/2018 tarihinde gönderilen paranın aynı tarihte inceleme dışı sanık … Hasanusta adına kayıtlı hesaba havale edildiğinin ve müştekinin olay günü gördüğü ilan üzerine aradığı telefon numarasının sanık adına kayıtlı olmadığının anlaşılması, sanığın savunmalarında üzerine atılı suçu kabul etmemesi karşısında, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğine dair cezalandırılmasını gerektirir nitelikte herhangi bir tespitin yapılamadığı cihetle, müsnet suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır.
2. Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre bozma nedenleri; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
3. Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün hangi hallerde kanun yararına bozulabileceği, kanun yararına bozma kararının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır. Dava konusu olayda mahkemece kanıtların toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen hükümde, sanığın cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığından bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkün değildir. Zira böyle bir durumda ortada hukuka aykırılık hali bulunmamakta olup, varolan kanıtların mahkûmiyete yeterli olup olmamasına ilişkin değerlendirme yanlışlığından kaynaklanan bir uyuşmazlık hali söz konusudur.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin istemde belirtilen “…sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğine dair cezalandırılmasını gerektirir nitelikte herhangi bir tespitin yapılamadığı cihetle, müsnet suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği…” şeklindeki nedenin kanun yararına bozma yolunda ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.04.2023 tarihinde karar verildi.