Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/11477 E. 2023/2399 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11477
KARAR NO : 2023/2399
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2015 tarihli ve 2014/1890 Esas, 2015/1202 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasına mahkûmiyet ve hak yoksunluklarına, sanıklardan … hakkında ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’ın Temyiz İstemi
Suça konu sahte plakalar ile ilgisinin olmadığına, plakalar üzerinde tescil mührünün bulunmadığına, plakaların takılı olduğu araçlara ilişkin hırsızlık suçundan hakkında beraat kararı verildiğine ilişkindir.
B. Sanık …’ın Temyiz İstemi
Aracı diğer sanık …’dan çalıntı olduğunu bilerek satın aldığına, ancak plakaların sahte olduğunu bilmediğine, hakkında beraat kararı verilmesini talep ettiğine ilişkindir.
C. Sanık …’ın Temyiz İstemi
Mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığına, suça konu plakalar ile ilgisinin olmadığına, plakaların mühürsüz olduğuna, lehine hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde kolluk görevlilerince park halinde bulunan bir aracın plakasının sahte olduğundan şüphelenilmesi üzerine yapılan incelemede, aracın gerçekte çalıntı kaydı bulunan … plaka sayılı araç olduğu ve üzerinde takılı bulunan 68 HV 302 sayılı plakanın sahte olduğunun belirlendiği, suçun faillerinin tespiti için yapılan araştırmalar sırasında sanıkların kiralık bir araçla 38 TL 232 plaka sayılı aracın yanına gelmeleri üzerine, sanık …’ın sevk ve idaresinde bulunan bu aracın da çalıntı kaydı bulunan … plaka sayılı araç olduğunun ve üzerindeki plakanın sahte olduğunun tespit edildiği, sanıkların bu şekilde çalıntı araçlarda sahte plaka kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanıklardan … aşamalarda alınan savunmalarında; … plaka sayılı aracı çalıntı olduğunu bilerek sanık …’dan satın aldığını, ancak sahte plakalar ile ilgisinin olmadığını beyan etmiş; diğer sanıklar ise savunmalarında suçlamaları kabul etmemişlerdir.
3. Suça konu plakalar Adli Emanetin 2014/16192 sırasında muhafaza altına alınmıştır. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı’nın 30.10.2014 tarihli ve İZ-2014/1692 sayılı uzmanlık raporuna göre, suça konu plakalarda tescil işlem birimine (…M) ve/veya plaka basımını gerçekleştiren kuruluşa (T.Ş.O.F) ait basılı bulunması gereken soğuk mühür izlerinin bulunmadığı, plakaların araç üzerine uygun şekilde takılmaları halinde aldatma yeteneklerinin bulunduğu bildirilmiştir.
4. İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2015 tarihli ve 2014/1890 Esas, 2015/1202 Karar sayılı kararı ile sanık …’ın beyanlarına göre diğer sanıkların … ve … olduğunun belirlendiği, bilirkişi raporuna göre 68 HV 302 ve 38 TL 232 sayılı plakaların sahte olduğunun ve aldatma kabiliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, sanıkların da tevilli olarak suçlarını kabul ettikleri, bu durumda sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri hususunda vicdani kanı oluştuğu gerekçesiyle, sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Sanıkların sahte plaka kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda; İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı’nın 30.10.2014 tarihli ve İZ-2014/1692 sayılı uzmanlık raporuna göre, suça konu plakalarda tescil işlem birimine (…M) ve/veya plaka basımını gerçekleştiren kuruluşa (T.Ş.O.F) ait basılı bulunması gereken soğuk mühür izlerinin bulunmadığının belirtilmesi ile Mahkemece plakaların sahte ve aldatıcılık niteliğini haiz olup olmadıkları, üzerlerinde bulunması gereken zorunlu unsurları ihtiva edip etmedikleri yönünden herhangi bir inceleme yapılmamış olması karşısında; suça konu plakaların duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle özellikleri tutanağa geçirilip, suç tarihinden önce yürürlükte bulunan 18.07.1997 tarihli ve 23053 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 30 uncu maddesine göre, tescil plakalarında işlemi yapan tescil kuruluşu ile plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mühürlerinin bulunmasının, anılan maddede 09.09.2011 tarihli ve 28049 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’in 3 üncü maddesiyle yapılan değişiklikle de bu tarihten itibaren yalnızca plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mührünün bulunmasının zorunlu olduğu da göz önünde bulundurularak, yasal unsurları taşıyıp taşımadıkları ve aldatıcılık niteliklerinin bulunup bulunmadığı belirlenerek, denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulmaları gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma neticesinde sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulması,
2. Kabule göre de;
a. Kolluk görevlilerince farklı zamanlarda ele geçirilen plakalar yönünden, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,
b. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden; sanık …’ın adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içerdiği görülen İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 1992/610 Esas ve 1992/631 Karar sayılı ilamıyla nitelikli hırsızlık suçundan hükmolunan 3 yıl hapis cezasına mahkûmiyete ilişkin ilam dosyaya getirtilerek incelenmesi, şartları taşıdığının belirlenmesi halinde bu hükmün tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
c. Adli Emanetin 2014/16192 sırasında kayıtlı bulunan plakaların akıbeti hakkında herhangi bir karar verilmemesi,
d. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleri ile hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2015 tarihli ve 2014/1890 Esas, 2015/1202 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ceza miktarı itibarıyla sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulması ile sanık … yönünden koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2023 tarihinde karar verildi.