Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/2127 E. 2007/3464 K. 06.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2127
KARAR NO : 2007/3464
KARAR TARİHİ : 06.04.2007

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından … olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün müdahil … vekili ile süresi içinde bir kısım müdahiller vekilince duruşmasız, davacılar vekilince de hernekadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, konu itibariyle bu isteğin reddiyle, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin aynı gruba dahil şirketler olduğunu, bunlardan … Dişli San.ve Tic.A.Ş.nin grubun lider şirketi olup, grup şirketlerin 2000-2001 ekonomik krizinden olumsuz olarak etkilendiğini, bunun grup şirketlerin mali yapılarının bozulmasına ve borca batık hale gelmelerine neden olduğunu, uygulanacak projeler ve alınacak tedbirlerle şirketlerin mali durumunun borca batıklıktan kurtarılmasının mümkün olduğunu belirterek şirketlerin iflasının ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekli ilanlar yapılmış, bir kısım müdahiller iflasın ertelenmesi talebinin reddini istemiş, bazıları ise iflasın ertelenmesi talebine muvafakatları olduğunu bildirmişlerdir.
Grup şirketlerden … Traktör Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin muamele merkezinin Ümraniye/İstanbul olduğu anlaşıldığından, bu şirket yönünden dosyanın tefriki ile dosyanın yetkili Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacıların sunduğu proje ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, ıslah projesinin somut dayanağının bulunmadığını, projenin somut bilgi ve belgelerle desteklenmediğini, borca batık olduğunu ileri sürerek iflasın ertelenmesini isteyen davacı şirketlerin borca batık durumda olduğunu, davacılardan … Armatür San.Tic.A.Ş. bağımsız bir şirket olarak değerlendirildiğinde, borca batık değil ise de grubun TMSF’ye olan kefaleti nedeniyle üstlendiği risk itibariyle diğer şirketlerin iflası halinde bu şirketin de iflasının kaçınılmaz olduğu gerekçesiyle davanın reddi ile davacılar … Dişli San.ve Tic.A.Ş., … Armatür San.ve Tic.A.Ş., … Turizm İşlt.A.Ş., … Elektronik San. İm. ve Dış Tic. A.Ş. ve … Mak. Tic. Mümessillik Satış ve Paz.A.Ş.nin iflasına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, müdahiller …, Melih Bakandı ve arkadaşları, SSK, Maliye Bakanlığı ve Has Çelik A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-İİK.nun 164. maddesine göre iflasla ilgili kararlar tebliğden itibaren 10 … içinde temyiz olunabilir. Karar, müdahil … vekiline 18.01.2007 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 02.02.2007 tarihli temyiz istemi süresinde olmadığından … vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilebilme ümidinin bulunması ve fevkalede mühletten faydalanmamış olması gerekir. Bu şartlar erteleme talebinde bulunan her bir şirketin kendi mali bünyesinde gerçekleşmelidir. Erteleme talebi İİK.nun 324/2. maddesine göre, borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu durumda öncelikle erteleme talep eden şirketlerin borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketlerin ayrı ayrı iyileştirme projeleri sunmaları ve bu projenin ciddi ve inandırıcı olduğunun yapılan inceleme sonucunda saptanması gerekir.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda erteleme talep eden … Armatür San.ve Tic.A.Ş.nin diğer şirketlerle olan alacak borcu ilişkisinin elemine edilerek yapılan değerlendirmede borca batık olmadığı belirtilmiş ise de, mahkemece alınan ilk raporda anılan şirketin de borca batık olduğu belirtilmiştir. Bu durumda raporlar arasındaki çelişki giderilerek borca batıklık durumunu belirginleştirilmeden anılan şirketin de iflasına karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan davacılar vekili 12.12.2006 tarihli bilirkişi kurulu raporuna karşı dayanaklarını da göstererek itiraz etmiş, dosyadaki delillerin yeterince incelenmediğini, özellikle Ankara Dikmen’de yer alan … Dişli A.Ş.nin arsası ile ilgili imar durumunun mevcut olduğunu, … Dişli A.Ş.nin maliki bulunduğu … Köyü’ndeki tarla ve arsa ile ilgili projenin değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
Bu durumda davacılar vekilinin 12.12.2006 tarihli ikinci bilirkişi raporuna karşı verdikleri 25.12.2006 tarihli itiraz dilekçesi ve eki belgelerin değerlendirilmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle … vekilinin süresinde olmayan temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.04.2007 gününde bozmada oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

