YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14446
KARAR NO : 2023/619
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/263 E., 2018/141 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafii, katılan vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : Ret, düzeltilerek onama
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanıklar müdafii, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Niğde Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2015 tarihli ve 2014/22 Esas, 2015/88 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 52 ini maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, cezaların ertelenmesine, iki yıl denetim süresine tabi tutulmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Niğde Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2015 tarihli ve 2014/22 Esas, 2015/88 Karar sayılı kararının sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/21905 Esas, 2017/25170 Karar sayılı kararı ile katılan vekilinin temyiz isteği süresinde olmadığından reddine, sanıklar müdafi tarafından yapılan temyiz isteği yönünden ise; hükümden sonra ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesine zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2018 tarihli ve 2017/263 Esas, 2018/141 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.12.2018 tarihli ve 2018/89895 sayılı, Cumhuriyet savcısının temyiz talebi yönünden süresinden sonra yapıldığı gerekçesi ile reddi, sanıklar müdafii ve katılan vekilnin temyiz isteği yönünden hükümlerin düzeltilerek onanması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanıkların 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesi gereğince cezalandırılmalarına ve cezaların üst hadden verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Sanıklar müdafinin temyiz isteği; sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket etmediklerine ve mahkumiyet kararlarının bozulmasına ilişkindir.
3. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun şekilde yapılmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan ile sanık …’in arkadaş olduğu, katılanın araba almak istediğini söylemesi üzerine sanık …’in katılanı babasının tanıdıkları olduğunu ve ihale ile ucuz araba aldığını söyleyerek sanık …’e yönlendirdiği, sanık …’in ihale ile satılacak araba olduğunu söyleyerek katılandan farklı tarihlerde para aldığı ve sanıkların üzerilerine atılı dolandırıclık suçunu işledikleri iddiası ile haklarında kamu davası açılmıştır.
2. Dosya arasında bulunan dekontlardan katılanın, sanık …’in aile üyelerine çeşitli tarihlerde para gönderdiği anlaşılmıştır.
3. Sanık … savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, araba alım satımından bahsetmediğini, katılandan para almadığını savunmuştur.
4. Sanık … de savunmalarında, katılandan sadece 1.000,00 TL borç para aldığını, onu da ödediğini, araba alımı için babasına yönlendirmediğini beyan etmiştir.
5. Tanık olarak beyanlarına başvurulan kişiler, katılanın beyanlarını doğrulamıştır.
6. Sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 05.02.2018 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
7. Mahkemece dosya kapsamındaki tanık anlatımları, banka dekontları ve katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları dikkate alınarak sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. UYAP üzerinden yapılan araştırmada, Cumhuriyet savcısının 06.06.2018 tarihli süre tutum dilekçesi verdiği ve temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki bu yönde ret isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2018 tarihli ve 2017/263 Esas, 2018/141 Karar sayılı kararında, mahkemenin sanıkların aşamalarda oluşu açıklamayan, dosya kapsamına uygun düşmeyen beyanlarına itibar edilmediği yönündeki kabulünde isabetsizlik görülmemiş, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiği ve unsurları itibariyle oluştuğu anlaşıldığından hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafisi, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/21905 Esas, 2017/25170 Karar sayılı bozma ilamından önceki Niğde Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2015 tarihli ve 2014/22 Esas, 2015/88 Karar sayılı kararında sanıkların 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezalarının 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince ertelenmesine karar verildiği, anılan kararın katılan vekili tarafından da temyiz edilmesine karşın, katılan vekilinin temyiz isteğinin süresinde yapılmadığı için reddedildiği, bu nedenle aleyhe temyiz bulunmadığı halde bozma sonrası yapılan yargılamada sanıklar lehine kazanılmış hakların saklı tutulmayarak 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılması ve sanıklar hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüş olup, bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2018 tarihli ve 2017/263 Esas, 2018/141 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafii, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından “ödenmeyen kısmının hapis cezasına çevrileceğinin” ibaresinin çıkartılarak yerine “ödenmeyen adli para cezasının 5275 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’la değişik 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince infaz edileceğinin” ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasının 5237 sayılı Kanun’un 51 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanmamasına ilişkin paragraf ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulandığı paragrafın tamamen çıkartılarak yerine “5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 326 ncı maddesinin sonuncu fıkrası uyarınca kazanılmış hak gözetilerek, sanıkların sonuç ceza miktarı itibarıyla 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi gereğince hapis cezalarının ertelenmesine, sanıkların 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmalarına, sanıkların kişiliği ve sosyal durumu da nazara alınarak denetim süresi içinde herhangi bir yükümlülük altına alınmalarına ve kendilerine rehberlik edecek uzman bir kişi görevlendirilmesine takdiren yer olmadığına, sanıkların denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemeleri halinde ertelenen hapis cezalarının 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirileceğinin ihtarına” ibareleri ile “uzun süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.