YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/319
KARAR NO : 2023/466
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/220 E., 2015/189 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2015 tarihli ve 2014/220 Esas, 2015/189 Karar sayılı kararı ile sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2019 tarihli ve 2019-90012 nolu bozma görüşünü içeren tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, hakkındaki hapis cezasının temyizen incelemesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü Güven Timleri Büro Amirliğine bağlı ekipler tarafından daha önceden yankesicilik ve hırsızlık suçlarından kaydı olan sanıktan kimlik ibraz edilmesi istenildiğinde sanığın üzerinde kendi fotoğrafı olan ve Erhan Sarıtarla adına düzenlenmiş sahte kimliği ibraz ettiği, ancak görevlilerin sanığın gerçek ismini bildiklerinden karakola götürdükleri, sanığın kesinleşmiş cezalarının infazı olduğundan sokakta bulduğu kimliğe kendi fotoğrafını yapıştırdığını söylediği, bu suretle sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğine dair kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, araması olduğundan sokakta bulduğu nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırıp olay günü görevlilere ibraz ettiğini beyanla suçlamayı kabul etmiştir.
3. Kriminal rapora göre, aralarındaki matbu basım, desenlerdeki detay ve ultraviyole ışık altındaki görünüm özellikleri yönünden farklılıklar bulunduğu belirlenmekle suça konu nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlendiği, yapılan sahteciliğin aldatma kabiliyetinin bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
4. Mahkemece, dosyadaki tüm delilleri ile subüt bulan suçtan sanığın mahkumiyetine dair temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hakime ait olup yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerekiyorsa da, dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyet olarak yapılan incelemede; bu hali ile aldatıcılık niteliğinin bulunduğu tespit edildiğinden Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; suça konu nüfus cüzdanının dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesi, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarih ve 2013/8-51/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması ve hükümde açıkça gösterilmesi gerektiği gözetilmeden infazda tereddüt doğuracak biçimde tekerrüre esas bütün ilamların gösterilmesi hususları isabetli bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların eleştiri ve düzeltme nedenleri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2.) paragrafta açıklanan nedenle İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2015 tarihli ve 2014/220 Esas, 2015/189 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 8 inci paragrafının çıkarılarak yerine “Sanığın, İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2014 tarihinde kesinleşen 2007/33 Esas, 2007/306 Karar sayılı ilamı ile hükmolunan 4 yıl 8 ay hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, TCK’nin 58/6-7. maddeleri uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ve 9 uncu paragrafının çıkarılarak “Adli Emanetin 2014/7662 sırasında kayıtlı sahte nüfus cüzdanının dosyada delil olarak saklanmasına” cümlelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.