YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17264
KARAR NO : 2023/57
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/234 E., 2015/52 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2012 tarihli ve 2011/233 Esas, 2012/3 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verilmiş, bu kararlar 17.01.2012 tarihinde kesinleşmiş, sanığın denetim süresi içerisinde 19.12.2013 tarihinde kasıtlı suç işlemiş olması nedeniyle yargılamayı yapan Kahramanmaraş 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2014 tarihli ve 2014/345 Esas, 2014/74 Karar sayılı yazısı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosya Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
2. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.02.2015 tarihli ve 2014/234 Esas, 2015/52 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 211 inci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; haksız yere ceza aldığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. 2009 yılında katılan …’ın sanık …’na ait mobilya atölyesinden o dönemki gayrıresmi eşi temyiz kapsamı dışındaki sanı…ile birlikte 4.000,00 TL’lik mobilya ve beyaz eşya aldığı peyder pey yapılan ödemelerden sonra borçlarından kalan 700,00 TL’lik kısmın ödenmemesi üzerine sanık …’ın dkiğer temyiz kapsamı dışındaki diğer sanıklarla eylem birliği içerisinde davaya konu; borçlusu katılan … alacaklı sanık … olan keşide tarihi 20.09.2009, ödeme tarihi 20.11.2009 olan 4.000,00 TL meblağlı senedi tanzim edip Kahramanmaraş 2. İcra Müdürlüğünün 2011/1179 Esas sayılı icra dosyası üzerinden suça konu 4.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin olarak 1.500,00 TL asıl alacak üzerinden katılan … hakkında kambiyo senetlerine özgü ödeme emri ile 24.02.2011 tarihinde icra takibi yapıp ödeme aldığı anlaşılmıştır.
2. Adana Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğünce düzenlenen 26.09.2011 tarih ve BLG.2011/2692 uzmanlık numaralı ekspertiz raporunda;
Tetkik konusu senedin ön yüzündeki yazılar ve … adına atılı bulunan imzaların mevcut mukayese yazı ve imzalarına atfen … elinden çıkmadığı kanaatine varılmış,
İnceleme konusu senedin arka yüzündeki…ibareli 1. ciranta yazısı ve imzasının…’ın elinden çıktığı kanaatine varılmış,
Bahse konu senedin arka yüzündeki … ibareli 2. ciranta yazısı ve imzasının …’nun elinden çıktığı kanaatine varılmış,
Tetkik konusu senedin ön yüzündeki yazılar ve … adına atılı bulunan imzaların mevcut mukayese yazı ve imzalara atfen …., … ve …’nun ellerinden çıktığını gösterir nitelikte aralarında uygun ve yeterli kaligrafik bulgular tespit edilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
3. 14.11.2011 tarihli alacaklı vekili sıfatıyla sanık vekilinin icra dosyasında bulunan “K.maraş 2 icra 2011/1179 dosyasında borçlu İsmet’ten olan tüm alacaklarımızı aldık alacağımız kalmamıştır.” içerikli ibraname yazısı dosya içerisine getirilmiştir.
4. Kahramanmaraş 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2014 tarihli ve 2014/345 Esas, 2014/74 Karar sayılı yazısı dosya içerisindedir.
5. Mahkeme tarafından icra dosyası, senet aslı getirilip incelenmiş yapılan yargılama sonunda sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği kabulü ile temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776 ve 777 nci maddelerinde gösterilen bonoda bulunması zorunlu unsurları taşıdığı anlaşılan davaya konu senet üzerindeki borçlu imzasının, Adana Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğünce düzenlenen 26.09.2011 tarih ve BLG.2011/2692 uzmanlık numaralı ekspertiz raporu ile de sahte olarak düzenlendiğinin tespit edilmesi karşısında, sanığın 4.000,00 TL’lik borçlu imzası sahte olan senedi icra takibine koymak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Sanığın var olan bir hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla 4.000,00 TL olarak düzenlenen senedin 1.500,00 TL’lik kısmını mobilya alışveriş ilişkisinden kaynaklanan alacağına binaen icra takibine koymuş olması karşısında hakkında 5237 sayılı Kanun’un 211 inci maddesi uygulanan sanık için aynı Kanun’un 159 uncu maddesinin de uygulanması gerekirken uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.02.2015 tarihli ve 2014/234 Esas, 2015/52 Karar sayılı sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.02.2015 tarihli ve 2014/234 Esas, 2015/52 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Üye …’ın sanığa atılı dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun’un 159 uncu maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığına dair karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
Yazı İşl.Md.Y. – F.U. KARŞI OY
Dairemizin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen 10.01.2023 tarihli, ilamındaki (2) no’lu bozma düşüncesine ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerle katılmıyorum.
HUKUKİ SÜREÇ:
1. Sanık hakkında -inceleme dışı Nurten Kuruçay, Birgül Kuruçay, Ayhan Derinkuyu ile birlikte- Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2011 tarih 2011/4643-297 sayılı iddianamesiyle müşteki …’dan 700 TL tutarındaki alacağını alamaması üzerine 4.000 TL bedelli senedi sahte olarak düzenleyip icra müdürlüğü aracılığı ile tahsil etmeye çalıştıkları iddiasıyla TCK’nin 37/1. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 158/1-d, 35, 53. ve 204/1, 211, 53. maddeleri sevkiyle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/01/2012 tarih 2011/233 E., 2012/3 Kr. sayılı kararı ile – inceleme dışı sanıklarla birlikte – TCK’nin 158/1-d, 35, 62, 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 40 TL APC ile, yine TCK’nin 204/1, 2011, 62/1. maddesi ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve her iki hükmünde CMK’nin 231/1 ve devamı maddelerince açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
3. Deneme devresi içinde sanık …’ın suç işlemesi üzerine bu sefer aynı mahkemece 19/12/2015 tarih, 2014/234 E., 2015/52 Kr., sayı ile hükümlerin açıklandığı anlaşılmaktadır.
