YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5653
KARAR NO : 2007/3195
KARAR TARİHİ : 30.03.2007
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … gelmiş davalı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, 05.08.1999 tanzim tarihli ve değişik vadeli 5 adet 4.800.000.000 TL’ lik bonolarla borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalının kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi yaptığını oysa bonoların protesto edilmediğini keşideci olarak gözüken … İnşaat Ltd. Şti. diye bir şirketin mevcut olmadığını, bonoların teminat olarak verildiğini hamilin cirantaya karşı müracaat hakkı bulunmadığından davaya konu bonolar ile borçlu olunmadığının tespitini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davacının ciranta olduğu hamil davalının TTK.’ nun 642. maddesine göre bonoları protesto ettirmediği ve davalı hamilin cirantaya karşı başvuru hakkını yitirdiği bu nedenle davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine % 40 tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Menfi tespit davasında icra dosyasını takip eden alacaklı vekiline tebligat yapılmaz. Alacaklı asile dava dilekçesinin tebliğ edilerek yargılamaya devam olunmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava konusu bonoların … İnşaat Malzemeleri Ltd. Şti.’ ni temsilen davacı … tarafından imzalandığı, Ticaret Sicilinin cevabi yazısından ve davalının temyiz dilekçesindeki beyanından bu ünvanda bir şirketin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
TTK.’ nun 690. maddesi yollaması ile bonolardaki uygulama alanı bulan TTK.’ nun 590. maddesinde “Temsile Selahiyetli olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatı ile bir poliçeye imzasını koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul olur ve poliçeyi ödediği takdirde temsil olunanın haiz olabileceği haklara sahip olur. … aşan temsilci için dahi hüküm böyledir.” hükmü bulunmaktadır. Bu durumda davalının keşideci sıfatı ile davacıya protesto keşide edilmeden müracaatta bulunabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davacının davaya konu bonoların keşide edilmesine neden olan icra takibindeki borç kabul beyanının gözetilmemesi de isabetli değildir.
Öte yandan HUMK.’ nun 275. maddesine aykırı olacak şekilde Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiden rapor alınması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.