Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10359 E. 2009/13306 K. 15.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10359
KARAR NO : 2009/13306
KARAR TARİHİ : 15.09.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.02.2008 gün ve 1509-3129 sayılı bozma kararında özetle: “Maraşboğazı Köyünde orman sınırı içine alınan taşınmazla ilgili orman tahdidine itiraz davasının reddine karar verilmişse de temyize konu A (947 m2) bölümünün eski tarihli resmi belgelerde orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, ancak bu kısımla ilgili herhangi bir belge ibraz edilmemesi nedeniyle davanın reddedildiği, zilyetlik tanığı dinlenmediği, ziraat uzmanından rapor alınmadığı ve 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi şartlarının davacı yararına oluşup oluşmadığının tartışılmadığı, bu nedenle yapılan araştırmanın yeterli olmadığı” açıklanmıştır. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, A (947 m2) bölümünün orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 Sayılı Yasanın 11. Maddesine göre altı aylık sürede açılan orman tahdidine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 13.09.2006 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece bozma kararına uyularak hüküm kurulmuşsa da bozma gerekleri yerine getirilmemiş ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Şöyle ki; 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutunaklara askı ilan tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde HAK SAHİBİ gerçek ve tüzel kişilerin dava açabilecekleri, yapılan orman kadastrosunun 13.09.2006 tarihinde ilan edildiği ve davanın 05.03.2007 tarihinde 6 aylık süre içinde açılmış olduğu anlaşılmakta ise de, mahkemece bozma kararından sonra 21.04.2009 tarihinde yapılan keşif sırasında beyanı alınan yerel bilirkişi ve davacının kendisi, öncesi çalılık olan taşınmazı, eski sahibi bir süre kullanıp, terk ettikten sonra kendisinin 4-5 yıldır kullandığını ve 2007 yılından itibaren ecrimisil ödediğini bildirmiştir.
Mahkemece arazi kadastrosunun ne zaman yapıldığı, taşınmazın ne olarak tespit harici bırakıldığı araştırılmamış, arazi kadastro paftası, komşu parsel kayıtları getirtilmemişse de öncelikle aktif dava ehliyeti ve haksahipliği kavramı üzerinde durulması gerektiği ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince orman kadastrosuna itiraz davasını hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin açabileceği, orman kadastro tutanaklarının düzenlendiği 2006 yılından önce 20 yıl davasız (çekişmesiz) aralıksız ve … sıfatıyla sürdürülen zilyetliğin bulunması halinde aktif dava açma ehliyetinin söz konusu olabileceği, yukarıda anlatılan açıklamalara göre davacının … sıfatıyla zilyedliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 15/09/2009 günü oybirliği ile karar verildi.