Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/5165 E. 2023/601 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5165
KARAR NO : 2023/601
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2020 tarihli ve 2019/333 Esas, 2020/52 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2020/2198 Esas, 2020/2935 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan, hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulunduruma suçunu oluşturduğuna,
2. İhbarcı tanık Ahmet’in dinlenmesi gerektiğinden eksik inceleme yapıldığına ve tanık Ahmet’in beyanına göre zorlama delil toplanmasının hukuka aykırı olduğuna,
3. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
4. Sanık hakkında her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı için beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde adresi belirtilen boş araziye….. plakalı arabayla iki şahsın geldiği ve çalılıklardan bir poşet çıkardıkları şeklinde yapılan ihbar üzerine, bahse konu aracın seyir halinde görüldüğü ve görevlilerce durdurulduğunda aracın içinde yalnızca uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen beraat hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık …’in olduğu, kolluk görevlilerince ihbar eden tanık…ile tekrar irtibata geçilerek tarif üzerine şüpheli poşetin boş arazide çalılıkların dibinde bulunduğu ve açılıp bakıldığında içinde suç konusu sentetik kannobinoidlerin ele geçirildiği, temyiz dışı sanık …’in verdiği bilgiler neticesinde diğer erkek şahsın sanık … olduğunun tespit edildiği, kriminal rapora göre uyuşturucu maddelerin bulunduğu poşetlerden birinin üstünde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen beraat hükmü kesinleşen temyiz dışı sanık …’ın parmak izinin bulunduğu, mahkemece tanık …..e ulaşılamadığından dinlenmesinden vazgeçildiği, temyiz dışı sanıkların savunmaları, tanık ….’in kolluk beyanı, sanığın suç konusu ele geçen uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğuna dair mahkemedeki ikrarı, uyuşturucu maddelerin miktarının kullanım sınırının çok üstünde olması ile saklanış biçimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi hükmünde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, olay günü alınan ihbar üzerine boş arazide çalılıkların bulunduğu yerde kolluk görevlilerince suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, olayın oluş şekli ve dosya kapsamına göre görevlilerce delillerin hukuka uygun şekilde toplandığı, mevcut delil durumu ve sanığın savunması karşısında mahkemece ulaşılamayan tanık Ahmet’in dinlenmesine gerek olmadığı anlaşılmakla, sanık müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
1- Tüm dosya kapsamına göre, suç tarihinde boş arazide çalılıkların içinde ele geçen suç konusu uyuşturucu maddelerin sanığa ait olduğuna ilişkin, temyiz dışı sanıklar İsmet ve uyuşturucu maddelerin
ele geçtiği poşet üzerinde parmak izi bulunan Sedat’ın beyanlarından başka delil bulunmadığı aşamada suç konusu uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu söyleyerek kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Hükmolunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 63 üncü maddesi uyarınca gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin mahsup edilmesine karar verilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2020/2198 Esas, 2020/2935 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak üye …’in kararın onanması yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile BOZULMASINA,
Bozmanın niteliği, tutuklama koşullarında değişiklik olmaması ve tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 31.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.01.2023 tarihinde karar verildi.
(K.O.)

MUHALEFET ŞERHİ

Her ne kadar sayın çoğunluk tarafından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmişse de;
Etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasının yasal tanımında “bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına ve fail diğer suç
ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi…” hakkında söz konusu maddenin uygulanabileceğinin belirtildiği, Dairemizin yerleşik kararlarında da ancak; hakkında mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığı aşamada bu şekilde beyanda bulunan sanık hakkında söz konusu maddenin uygulanması gerektiği, aksi halde yani sanığın etkin pişmanlık beyanından önce mahkûmiyetine yeterli delil bulunması halinde sanığın kabul beyanının etkin pişmanlık uygulanması için yeterli olmadığı tartışmasızdır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; sanığın kovuşturma aşamasına kadar kabul beyanında bulunmadığı, soruşturma aşamasında alınan ihbarcı beyanı ve teşhisi, ihbarcı beyanını doğrulayan beraat eden sanık …’in beyanı, yine İsmet’in beyanını doğrulayan beraat eden sanık …’ın beyanlarının sanığın müsnet suçtan mahkûmiyeti için yeterli olduğu, sanık mahkemede suçlamayı kabul etmese dahi sanık yönünden mahkûmiyet yönündeki hükmün değişmeyeceği, dolayısıyla bu aşamadaki kabulün 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın beyanı ile suça konu uyuşturucu poşetinde parmak izi çıkan beraat eden sanığı suçtan kurtarmasının da 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bulunmadığı hususları nazara alındığında, sanık hakkındaki usul ve yasaya uygun mahkûmiyet kararının onanması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. 26.01.2023