YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4505
KARAR NO : 2006/10510
KARAR TARİHİ : 10.11.2006
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, davalı bankanın müvekkilleri aleyhine icra takibi yaptığını, müvekkillerinden … …’in davalı bankadan kredi kullandığını, diğer müvekkilinin bu sırada imzaladığı boş bonoyu teminat olarak bankaya verdiğini, takip tarihi itibarıyla kredi borcunun 3.500.000.000 TL olmasına rağmen senede 5.500.000.000 TL bedel yazılarak takibe konulduğunu iddia ederek takipte davalı tarafından talep olunan alacağın 2.000.000.000 TL’lik kısmından borçlu olmadıklarının tesbiti ile davalı bankanın tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, takip konusu bononun müvekkili bankaya davacıların rızası ile verildiğini, imza inkarı bulunmadığını, bankanın alacağı kadar takip yaptığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre takibe konu 24.5.2000 tanzim, 30.5.2001 vade tarihli 5,5 Milyar TL Bedelli bonoyu her iki davacının borçlu olarak imzalayıp davalı bankaya verdikleri, takip tarihi itibariyle bakiye kredi borcu toplamının 3.988.420.656 TL olduğu, oysa talep edilen kredi borcunun 5.723.761.910 TL olduğu, bu durumda davacı bankanın 1.735.341.254 TL fazla talepte bulunduğu, davalının takipte haksız ve kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı, takibin tedbirle durdurulmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bononun taraflar arasındaki kredi sözleşmesi uyarınca oluşacak borç nedeniyle boş olarak verildiği ve borç miktarı kadar doldurulacağı yolunda anlaşmaya varıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık senetteki miktarın gerçek borcu yansıtıp, yansıtmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece bu yönden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan bilirkişi raporu yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de gözetilerek, banka kayıtları üzerinde yeniden inceleme yaptırılıp, saptanacak borç miktarı kadar dava konusu senedin geçerliliği düşünülerek uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine 10.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.