Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10658 E. 2009/13353 K. 15.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10658
KARAR NO : 2009/13353
KARAR TARİHİ : 15.09.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

– K A R A R –

Davacılar, orman niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan … mah. 948 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz içinde ve … çıkmazı sokak 12 numarada bulunan binanın 1. katının, babaları … ölümünden önce annesi ve kardeşleri ile yaptığı 02.10.1997 tarihli sözleşmede,annesi … ölümü halinde bu yerin kendisine kalacağının kararlaştırıldığını, anneleri … … ile babaları … vefat etmesi ile sözleşme gereği mirasçıları olan davacılara kaldığını, ancak davalıların davaya konu yere haksız olarak kiraya vermek suretiyle el attıklarını ileri sürerek, davalıların haksız el atmasının önlenmesi ile tapusuz taşınmazın zilliyetlik ve mülkiyet haklarının davacılara ait bulunduğunun tespitine karar verilmesi istemiyle dava açmışlardır.
Davalılar, öncelikle binanın bulunduğu yerin Hazine adına orman olarak tapuda kayıtlı olduğunu, binanın menkul hükmünde sayılacağını kaçak olarak yapıldığını, kaçak binada mülkiyet ve zilliyetlik iddiasında bulunamayacağını, 02.10.1997 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığını, davalı … … … sözleşmenin yapıldığı tarihte yurt dışında bulunması nedeniyle, sözleşmenin geçerli olmadığını bildirerek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın KABULÜNE, dava konusu … … Mahallesinde, orman niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olan, 948 ada, 1 nolu parsel üzerinde, … çıkmaz sokağında bulunan 12 numaralı binanın zemin katıNda ve kiracı Deniz …’ın oturduğu daireye, davalılar … ve …’ın el atmasının önlenmesine ve bu dairenin davacılara ait bulunduğunun tespitine,karara bilirkişiler …’nun 27/10/2007 tarihli raporlarının ve krokilerini bir örneğinin eklenmesine, karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastrosu kesinleşmiş ve Hazine adına tapuya tescil edilmiş olan 948 ada 1 sayılı 6 461 220 m2 yüzölçümlü orman parseli içinde kalan ormana elatılarak kaçak olarak yapılan binaya elatmanın önlenmesi ve zilyetliğin tespiti ile tazminata ilişkindir
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de delillerin takdirinde hataya düşülmüştür.Şöyle ki;zilyetliğe konu olmayacak haklar ve mallar yönünden T.M.Y.’da belirtilen zilyetlikle ilgili hükümler uygulanamaz. T.M.Y.’sı özel mülkiyete konu olabilen mallarda zilyetlik hükümlerini düzenlemiştir.
Kamu malları üzerindeki devletin ya da kamu tüzel kişiliklerinin var sayılan zilyetliği, özel hukukun zilyetlik hükümleri ile ilgili değildir. Bireylerin, bu nitelikteki mallardan yararlanmaları özel hukukta tanımlanan zilyetlik hükümleri ile izah edilemez.
Yani, özel kişinin kamu mallarını elinde bulundurması ya da ondan yararlanması özel hukukun tanımladığı zilyetlik olarak nitelendirilemeyeceğinden, kamu malını kullanan kişinin Medeni Yasanın zilyetliğin korunması hakkındaki hükümlerinden yararlanması mümkün değildir.
Yol, …, park, orman gibi kamu mallarından özel kişilerin zilyetliğinden söz edilemez. Bu gibi yerlerdeki kullanma ya da yararlanma M.Y. ‘nın 973 (887) maddesinde tanımı yapılan “bir şey üzerinde fiili hakimiyet” olarak kabul edilemez. Zilyetlik hükümleri, eski ve … Medeni Yasanın Eşya Hukuku (Ayni haklar) Kitabının Üçüncü kısmında bulunmaktadır. Yani zilyetlik özel hukukun bir dalı olan Medeni Yasanın Eşya Hukuku bölümünde düzenlenmiştir. Buna karşılık, kamu malları ve bunların hukuksal durumları ile kamu hukuku ilgilenir. Özel hukuk alanında kalan zilyetlik hükümlerini, kamu mallarına uygulayarak, özel kişilere bunlar üzerinde zilyetlik tanımak ve buna bağlı olarak da zilyetliğin korunmasına ilişkin hükümlerden faydalanmalarına olanak vermek hukuki dayanaktan yoksundur. Aksi halde yasalar karşısında suç oluşturan zilyetliğe hukukilik kazandırılmış olur.
