YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10859
KARAR NO : 2023/1061
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen karşılıklı boşanma ve tedbir nafakası davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi esastan ret kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; davacı -davalının işi nedeniyle 15 yıldır yurtdışında yaşadığını, bu nedenle evlilik birliğinin tam olarak kurulmadığını ve kağıt üzerinde kaldığını, davacı-davalının bu süreçte eşine her ay düzenli olarak maddi yardımda bulunduğunu, barınma gündelik hayat ihtiyaçları ile ortak çocuğun giderlerine katkıda bulunduğunu, son 3 yıldır emekli maaş kartını eşinin kullanmasına müsaade ettiğini, ancak artık çalışmadığını ve yalnızca emekli aylığı gelirinin olduğunu ve bununla geçinmek zorunda kaldığını, taraflar arasındaki fikir ayrılıklarını ve geçimsizlikleri aile ve akraba çevresinin de bildiğini beyanla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı-davalı erkek vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; tarafların 15 yıldır ayrı yaşadıklarını, sürdürülebilir bir evliliğin kalmadığını, bu süreçte davacı-davalının boşanmak istediğini ancak davalı-davacının inatla boşanmak istemediğini, davacı-davalının bu şekilde 8 yılı aşkın süre beklediğini, ancak eşini boşanmaya ikna edemeyince yeni bir hayat kurmak istediğini, yeni bir ilişkisinin olduğunu ve bu ilişkisinden de çocuğunun olduğunu, ayrıca ayrı kaldıkları dönemde müvekkilinin eşine maddi olarak destek olduğunu, son üç yıldır davalı-davacının emeklilik maaşını kullandığını belirterek, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı- davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı -davalının uzun süreler yurt dışında olduğunu, ancak bunun boşanmak için bir neden olmadığını, davalı-davacının eşi yurtdışında iken çocuğunun yanında kaldığını, ona hem annelik hem babalık yaptığını, çocuğuyla ilgilendiğini, bu süreçte davacı-davalının asgari düzeyde ve düzenli olmayan şekilde maddi yardımlarda bulunduğunu, bundan dolayı müvekkilinin ekonomik olarak zor süreçler yaşadığını, ortak çocuklarının üniversite sonrası çalışmaya başladığını ve böylece annesine yardım ettiğini, davacı-davalının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, 2018 yılında evlilik dışı ilişkisinden olan çocuğu ve ilişkisi olduğu kadın ile birlikte geri döndüğünü, bu durumda kusurlu olan tarafın davacı-davalı taraf olduğunu, davalı-davacının ev hanımı olduğu ve anne ve babası ile birlikte yaşadığını, herhangi bir gelirinin olmadığını beyanla, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, müvekkili için aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakasına, 100.000,00’er TL maddî ve manevî tazminata hükmedilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL katkı payı ve katılma alacağının davacı-davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davalı-davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; eşinin Rusya’ya çalışmaya gittiğini, orada bir bayanla evlendiğini, bu bayandan çocuğu olduğunu, kendisine ve çocuğuna bakmadığını, boşanmak için baskı uyguladığını, kendisinin boşanmak istemediğini belirterek müvekkili lehine aylık 1.500,00 TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 19.01.2021 tarih ve 2018/1007 Esas, 2021/26 Karar sayılı kararı ile, davacı-davalının yurtdışında çalıştığı, Türkiye’ye geldiğinde ise ortak konutta ikamet etmediği, başka bir kadın ile ilişkisinden çocuğu olduğu, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalı-davacının ve ortak konutun ihtiyaçlarını düzenli bir şekilde karşılamadığı, olayların akışı karşısında birliğin temelinden sarsılmasında erkeğin tam kusurlu olup, kadının bir kusurunun ispatlanamadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin tam kusurlu olup ekonomik, cinsel ve psikolojik şiddete yönelik kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sebebiyle kadının mevcut ve beklenen menfaatlerinin zedeleneceği, kadın yararına uygun miktarda maddî, manevî tazminat ile boşanmakla yoksulluğa düşeceğinden uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği, kadının birleşen … 7. Aile Mahkemesi’nin 2018/785 Esas sayılı tedbir nafakası dosyası ile ilgili hüküm kurulmasının sehven unutulduğu, ancak kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiğinden hükümde herhangi bir değişiklik yapılmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına ara kararla aylık 400,00 TL tedbir, kesinleşmeden itibaren ise aylık 550,00 TL yoksulluk nafakasına, nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasına, kadın yararına 20.