YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7235
KARAR NO : 2023/3154
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.11.2015 tarihli ve 2015/1878 Soruşturma, 2015/655 Esas, 2015/83 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi gereği son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
2. Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2015 tarihli ve 2015/134 Esas, 2015/138 sayılı Kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi gereği yargılanmak üzere son soruşturmanın … Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2016 tarihli ve 2016/10 Esas, 2016/64 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 300 tam gün karşılığı 9.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii 06.05.2016 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi ile; soyut ve çelişkili beyanlara dayalı hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı, sanığın katılandan para aldığı kabul edilse dahi suçun unsurlarının oluşmadığı, katılanın iddialarının kanıtlanamadığı, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiği sebepleriyle kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan …’in 31.12.2014 günü yanında tanık Halil İbrahim olduğu halde hasar tespiti yaptırmak amacıyla … Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın Şuhut ilçesindeki bürosuna giderek görüştüğü, tarafların davanın takibi için 1.200,00 TL karşılığında anlaşmaya vardığı, katılanın Şuhut Noterliğine giderek 31.12.2014 tarihli ve 4710 yevmiye numaralı vekaletnameyi düzenlettirdiği, akabinde sanığın bürosuna giderek vekaletname ile birlikte vekalet ücreti ve masraf olarak anlaştıkları 1.200,00 TL’nin 800,00 TL’lik kısmını sanığa elden verdiği, birkaç gün sonra da kalan 400,00 TL parayı getirip sanığa ödediği ancak iki ayı aşkın süre geçmesine rağmen hasar tespiti davasını açmadığından sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek, cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu tüm dosya içeriğinden anlaşıldığı halde aynı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması, temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde tayin edilmesi gerekirken, belirtilen ilkelere ve 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki orantılılık ilkesine aykırı olarak yasal olmayan gerekçe ile temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
Sanığın duruşma tutanaklarına yansımış olumsuz hal ve tavırları bulunmadığı halde hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmaması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2016 tarihli ve 2016/10 Esas, 2016/64 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.