YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6941
KARAR NO : 2009/8887
KARAR TARİHİ : 01.06.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … mirasçılarından ……tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 101 ada 617 parsel sayılı 2522,53 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … mirasçılarından ……tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre 04.07.1975 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu savı ile askı ilan süresi içerisinde tesbit maliki … oğlu …’e husumet yönelterek dava açmıştır. Tutanağın edinme bölümünden ve beyanlar hanesinden …’in ölü olduğu belirtilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 05.12.1990 gün ve 1990/16-531-616 sayılı kararının gerekçesinde; “04.05.1978 gün ve 4/5 Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme kararında vurgulandığı üzere, H.Y.U.Y.’nın 38. maddesi uyarınca dava şartlarından bulunan davaya ehliyet Medeni Yasaya göre tayin olunur. Medeni Yasanın 27. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre şahsiyet “kişinin sağ olarak doğduğu anda başlar ve ölümü ile sona erer. Bu nedenle; ölümle kişiliği son bulunan kimsenin medeni hakları kullanılmasından ve taraf ehliyetinden bahsedilemez. … bir kimse hakkında açılmış bulunan bir davada, halefiyet yoluyla da olsa mirasçılarının davalı olarak kabul edilmesi ve davanın bu yolla yürütülmesi benimsenemez. Keza ıslah yoluyla da bunun gerçekleştirilmesine olanak yoktur.
Genel kural bu olmakla birlikte, 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve tasfiye amacı taşıyan 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 29. maddesi ile toplumun sosyal yapısı ve ülke gerçekleri gözetilerek bu kurala bir istisna getirilmiştir. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 29/2. maddesinde; “mirasçılarının tayin edilememesi sebebiyle ölü olduğu belirtilerek kayıt sahibi adına tesbiti yapılan taşınmaz mallar hakkında ölünün ismi açıklanarak mirasçıları denilmek suretiyle mirasçılar aleyhinde dava açılabileceği ve dava sırasında, davalının davadan önce öldüğünün anlaşılması halinde davaya mirasçıları aleyhine devam edileceği” hükmü getirilmiştir.
Bu yasanın uygulanması ile ilgili çıkartılan Taşınmaz Malların Sınırlandırması Tesbit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin Tapuda Kayıtlı Taşınmazların Tesbiti Başlıklı 9. maddesinde gerekli araştırma ve karşılaştırma yapılmasını takiben malikin ölü olduğunun saptanması halinde, tespitin yine kayıt maliki adına yapılıp malikinin ölü olduğunun kadastro tutanağının edinme sebebinde açıklanıp beyanlar hanesinde gösterilmesi öngörülmüştür.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının 29. maddesinde husumetin yöneltilmesinde pasif dava ehliyeti yönünden bir belirsizliğin bulunduğu aşikardır. Ancak; yasanın bütünü içerisinde anılan 29. maddesine amaçsal yazımla yaklaşılması halinde, yasa koyucunun dava dilekçesinde adına tesbiti yapılan ve ölü olduğu anlaşılan kayıt malikinin ismi yanına salt mirasçıları sözcüğünün eklenmemiş bulunmasının davanın husumet yönünden reddi için yeterli sayılamayacağı kabul edilmelidir” görüşlerine yer verilmiştir. Somut olayda; tutanağın edinme nedeninde ve beyanlar hanesinde davalı … oğlu …’in ölü olduğu yazıldığı halde, dava dilekçesinin ve duruşma gününün davalıya 7201 Sayılı Tebligat Yasasına göre sağmış gibi tebliğ edilmek suretiyle taraf teşkili tamamlanmadan mirasçılarının savunma haklarının kısıtlanarak, yokluklarında toplanan delillere göre aleyhlerinde hüküm kurulması doğru değildir. Bu nedenle; davalının getirtilen aile nüfus kaydındaki mirasçılarının tebliğe elverişli adresleri belirlenerek kendilerine dava dilekçesi ve duruşma günü 7201 Sayılı Tebligat Yasasına göre uygun şekilde tebliğ edilip husumet yaygınlaştırılarak taraf oluşturulduktan sonra davaya karşı diyecekleri ve delilleri sorulup toplanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece taraf koşulu oluşturulmaksızın davalı mirasçılarının savunma hakları kısıtlanacak biçimde işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usül ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … mirasçılarından ……in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 01/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.