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata, kadının tedbir nafakası talebinin artırılması talebinin reddine, karşı davada mal rejiminin tasfiyesine yönelik talebin boşanma kararı kesinleştikten sonra tefriki ile ayrı bir esasa kaydına ve yargılamının bu esas üzerinden devamına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-davalı erkek vekili tarafından; kendi davasının reddi, karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, nafakalar, tazminatlar ve birleşen dava hakkında hüküm kurulmaması yönlerinden, davalı-davacı kadın vekili tarafından ise; nafaka ve tazminat miktarları ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak talebi hakkında hüküm kurulmaması yönlerinden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.10.2021 tarih ve 2021/961 Esas, 2021/2249 Karar sayılı kararıyla; dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından tarafların tüm istinaf istemlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ SÜREÇ
A.Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 21.10.2021 tarih ve 2021/961 Esas, 2021/2249 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı-davalı erkek vekili tarafından; kendi davasının reddi, karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, maddî-manevî tazminat miktarları, nafaka, birleşen dava hakkında hüküm kurulmaması yönlerinden, davalı-davacı kadın tarafından ise; nafaka ve tazminat miktarları ile mal rejimi tasfiyesi hakkında hüküm kurulmaması yönlerinden temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairenin, 28.02.2022 tarih, 2021/10470 Esas, 2022/1838 Karar sayılı ilamı ile; kadının bağımsız nafaka davasında talep ettiği nafakanın yıllık toplam tutarının karar tarihindeki temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat miktarlarının az olduğu gerekçesi ile yoksulluk nafakasının ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, davacı-karşı davalı erkeğin birleşen tedbir nafakası davasına yönelik temyiz dilekçesinin reddine, temyize konu diğer bölümlerin onanmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen 11.10.2022 tarih ve 2022/312 Esas, 2022/691 Karar sayılı son kararı ile boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin tam kusurlu olduğu, davacı-davalı erkeğin ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddete yönelik kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-davacı kadın lehine 40.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminata, ayrıca davalı-davacı kadının çalışmadığı ve düzenli gelirinin olmadığı, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşeceği anlaşıldığından tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkesi uyarınca yararına aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakasına, nafakanın her yıl ÜFE oranında arttırılmasına karar verilmiş, kesinleşen yönler hakkında yeniden hüküm kurulmamıştır.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 11.10.2022 tarih ve 2022/312 Esas, 2022/691 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı -davalı erkek vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davacı-davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı-karşı davacının müvekkilinin başka bir kadından çocuğu olduğunu bildiğini, bunu hoşgörü ile karşıladığını, evlilik birliğini sürdürmek istemesinin de bu iddialarını desteklediğini, müvekkilin sadece emeklilik geliri ile hayatını idame ettirdiğini, affedilen vakıalara dayanılarak müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, tarafların en azından eşit kusurlu sayılmaları gerektiğini, davalı-davacı kadın lehine yoksulluk nafakası ve tazminata hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, kaldı ki miktarlarının da fahiş olduğunu beyanla, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve tazminatlar yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe:
1.Uyuşmazlık ve hukuki nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarında, temyiz edilmeyerek veya bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının yeniden incelenip incelenemeyeceği, davalı-karşı davacı kadın yararına yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat miktarlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri; 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı-davalı erkek vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.