YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16292
KARAR NO : 2023/2886
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2020 tarihli ve 2020/74 Esas, 2020/213 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2021/1172 Esas, 2021/1401 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hukuka uygun olması nedeniyle hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
4. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı, tutanak tanığı beyanı ve tüm dosya kapsamına göre; hakkında ikametinin camına taş atmak suretiyle kendisinden uyuşturucu isteyen kişilere uyuşturucu madde sattığı yönünde bilgiler bulunan sanığın evinin kolluk görevlileri tarafından bir süre izlenilmesinden sonra, tutanak tanığı V.’ın evin camına taş atması ile ikametin camına çıkan sanığa “Eşya lazım” demesi üzerine sanığın “İkamet dış kapısına gel” dediği ve tutanak tanığının ikamet dış kapısı önüne gitmesiyle birlikte sanığın uyuşturucu maddeleri getirdiği esnada yakalanması üzerine elinden ve cebinden suça konu 18 parça halinde bonzainin yere düşmesinden sonra suç unsurlarının ele geçirildiği olayda, uyuşturucu madde ticareti yaptığı gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Hakkında ikametinin camına taş atmak suretiyle kendisinden uyuşturucu isteyen kişilere uyuşturucu madde sattığı yönünde bilgiler bulunan sanığın evinin kolluk görevlileri tarafından bir süre izlenilmesinden sonra, tutanak tanığı V.’ın evin camına taş atması ile ikametin camına çıkan sanığa “Eşya lazım” demesi üzerine sanığın “İkamet dış kapısına gel” dediği ve tutanak tanığının ikamet dış kapısı önüne gitmesi ile birlikte sanığın uyuşturucu maddeleri getirdiği esnada yakalanması üzerine elinden ve cebinden suça konu 18 parça halinde sentetik kannabinoidin yere düşmesinden sonra suç unsurlarının ele geçirildiği olayda;
5271 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin (e) bendi, 160 ıncı maddesi, 161 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun (2559 sayılı Kanun) Ek 6 ncı maddesi uyarınca, edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gerekli
soruşturma işlemlerini yapması gereklidir. Yani kolluk her somut olayda Cumhuriyet savcısının emri üzerine yetki kazanacaktır. 5271 sayılı Kanun’un 160 ıncı ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısının emri ile görevlendirilen kolluk genel yetkileri ve görevi kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delili toplamak için kişileri suça kışkırtmadan veya yönlendirmeden soruşturma yapacaktır.
Dosya içeriğine göre; olay tutanağında, işlenmekte veya henüz işlenmiş olan ya da pek az önce işlenmiş bir suçun mevcudiyetini ortaya koyan somut şüphe sebepleri belirtilmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin (j) bendi ile 2559 sayılı Kanun’un 13/A maddesi kapsamında suçüstü halinin varlığından bahsetmek mümkün olmadığı halde, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair istihbari bilgi alınması üzerine Cumhuriyet savcısına haber verilerek emirleri doğrultusunda sanık hakkında işlem yapılması gerekirken; Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesine göre yaptığı yazılı veya sözlü bir görevlendirmesi bulunmaksızın, sanığın evinin bir süre gözetlenmesinden sonra, suça yönlendirir biçimde tutanak tanığı V. tarafından evin camına taş atılması üzerine cama çıkan sanığın “Buyur ne istiyorsun?” diye sorması üzerine V.’ın “Eşya lazım” dediği, sanığın “Ne kadarlık istiyorsun?” diye sorduğu, V.’ın “100,00 TL lik 2 parça alacağım” şeklindeki cevabı üzerine sanığın “Gel kapıyı açıyorum” dediği ve bu suretle sanığın uyuşturucu madde satışına teşvik edildiği anlaşılmıştır.
Kolluk görevlilerinin, Cumhuriyet savcısının bilgi ve talimatı bulunmaksızın, görev ve yetkileri dışına çıkarak, sanığı suça teşvik etmeleri suretiyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve Anayasa’nın 38 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2021/1172 Esas, 2021/1401 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sanığın SALIVERİLMESİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadığı takdirde salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2023 tarihinde karar verildi.