YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17831
KARAR NO : 2023/815
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/393 E., 2015/64 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 Tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, mağdur …’a ait olan Füzyon Rent-a Car isimli iş yerinden katılan …’nin kimlik bilgileri ile düzenlenmiş ancak üzerinde kendisine ait fotoğraf olan ve asılları ele geçirilemeyen nüfus cüzdanı ile sürücü belgesini ibraz ederek araç kiraladığı ve kira süresi bitmesine rağmen aracı iade etmediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş, fotoğrafını ele geçiren bir kişinin katılan …’ye ait nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin üzerine yapıştırarak dolandırıcılık eylemlerinde kullandığını belirtmiştir.
3. Mağdur … ifadesinde GPRS cihazı vasıtasıyla yeri tespit edilen aracın kolluk kuvvetlerince tarafına iade edildiğini ve şikayetçi olmadığını belirtmiştir.
4. 03.03.2014 tarihli tespit ve teşhis tutanağında; suça konu nüfus cüzdanı ile sürücü belgesi fotokopisi üzerinde bulunan fotoğrafın, polnet sistemi asayiş polis ajandasında yayınlandığı ve fotoğraftaki kişinin sanık … olduğunun tespit edildiği, Füzyon Rent-a Car isimli iş yerinde çalışan ve sanığa suça konu aracı kiralayan …’in de sanığı teşhis ettiği belirtilmiştir.
5. Tanık … mahkemedeki ifadesinde aracı kiralayan kişinin sanığa benzediğini ancak kesin bir şekilde teşhiste bulunamayacağını belirtmiştir.
6. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesi 19.12.2014 tarihli raporunda; sanık ile katılan … adına düzenlenen sürücü belgesi ve nüfus cüzdanında bulunan fotoğraflardaki kişinin kafa ve yüz morfolojisi ile göz yapısı yönlerinden benzediğini belirtmiştir.
7. Mahkemece sanığın katılan … adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini kullanarak araç kiralayıp, kira süresi sonunda iade etmemek suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, katılan … adına düzenlenen araç kiralama sözleşmesini imzalamak suretiyle de özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilmiş ve temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık savunması, katılan ve mağdur ifadeleri, tanık anlatımı, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; yapılan UYAP sorgusunda, sanığın benzer nitelikteki eylemleri nedeniyle İzmir 14 Asliye Ceza Mahkemesinin 09.05.2017 tarihli ve 2017/72 Esas, 2017/336 Karar sayılı ve Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2015/141 Esas, 2015/384 Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için yukarıda belirtilen dosyaların ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının araştırılarak mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/64 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/64 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.