K A R Ş I O Y Y A Z I S I

Dava, iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Aşağıdaki gerekçelerle yerel mahkeme kararı ile Dairemizin grup şirketlerin birlikte iflasın ertelenmesi davası açabilecekleri yolundaki görüşlerine katılamıyorum. Şöyle ki;
İflasın ertelenmesini isteyen her bir şirket ayrı ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin bir alacaklıya asaleten ya da kefaleten borçlu olmaları veya aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi davasını birlikte açmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. (Bkz. ULUKAPI, Ömer, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991, s.129). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi davasında iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır. Her bir davacı şirket Anonim Şirket şeklinde kurulmuş olup, ayrı tüzel kişiliklere haizdirler. Buradan hareketle her bir şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.
İflasın ertelenmesi davası niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir davacı şirket için ayrı ayrı dava konusu yapılmalıdır. Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir.
Nitekim Yüksek Yargıtay;
a)Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.
(HGK. 18.4.1956 T/36-29; HGK 11.12.1951 4/177-135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857).
b) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin (pey akçesi verenlerin) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.
(TD 20.4.1961 1166/1278)
Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, birisinin kredi borcuna diğerlerinin kefil olması veya ipotek vermiş olması birlikte iflasın ertelenmesi davası açmalarına imkan vermez.
Nitekim Prof. Dr. Baki KURU’da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351’de “HUMK.nun 43.maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK.m.156 vd) açılamayacağı” kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte … olarak iflasın ertelenmesi davası açılamayacağının göstergesidir. Çünkü iflasın ertelenmesi davasının reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi davası açmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.

Nitekim, somut olayda borca batık olduğunu bildiren davacı şirketlerden … Armatür San.Tic.A.Ş.nin borca batık olmadığı hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda açık bir şekilde bildirilmiştir. Mahkeme ise bu şirket borca batık değil ise de grubun TMSF’ye olan kefaleti nedeniyle üstlendiği risk itibariyle diğer şirketlerin iflası halinde bu şirketin de iflasının kaçınılmaz olduğu gerekçesiyle anılan şirket de dahil hepsinin iflasına karar vermiştir.
Bu durum dahi grup şirketlerin birlikte dava açmaları halinde verilecek kararların sonuçlarında doğacak sakıncalardan bir tanesinin açık göstergesidir.
Öte yandan; İİK.nun 179.maddesine göre “…şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir”. Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır.
Davaların en ekonomik şekilde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK.nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru biçimde hesaplanıp istek sahibinden alınması da şarttır. Aynı gruba bağlı ayrı şirketlerin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ilişkin düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok gerçek veya tüzel kişinin aynı davada iflasın ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.
Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir (KURU Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667). İflasın ertelenmesi davasında da bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi davasının reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tesbit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi davasının sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır. Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasın açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi davasını da birlikte açmalarına imkan bulunmamaktadır.
Ayrıca; İİK.nun 154/son maddesine göre, iflas davalarını dolayısıyla iflasın ertelenmesi davalarını görmeye müflisin muamele merkezindeki ticaret mahkemesi yetkilidir.
Nitekim, eldeki davada aynı grup içerisinde bulunan altı şirket iflasın ertelenmesi davasını birlikte açmışlar, bu şirketlerden … Traktör San.ve Tic.A.Ş.nin muamele merkezi Ümraniye/İstanbul olduğundan bu şirket yönünden dosyanın tefrik edilerek Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine Mahkemece karar verilmiştir.
Bu durumda aynı gruba dahil borca batık olduğunu bildiren şirketlerden bir tanesinin iflasın ertelenmesi davası Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi’nde, diğerleri hakkındaki davalar ise Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülecektir.
Bu hal dahi, aynı guruba bağlı şirketlerin birlikte dava açmalarına imkan tanınmasının sakıncasının açık bir göstergesidir.
SONUÇ : Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun grup şirketlerin birlikte dava açmalarına olanak sağlayan görüşlerine katılamıyorum.