YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3913
KARAR NO : 2009/6111
KARAR TARİHİ : 08.04.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
25.3.1983 tarihinde yapılan kadastro sırasında … mevkiinde bulunan 7257 parsel sayılı 11.423 m2 yüzölçümündeki taşınmaz … 1289 D.12, V.14 nolu tapu kaydı uygulanarak, taşınmazın 1973 yılında yapılan ilk kadastro çalışmaları sırasında ölçülmediği, kesinleşen orman tahdit haritası dışında olduğu ve 60 yılı aşkın süreyle … … mirasçılarının zilyetliğinde bulunduğu belirtilerek tarla niteliği ile … … oğlu ölü … varisleri adlarına tespit edilmiştir. Hazinenin itirazı üzerine kadastro komisyonunca, taşınmazın 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapulu olduğu ve tapu maliklerinin zilyetliğinde bulunduğundan söz edilerek itirazın reddine, tesbit gibi tesciline karar verilmiştir. Bunun üzerine Hazine, çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Üsküdar Tapulama Hakimliğinin 20.03.1984 gün 1984/2-3 sayılı kararı ile tensiben; çekişmeli taşınmazın 1973 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu sırasında kadastro dışı bırakıldığından 1983 yılında yapılan kadastronun 2. kadastro olduğu ve yok hükmünde bulunduğundan 7257 parsele ilişkin kadastro tesbitinin ve kadastro komisyon kararının iptaline, tescil istemi yönünden dosyanın görevli Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, temyiz edilmeksizin 08.05.1985 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar … … ve arkadaşları vekili 09.09.1986 tarihinde; … 1289 D.12, V.14 nolu tapu kaydı, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazın … … oğlu … … mirasçıları adlarına tapuya tescili istemiyle Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1986/634 esas sayılı tescil davasını açmışlardır.
05.08.1988 tarihinde yapılan kadastro sırasında 7257 parsel sayılı 11.423 m2 yüzölçümündeki taşınmaz … 1289 D.12, V.14 nolu tapu kaydı uygulanarak , taşınmazın 1973 yılında yapılan ilk kadastro çalışmaları sırasında orman tahdit sınırları içinde bulunduğundan kadastro dışı bırakıldığı, daha sonra orman tahdit sınırları dışına çıkarıldığı, 1983 yılında tapu malikleri adlarına tespit edildiği, ancak hazinen açtığı dava üzerine kadastro tespitinin ve komisyon kararının iptal edildiği, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi sebebiyle bu gibi yerlerin yeniden kadastrosunun yapılmasının tapu kadastro genel müdürlüğünün 01.12.1987 gün 4 – 3 – 2 – 8/66 – 6791 sayılı yazılı emri ile istenmesi üzerine yeniden kadastrosunun yapıldığı, taşınmazın tapulu olduğu ancak taşınmaz hakkında Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1986/634 Esas sayılı dava bulunduğundan söz edilerek 3402 Sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca … hanesi açık olarak tespit edilmiştir. Bunun üzerine Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyası 3402 sayılı yasanın 27. maddesi uyarınca Kadastro mahkemesine aktarılmış, çekişmeli taşınmazın tutanak aslı aktarılan dava dosyası ile birleştirilerek yargılamaya kadastro mahkemesinde devam edilmiştir. … ve … ; … …’in mirasçılarından oldukları, çekişmeli taşınmazda paylarının bulunduğu iddiası ile davaya katılmışlardır. Mahkemece, davacı kişilerin tutundukları … 1289 D.12, V.14 nolu tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu, … bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda taşınmazın A ve B ile işaretlenen bölümlerinin kesinleşen tahdit dışında oldukları, C ve D ile işaretlenen kesimlerinin orman tahdit haritası içinde iken 1744 sayılı yasanın 2. madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldıkları, tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamının bu sınırlardan itibaren belirlendiğinde, miktar itibariyle tapu kaydının kapsamı dışında kalan kısımlar hakkında davacıların zilyetliğinin bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın bilirkişi … … tarafından düzenlenen rapordaki paylar oranında … ve arkadaşları adlarına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 17.04.1981 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; 1973 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın bitişikteki 1943 yılında kadastrosu yapılan Değirmen Bayırı Devlet Ormanı ile birlikte Devlet Ormanı nitelemesi yapılıp pafta üzerine yazılarak tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başlandığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1973 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı içinde kalan ve kalmayan arazi bölümlerinin tamamı kadastro paftası üzerine Devlet Ormanı nitelemesi yapılarak tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise … arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” Zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerin de orman sayılacağı kabul edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın kuzeyinde bulunan 6087 parsel sayılı taşınmaza 1973 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında uygulanan Şubat 1295 tarih 34 sıra tapu kaydı çekişmeli taşınmaz yönünü … Usta korusu okumaktadır. Bu durumda taşınmazın 1973 yılında eylemli orman olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı, yöredeki Devlet ormanlarının kadastrosunun 1943 yılında yapıldığı, 1973 yılında yapılan genel kadastroda çekişmeli parsel kadastro paftası üzerine Devlet Ormanı nitelemesi yapılarak tesbit dışı bırakıldığı sonucuna varılmaktadır. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile o tarihte var olan özel ve tüzel kişilere ait bütün ormanların hiç bir bildirime gerek kalmaksızın devletleştirilmiştir.Bu nedenle, 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce bu yerde yapılan orman kadastrosunun uygulanması sonucu taşınmazın orman niteliğinin belirlenmesi mümkün olmayıp , 1943 tahdit haritasının ve tutanaklarının uygulaması da yetersiz ise de, yörede 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre bir orman kadastrosu yapılmadığından bu eksikliğin sonuca etkisi bulunmamaktadır..
