YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7958
KARAR NO : 2023/16120
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 27.05.2009 tarihli ve 2009/248 Esas, 2009/599 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 29.06.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
2…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/1028 Esas, 2016/72 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün yukarıda belirtildiği şekilde aynen açıklanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin; verilen cezanın haksız olduğuna, kasıtlı şekilde suç işlemediğine, vesair, yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay günü rahatsızlığı nedeni ile … Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine gelen sanığın, bir odaya alınarak yaklaşık 10 -15 dakika kadar kendisiyle ilgilenilmemesi üzerine, oda dışına çıkarak dışarıyı gözlemlediğinde, servisteki doktor ve hemşirelerin kendi aralarında ve telefonla konuştuklarını görmesi üzerine, hastane personelinin kendisiyle ilgilenmediğini düşünerek sinirlendiği ve bir süre sonra kendisiyle ilgilenmek için içeriye gelen mağdur hemşire …’ın kendisini tedavi için bir başka bölüme almak istemesi üzerine sanığın sinirlenerek servis içerisinde bulunan personeli hedef alarak “Böyle hastanenin Allah belanızı versin, yapacağınız işin içine edeyim.” şeklinde hakaret içeren sözler sarfettiği, bu sözleri servis içerisinde bulunan ve olay sırasında sanığın tedavisiyle ilgilenen mağdur …’ın bizzat duyduğu gibi yine olay günü serviste görevli olup sanığın bulunduğu odanın önünde bulunan acil nöbetçi doktoru olan mağdur …’ın duyduğu Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2.Sanığın, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği yönünde savunma yaptığı ve savunmasının tanık … tarafından doğrulandığı tespit edilmiştir.
3.Kovuşturma aşamasında sanığın “…yapacağınız işin içine edeyim.” dediğine yönelik anlatımda bulunan mağdur … ve tanık …’nin soruşturma aşamasında sanığın “…yapacağınız tedavi bu mu.” dediğine yönelik beyanda bulunarak olayın gelişimine ilişkin çelişkili anlatımlarının bulunduğu belirlenmiştir.
4.Kovuşturma aşamasında sanığın “Böyle hastanenin Allah belasını versin.” dediğine yönelik anlatımda bulunan mağdur …’ın aşamalarda istikrarlı ve birbiriyle uyumlu anlatımlarının bulunduğu ve dosya içerisindeki 08.01.2009 tarihli tutanağın mağdur …’ın hastane polis noktasına müracaatı üzerine tanzim edildiği ve görgüye dayalı olmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın mağdurlara yönelttiği sözlerin, muhatapların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici ağır eleştiri, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
2.Kabule göre ise;
a.5237 sayılı Kanun’da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanunun 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerekir. Her ne kadar 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasında cezanın alt sınırının 1 yıldan az olamayacağı düzenlenmiş ise de, bu düzenlemenin temel cezanın adli para cezası olarak seçilmesine engel olmayacağı gözönünde bulundurulmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden temel ceza olarak hapis cezası tercih edilmesi,
b.Sanığın aşamalarda olay günü kendisiyle ilgilenilmemesi ve tedavi için alınmak istediği bölümde zaten kadın bir hastanın bulunması nedeniyle sinirlendiğini savunması ve bu savunmanın tanık … ‘nın beyanları ile doğrulanması karşısında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
c.Hastane acil servisinde gerçekleştiği kabul edilen hakaret eyleminin, sanık,mağdurlar ve tanıklardan sorulmak suretiyle hastane acil servisinin hangi bölümünde gerçekleştirildiği belirlenmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması,
Nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.