YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1049
KARAR NO : 2023/591
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait konuta müvekkili tarafından 05/12/2016 tarihli fatura ile 86.010,20 TL tutarındaki imalatın davalının talebi ile yapıldığını, faturanın posta yoluyla adrese gönderildiğini, yasal süresi içinde faturaya itirazda bulunulmadığı gibi ödeme de yapılmadığını, davaya konu hizmetin müvekkili tarafından yapıldığı hususlarında tanıklarının bulunduğunu beyan ederek, davalı aleyhine başlatılan takibe itirazını iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazın maliki olduğunu ancak bu taşınmazı kiraya verdiğini, kiranın ödenmemesi üzerine açılan davada verilen tahliye kararının kesinleştiğini, 2009 yılından beri Antalya’da yaşadığını ve söz konusu maliki olduğu evi görmediğini, harcamaların ev için yapılıp yapılmadığını bilmediklerini, yapılmışsa dahi bundan müvekkilinin haberinin olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebinde bulunulduğu, davalı tarafından eser sözleşmesinin inkar edildiği, davacı tarafından davalı yapılmış bir eser sözleşmesini dosyaya sunmadığı, mal ve hizmetin yapıldığı veya teslim edildiğini gösteren yazılı bir delil de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faturalardaki hizmetlerin davalıya teslim edilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, faturada açıkça kalem kalem belirtilen hizmetlerin tamamının davalıya ait taşınmaza yapıldığını keşif ve bilirkişi raporu ile anlaşılacakken bu yönde bir araştırma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verildiğini, sunulan muhasebe defter kayıtları ile ilgili hizmetin yapılmasına dayanak oluşturan malzeme alım fişleri gibi evraklarla davalıya ait taşınmaz mahallinde yapılacak olan keşifle birlikte dava konusu hizmetin gerçekten yapılıp yapılmadığı hususunda denetime elverişli ve ayrıntılı bilirkişi raporunu dosyaya aldırıp bu şekilde karar verilmesi gerekirken belgelerin hiçbirine itibar edilmeksizin eksik incelemeyle karar verildiğini kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça akdi ilişkinin reddedilmesi nedeniyle davacı tarafça taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu hususunun yazılı delillerle ispatlanamadığının anlaşılması karşısında verilen hükümde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından gerçekleştirilen ve faturada belirtilen hizmetlerin davalıya ait taşınmazda yapıldığının keşif ve bilirkişi raporu ile anlaşılacakken bu yönde bir araştırma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verildiğini, sunulan muhasebe defter kayıtları ile ilgili hizmetin yapılmasına dayanak oluşturan malzeme alım fişleri gibi evrak davalıya ait taşınmaz mahallinde yapılacak olan keşifle birlikte dava konusu hizmetin gerçekten yapılıp yapılmadığı hususunda denetime elverişli ve ayrıntılı bilirkişi raporunu dosyaya aldırıp bu şekilde karar verilmesi gerekirken belgelerin hiçbirine itibar edilmeksizin eksik incelemeyle karar verildiğini, sebepsiz zenginleşme ve TMK m. 2 dürüstlük kuralına göre davanın kabulü gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında kurulduğu iddia olunan sözlü eser sözleşmesinden kaynaklı işbedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200, 201 ve 202 nci maddeleri, 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davacı tarafından davalı ile aralarında kurulduğu iddia edilen hukuki ilişki niteliği itibariyle eser sözleşmesi ilişkisidir. Bu ilişkinin kurulduğunu ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibin beşyüz Türk lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibin beşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan, yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
Somut olayda, davacı iş bedelinin ödenmediğinden bahisle faturaya müstenit icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine de dava açmış olup, davalının akdi ilişkiyi inkar etmesi karşısında davacı yanca varlığı iddia ve ispat olunan herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı gibi diğer kesin delillerle de akdî ilişki ispatlanamamıştır. Alacak miktarına göre akdî ilişkinin tanıkla ispatlanması mümkün olmadığı gibi davalının açık rızası ve davacı yanca delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından tanık beyanlarına dayalı olarak akdî ilişkinin varlığı ispatlanamaz. Davacı iddiasını, müddeabihin miktarına göre 6100 sayılı HMK’nın 200. maddesi hükmü gereği senetle ya da yemin deliliyle ispat etmek zorundadır. Ancak davacı sözleşme ilişkisini yasal deliller ile kanıtlayamamıştır. Davacının sunduğu fatura tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği gibi, teslim alan hanesinde de davalı imzası bulunmamaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15/02/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.