Yasalarımız kamu malları üzerinde kişilerin, özel olarak egemenlik ve fiili hakimiyet kurmalarına izin vermemiştir. ……/… gibi hukukçuların kabul ettiği gibi, bir özel kişi kamu malları üzerinde zilyet sayılamayacağından, başka bir özel kişiye karşı zilyetliğin korunması davası açamaz. Gerçek kişi ile köy tüzelkişiliği arasında görülen zilyetliğin korunması davasında orman olduğu saptanan dava konusu taşınmaza davalının el atmasının önlenmesi yolunda dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi konusundaki özel daire kararına direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/20-148-2004/148 sayılı kararı da (..mevcut zilyetliğin M.K.887(T.M.K.973) anlamında fiili hakimiyet sağlayacak mahiyette bulunmamasına göre ve özel daire bozma kararındaki gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir.)
Özünde kamu malı olan bir taşınmazın, her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilmiş olması halinde, bu tescil o taşınmazın kamu malı olma özelliğini değiştirmeyeceğinden, özel hukuk kurallarına tabi olan taşınmazlar hakkında uygulanması, gereken kuralların ve Medeni Yasanın 1023 (eski 931) maddesinde öngörülen “tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” hükümlerinin uygulanamayacağı Yüksek Kurulun bir çok kararları ile kabul edilmiştir. (H.G.K. 21.02.1990 gün 1989/1-700/101 ve 11.06.2003 2003/13-414/410 ve son olarak 03.12.2008 gün 2008/7-717-722 sayılı kararları) Yüksek Kurulun bu ve diğer birçok kararında, aslında kamu malı olan taşınmazlara özel hukuk kurallarının uygulanamayacağını açıkça belirtmiştir.
Somut olayda, davaya konu … mah. 948 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz daha önceki yıllarda yapılan orman kadastrosunda Devlet ormanı olarak sınırlandırılma işlemi kesinleşmiş, 1957 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunda da orman niteliğinde Hazine adına tescil edilmiş olduğundan, kamu malı olan ormanlarda Medeni Yasanın zilyetliğin korunması ile ilgili hükümlerinin uygulanmaması gerekir.
Ayrıca,davacı da davalı da dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetlik 6831 Sayılı Orman Yasasının 91, 93 ve devamı maddeleri gereğince suç oluşturduğundan bu tür bir taşınmaz üzerindeki yapının kaçak olduğunu kabul etmektedir.Hukuk Genel Kurulunun 2009/13-208-230,2009/15-178-242 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi,(HGK’nun 17/11/1999 gün 1999/15-653-1999/965 EK,4/4/2001 gün 2001/15-305-336EK sayılı kararlarında belirtildiği üzere İmar kanunu kamu düzeni ile ilgili olup emredici hükümler taşıdığından mahkemelerce resen gözönünde bulundurulmalıdır.imar kanununa aykırı yapılan her türlü inşaatın yıkılması gerekeceğinden yaratılan değerlerin hukuken korunması söz konusu olamayacağı gibi kanuna aykırılık devam ettiği sürece bu nitelikteki bir binadan dolayı hangi hukuksal nedene dayalı olursa olsun hak talebinde bulunulamaz.)
O halde dava konusu kamu malı – orman niteliğindeki taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetlik 6831Sayılı Orman Yasasının 91, 93 ve devamı maddeleri gereğince suç oluşturduğundan bu tür bir taşınmaz hakkında Medeni Yasanın özel mülkiyete konu olan taşınmazlar hakkında uygulanması gereken hükümlerine dayanılarak açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kadastrosu kesinleşmiş Devlet Ormanına bina yapmak suretiyle ormanı işgal eden kişiler hakkında 6831 Sayılı Orman Yasasının ceza hükümlerine göre işlem yapılması için bu kararın bir örneğinin mahkemece Orman İşletme Müdürlüğüne ve Sarıyer … Savcılığına gönderilmesine 15/09/2009 günü oybirliği ile karar verildi.