SAVUNMA:
Sanık aşamalardaki savunmalarında mobilyalar alınırken dükkanda kendisinin olmadığını müştekinin senetlerinin bulunduğu defterde, senedi görünce müşteki imzalamıştır diye düşünerek hareket ettiğini, senedi avukata verdiğini, avukatın yanlışlıkla 1.500 TL üzerinden takibe koyduğunu, müştekiden alacağının 700 TL olduğunu, kötü niyetli olsa idi, 4.000 TL olarak icraya koyabileceğini, zaten müştekinin de borcunu 700 TL üzerinden ödediğini belirtmiştir.
MAHKEMENİN KABULÜ:
Yerel mahkemece dolandırıcılığa konu eylem, müştekinin sanıktan mobilya alışverişi yaptığı, senet düzenlenmediği, borçlu katılanın borcunun 700 TL’lik kısmını ödememesi üzerine alacaklı sanığın alacağını o tarihte mobilya alan müştekinin eski eşi olan Nurten Kuruçay’dan istediğini, Nurten’in bunu ödeyemeyeceğini söylemesi üzerine fikir ve eylem birliği üzerine, sanığın 4.000 TL borçlandırıldığı şeklinde kabul edilmiştir.
Hükme dayanak alınan kriminal raporda da suça konu bononun ön yüzündeki yazılar ile borçlu imzalarının katılana ait olmadığı sanıkların elinden çıktığına dair kaligrafik bulgu edinilemediği anlaşılmaktadır.
4.000 TL bedelli emre yazılı senedin, Kahramanmaraş 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1179 sayılı dosyasıyla takibe konulduğu, hatta müştekinin de Cumhuriyet Savcılığı’ndaki 06/06/2011 tarihli ifadesinde senedin 700 TL’lik kısmının icraya konulduğunu belirttiği görülmektedir. Ancak dosyadaki bilgilere göre takibin 1.500 TL üzerinden yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki şekilde kabul edilen olayda, mahkemece resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken sanık lehine TCK’nin 2011. maddesinin de uygulandığı görülmektedir.
Yerel mahkemece TCK’nin 159. maddesinin tartışıldığı, ancak kamu kurumuna müracaatla takibe konulmasının bu maddenin uygulanmasına engel teşkil edeceği belirtilmiş ve de senetteki miktarın borç miktarından daha fazla olduğuna vurgu yapılmıştır.
ÇOĞUNLUK GÖRÜŞÜ:
Temyiz incelemesinde çoğunluk görüşüne göre “sanığın var olan bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla 4.000 TL olarak düzenlenen senedin sadece 1.500 TL’lik kısmını mobilya alışveriş ilişkisinden kaynaklanan alacağına binaen icra takibine koymuş olması karşısında… sanık için TCK’nin 159. maddesinin de uygulanması gerekirken uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.”
YASAL DÜZENLEME:
TCK’nin 159. maddesinde “dolandırıcılığın, bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi hâlinde, şikâyet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenleme yapılarak ceza miktarında indirim yapıldığı görülmektedir.
Yasa gerekçesine kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla hileye başvurmuş olması hâlinde de, dolandırıcılık suçunun oluştuğu kabul edilmiş, ancak, kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacı, dolandırıcılık suçunun temel şekline göre daha az cezayı gerektiren bir neden olduğu da belirtilmiştir.
Yasa koyucu dolandırıcılık suçunun temel şeklini TCK’nin 157. maddesinde, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halini ise 158. madde de düzenlerken, daha az cezayı gerektiren halini ise aynı yasanın 159. maddesinde düzenlediği görülmektedir.
Yasa gerekçesine bakıldığında açıkça “dolandırıcılık suçunun temel şekline göre” daha az cezayı gerektiren bir neden olduğu da belirtilmiştir.
DEĞERLENDİRME:
Yukarıdaki açıklamalar ışığında TCK’nin 159. maddesinin sanık lehine uygulanması ancak suçun temel şekli açısından mümkündür. Şayet yasa koyucu aksi görüşte olsaydı hem suçun temel şekline hem de daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerine de TCK’nin 159. maddesinin uygulanabileceğini belirtirdi.
765 sayılı TCK’nin 308. Maddesinde yer alan kendiliğinden hak alma suç alma suçuna 5237 sayılı TCK’de ise bu suça yer verilmemiş ancak, kendiliğinden hak alma fiili çeşitli suçlar arasına serpiştirilerek suçun temel şekline göre daha az cezayı gerektiren haller şeklinde düzenlenmiştir.
765 sayılı TCK’nin 308/3. maddesinde; “Şiddet silah ile veya dövmek veyahut yaralamak ile vuuka gelirse işbu dövmek veya yaralamaktan dolayı 456 ncı maddenin birinci fıkrasında beyan olunan ahvalden daha ağır bir netice husule gelmediği takdirde hapis iki aydan ve ağır cezayı nakdî kırk liradan aşağı olamaz.” şeklinde düzenleme yapılarak şiddet kullanılırken silah kullanılması ve yaralama suçunun nitelikli olması hallerinde kendiliğinden hak alma suçu kapsamından ceza indirimine gidilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Yukarıda izah edildiği üzere madde gerekçesinde de suçun temel şekline göre ceza indirimine gidilebileceği belirtildiğine göre sanığa atılı dolandırıcılık suçuna TCK’nin 159. maddesinin uygulanması gerektiğine dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 10.01.2023
…
11. Ceza Dairesi Üyesi