YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6318
KARAR NO : 2023/254
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM :İstinaf başvurularının esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.10.2020 tarihli ve 2019/399 Esas, 2020/287 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 30.12.2020 tarihli ve 2020/3920 Esas, 2020/1287 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, parmak izi araştırması yapılmadığından eksik inceleme ile karar verildiğine, gizli soruşturmacı gibi işlem yapıldığına, kolluğun kışkırtıcı ajan gibi hareket ettiğine, olay tutanağı ile olay yerini gösteren lokanta kamerasındaki görüntülerin birbiriyle çeliştiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Cumhuriyet savcısının yazılı talimatı ile iletişime geçilen sanığın olay yerine getirdiği 3 paket kokain maddesini görevliye vererek önceden seri numarası alınmış 800 TL parayı aldığı, yakalama neticesinde bu paraların sanığın üzerinde ele geçtiği, ayrıca sanığın olay yerine geldiği araçta yapılan aramada da
sanığın savunmasında kendisine ait olduğunu söylediği 29 paket kokain daha ele geçtiği olayda; ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı, niteliği, ele geçiriliş şekli, kamera görüntüleri ile sanık ve tutanak tanıklarının beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı ve kullanım sınırlarının çok üzerinde uyuşturucu maddeyi satmak için bulundurmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Cumhuriyet savcısının yazılı talimatı ile kollukça yoldan geçen Suriyeli bir şahıs vasıtasıyla iletişime geçilen sanığın olay yerine getirdiği 3 paket kokaini görevliye vererek önceden seri numarası alınmış 800 TL parayı aldığı olayda; ilgili kolluk görevlilerinin suç teşkil eden fiili yalnızca pasif davranışlarla izlemedikleri, delil üretmek ve bir soruşturma başlatmak için sanığı başka türlü işlemeyeceği bir suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergilediklerine ilişkin sanık savunmalarının aksini kanıtlayan, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin bu husustaki kabulleri hukuka aykırı görülmüştür.
B. Sanığın olay sonrası binmek üzere olduğu, içinde sürücülüğünü dava dışı beraat eden sanık …’in yaptığı ve dava dışı beraat eden sanıklar … ve …’ın bulunduğu araçta, Cumhuriyet savcısından ayrıca alınan yazılı arama iznine istinaden yapılan aramada ele geçen 29 paket kokainin cinsi, miktarı, paket sayısı ve paketlenme biçimi, ele geçirildiği yer, dava dışı sanıkların savunmaları, sanığın aşamalardaki beyanları, kriminal raporlar ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul veya yasaya uygun bulunarak, yukarıda belirtilen kabul dışında, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 30.12.2020 tarihli ve 2020/3920 Esas, 2020/1287 Karar sayılı kararında sanık müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
30.07.2019 tarihli Olay ve Yakalama Tutanağına göre; Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, tutanakta belirtilen telefon numaralarını kullanan, isimleri belli şahısların cep telefonu üzerinden uyuşturucu madde siparişi aldıklarının öğrenilmesi üzerine, Cumhuriyet savcısının yazılı talimatı ile kolluk görevlilerince takibata başlanmış; polis olduklarının anlaşılmaması için, yoldan geçen ve Türkçe bilen yabancı bir şahıs vasıtasıyla whatsapp uygulaması üzerinden sanık ile iletişime geçilerek 800 TL’lik 3 fişek kokain siparişinde bulunulmuş, sanığın buluşma yerine getirdiği 3 paket kokaini görevliye vererek önceden seri numarası alınmış 800 TL parayı almasını müteakiben, geldiği araca binmek üzereyken sanık yakalanmış ve Cumhuriyet savcısından alınan yazılı arama iznine istinaden aracında yapılan aramada 29 paket kokain ele geçirilmiştir.
Bahse konu olayın ilk aşamasında; kolluk görevlilerinin suç teşkil eden fiili yalnızca pasif davranışlarla izlemedikleri, sanıktan uyuşturucu madde getirmesini isteyerek, delil üretmek ve bir soruşturma başlatmak için sanığı başka türlü işlemeyeceği bir suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergiledikleri, dosya kapsamından anlaşılmakla; sanığın bu yöndeki savunmalarının aksini kanıtlayan, her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, dolayısıyla belirtilen şekilde elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı, oy birliğiyle kabul edilmiştir.
Burada tartışmalı olan husus,olayın ikinci aşamasına; başka bir ifadeyle, hukuka aykırı yöntemle uyuşturucu madde satışı için buluşma yerine gelmesi sağlanan sanığın aracında yapılan arama sonucu elde edilen uyuşturucu maddenin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olup olmadığına ilişkindir.
Somut olayda, sanığın aracında ele geçirilen uyuşturucu maddeye, hukuka aykırı yöntemle elde edilen ilk delil sayesinde ulaşılmıştır. Hukuka aykırı elde edilen delil hiç elde edilmemiş olsaydı, yani kolluk görevlileri sanıktan uyuşturucu madde istememiş ya da kolluğun talebi üzerine sanık aracıyla buluşma yerine gelmemiş olsaydı, ikinci delile ulaşılıp ulaşılmayacağı belli değildir. Dolayısıyla, Anglosakson hukukunda “zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” şeklinde, Kıta Avrupası hukukunda ise “hukuka aykırı delillerin uzak etkisi” olarak ifade edilen ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından da benimsenen kural uyarınca (Ayrıntılı bilgi için bkz. Hamid Köse, Delil Değerlendirme Yasakları Bakımından Zehirli Ağacın Meyvesi Doktrini, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 49, 2022, s. 167, 175-176); hukuka aykırı yolla elde edilen delil ile bu delillerden hareketle elde edilen ve sanığın geldiği araçta ele geçen uyuşturucu maddelerin, Anayasanın 38/6 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 206/2 (a), 217/2 ve 289/1 (i) maddeleri uyarınca hükme esas alınamayacağı; sanığa isnat olunan suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olması nedeniyle suçun maddi konusunun bulunmadığı ve buna bağlı olarak suçun kanuni unsuru da oluşmadığından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 2020/1287 Karar sayılı kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, sanık müdafilerinin temyiz istemlerinin esastan reddine karar verilmesi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.16.01.2023