Hal böyle iken dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen Değirmen Bayırı Devlet Ormanı sınırları içinde bulunduğu, daha sonra 17.4.1981 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkarıldığı anlaşılmaktadır.. Dava konusu taşınmaz, 1943 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalmakla, dayanak tapu kaydı yasal değerini yitirmiştir. Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle, tapu kaydı geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesi olanaksızdır.
Kaldı ki; dayanak tapu kaydı sınırları ve yüzölçümü itibariyle çekişmeli taşınmaza uymamaktadır. Anayasanın 169, 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/2. maddeleri gereğince ormanlar, 6831 Sayılı Yasaya 5831 Sayılı Yasa ile eklenen ek 10. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerler zilyetlikle kazanılamaz. Bir an için dayanak tapu kaydının uyduğu düşünülse dahi 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olması halinde de , mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez. Çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “ Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı anlaşılan ….sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemez ve o yerin mülkiyeti tapu sahiplerine intikal etmez. , 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzük”ün 34. maddesi “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler … fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. Yasanın ve yukarıda yazılı tüzük hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için;
1- Taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman reijmi dışına çıkartılan yer olmamalıdır (Bu tür yerler ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalmışsa o yer tapulu olsa dahi mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez.). Çünkü, tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde olduğundan sahibine hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmamıştır.
2- 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılmalıdır.
3- Çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olmalıdır (Çünkü, taşınmazı içine alan orman kadastrosu itiraz sonucu kesinleşirse, bu durum o yerin öncesinin orman olduğunu, dolayısıyla taşınmazın orman sınırı içine alınmasından önce oluşturulan tapu kaydının aslı orman olan yerde yolsuz olarak oluşturulduğu itiraz sonucu belirlenmiş olduğundan, malikine mülkiyet … kazandırmaz).
4- Dayanılan tapu kaydı, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulmuş olmalı ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsamalıdır.
5- Dayanılan tapu kaydı,13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olmalıdır ya da devletleştirilmiş sayılmamalıdır.
6- Dayanılan tapu kaydı, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmış olmamalıdır.
7- Orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işlemi 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olmalıdır.
1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde, açıkça orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırı içine alınan yerlerden söz edilmiştir.
O halde; somut uyuşmazlıkta, davacının tutunduğu tapu kaydı orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten önce oluşturulmuş ise de , dava konusu taşınmazın öncesi orman olmaması nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi hükmü gereğince orman sınırının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışına çıkarılmayıp aynı yasanın 2/1 maddesi hükmüne göre öncesi orman olduğu; ancak, orman niteliğini kaybettiğinden orman rejimi dışına çıkartıldığından yine bu taşınmazın orman sınırları içine alınmasından önce oluşturulan bir tapu kaydı bulunsa dahi, özel mülkiyete konu olmayan ve asıl niteliği orman olan taşınmaz için oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu ve sahibine hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağından bu tür kayıtlara 1744 Sayılı Yasa uygulamasında yine değer verilemeyeceği ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin 01 Ocak 1984 tarihinde yürürlüğe giren 2896 Sayılı Yasa ile değiştirildiği, 3402 Sayılı Yasanın ilgili fıkralarının yukarıda yazılı Anayasa Mahkemesi kararları ile 1988 ve 1989 yıllarında iptal edildiğinden kadastro tesbitinin yapıldığı 1983 yılında davacı kişilerin yararlanacağı bir yasa hükmü bulunmadığı gözetilerek, davacı kişiler tarafından açılan davanın reddine, dava konusu taşınmazın orman rejimi dışına çıkarılmış tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08.04.2009 günü oybirliği ile karar verildi.