Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/21999 E. 2023/887 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21999
KARAR NO : 2023/887
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/271 E., 2015/92 K
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, basit dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla Bucak Asliye Ceza Mahkemesine dava açılmıştır.
2. Bucak Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2014 tarihli ve 2013/439 Esas ve 2014/605 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçunun kamu kurumlarından olan Nüfus Müdürlüğü’nün maddi varlıklarından sayılan nüfus cüzdanı kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği anlaşıldığından eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen “kamu kurumunun vasıta olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2014/271 Esas, 2015/92 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliği bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu belge asılları getirtilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, aldatma niteliğinin ne şekilde gerçekleştiğinin karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması ve kabule göre de, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında düzenlenen zincirleme biçimde kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, araç satış sözleşmesi hükme esas alınmaksızın 5237 Kanun’un 204 üncü maddesinini birinci fıkrası uyarınca uygulama yapılmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık hükmü temyiz etmek istediğine dair dilekçe vermiş, herhangi bir gerekçe sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, … adına sahte oluşturulmuş kimlikle …’a ait aracı 8.000,00 TL peşin, 28.600,00 TL tutarındaki … adına imzalanmış vadeli senetler karşılığında Bucak Noterliği’nde yapılan araç satış sözleşmesi ile … adına satın almak suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu dava açılmıştır.
2. Sanık sorgusunda; suçlarını ikrar etmiştir.
3. Katılan … anlatımında; sanığın kendisini … olarak tanıtarak ve … adına düzenlenmiş kimliği kullanarak bir kısmını peşin bir kısmına da … adı ile vadeli senetler düzenleyerek Bucak Noterliğinde yapılan satış sözleşmesi ile aracı satın aldığını, satış gerçekleştikten yaklaşık bir hafta geçmeden aracın hırsızlık suçuna karışması üzerine yapılan soruşturma sırasında sanığın gerçek kimliğini öğrendiğini, aracı ağır hasarlı vaziyette geri aldığını, araçla kaçarken kaza yapıldığı için ağır hasarlı vaziyette geri aldığını, aracın faal olmadığını, senetlerin de ödenmediğini, 18.000,00 TL civarında zararının olduğunu beyan etmiş ve kendisini … olarak tanıtan şahsın, sanık … olduğunu teşhis etmiştir.
4. Tanık sıfatıyla beyanı tespit edilen … da; sanığı ve şikayetçiyi tanımadığını, kimlik bilgilerinin ne şekilde ele geçirildiğini bilmediğini beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Mahkemece suça konu kimlik ve kambiyo senetlerinin aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığına dair gözlem yapılmamış ise de, araç satış sözleşmesinin Bucak Noterliğinde yapılmış olması, kurum tarafından düzenlenmesi dikkate alındığında aldatma niteliğinin bulunacağı anlaşıldığından, bu hususa yönelik bozma isteyen Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Tekerrüre esas alınan İzmir (Kapatılan) 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2011 tarihli ve 2011/193 Esas, 2011/593 Karar sayılı ilamına konu hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun değişikliği ile uzlaşma kapsamına alındığı, sanığın adli sicil kaydında yer alan diğer hükümlülüklerinin suç tarihinden sonra kesinleştiği anlaşılmıştır.
Farklı zamanlarda düzenlenmiş kimlik, kambiyo senetleri ve kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinde bulunan “noter araç satış senedi” nedeniyle eylemlerin bir bütün halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrası ve 43 üncü maddelerinde öngörülen zincirleme biçimde işlenmiş kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alınan İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2011 tarihli ve 2011/193 Esas, 2011/593 Karar sayılı ilamına konu hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1. İddia, savunma, katılan ve tanık beyanları, suça konu belgeler ve tüm dosya kapsamına göre yüklenen suçların sübut bulduğuna dair Mahkemenin kabulünde eleştirilen husus dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2014/271 Esas, 2015/92 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, dolandırıcılık suçu yönünden Tebliğname’ye uygun olarak, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.