Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/4787 E. 2007/10900 K. 04.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4787
KARAR NO : 2007/10900
KARAR TARİHİ : 04.12.2007

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, tazminat talebinin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, icra takibinin dayanağı bononun borçlu bölümünde müvekkilinin ve dava dışı …’un isminin bulunduğunu, ancak tek bir imzanın atıldığını, bu imzanın da müvekkiline ait olmadığını ileri sürmüş ve söz konusu senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tesbiti ile %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bononun borçlu bölümünde iki ismin bulunduğunu, müvekkilinin bonodaki imzanın …’a ait olduğunu sonradan öğrendiğini, sehven davacı aleyhine girişilen takip kesinleşmeden 19.10.2006 tarihinde davacı hakkındaki icra takibinden vazgeçildiğini, müvekkilinin bu durumu davacıya bildirdiğini, dava konusuz kaldığından bu davanın açılmasının yersiz olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını belirterek, konusuz kalan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalı alacaklının icra takibinden vazgeçme beyanı resmi olarak davacı borçluya bildirilmediğinden davacının menfi tespit davası açmasında haklı olduğu, takipten vazgeçilmesi nedeniyle menfi tesbit davasının konusuz kaldığı, davalı alacaklının söz konusu takibi yapmada haksız ve kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin %40 kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle menfi tesbit talebi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığına, kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 72.maddesine dayalı olarak açılmış bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Başka bir ifadeyle bu bononun dayanak yapıldığı icra takibinden dolayı borçlu bulunulmadığı biçiminde bir talep mevcut değildir. Her ne kadar alacaklı vekili bu bonoya dayanarak davacı aleyhine girişmiş olduğu icra takibinden vazgeçmiş ise de, bono halen alacaklı elinde bulunduğundan davacının bu bonoyu hükümden düşürmek amacı ile dava açmakta hukuki yararı mevcuttur.O halde davanın konusuz kaldığından da söz edilemez. Bu durumda mahkemece davalı vekilinin ” bu bonodan dolayı davacıdan alacakları bulunmadığı” yolundaki duruşma tutanağına geçirilmiş imzalı beyanı da gözetilerek davanın kabulü yönünde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.12 .2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.