YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17907
KARAR NO : 2009/3616
KARAR TARİHİ : 04.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahiller vekili ile davalı … Yönetimi ve Hazine vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü 824 parselin sınırında bulunan ve o parselle bir bütün olarak satın aldığı halde tapulama harici bırakılan taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Müdahiller … ve arkadaşları da aynı yerin kendi zilyetliklerinde olduğu, davacıya satılmadığı, sadece 824 parselin satıldığı iddiasıyla adlarına tescil edilmesini istemişler; mahkemece, müdahillerin davasının reddine, davacının davasının kısmen kabulüne, 25.09.2007 havale tarihli raporda (A) işaretli (1793 m2) yerin davacı adına, (B) işaretli (693 m2) yerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm müdahiller vekili ile davalı … Yönetimi ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesine göre tescil davasıdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1966 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1985 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon çalışması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 20.02.1971 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece, 1971 yılındaki genel arazi kadastrosu sırasında tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmazın 1994 yılında sınırındaki 824 parsel ile birlikte davacıya satıldığı, satış öncesindeki toplam zilyedliğin taşınmaz edinmeye yeterli olduğu ve (A) bölümüNün 1966 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle (A) bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Dava dışı 824 parsel 1971 yılında yapılan tapulama sırasında Mart 1951 tarih 75 numaralı tapu kaydı nedeniyle 4000 m2 yüzölçümüyle tarla niteliğiyle … adına tespit ve tescil edildikten sonra mirasçıları tarafından 01.02.1994 tarihinde tapuda davacıya satılmıştır. Tespite esas alınan Mart 1951 tarihli tapu kaydı 2757 m2 yüzölçümlü tarla niteliğinde, sınırları; D: … …, B: … Uyar, K: Kendisi, G: … okumakta olup miktarından fazla olarak 824 parsele revizyon görmüştür.Mahkemece sözü edilen tapu kaydı 1949 tarihli ilk geldisinden itibaren getirtilip uygulanmamışsa da değişir sınırlı olduğuna ve zaten miktarından fazla olarak 824 parsele revizyon gördüğüne göre davanın çözümünde etkisi bulunmamaktadır. Somut olayda önemli olan 824 parselin güney sınırında tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmazın 824 parselle birlikte davacıya satılıp satılmadığı ve zilyedlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı dır. 824 parseli davacıya satan … ve arkadaşları tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmazın satılmadığını, kendi zilyedliklerinde kaldığını, davacının bu bölüme de tel çit çekerek müdahale ettiğini iddia etmektedirler. 28.05.2007 günlü keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar da bu konuda net bir bilgi verememişlerdir. Dosyadaki belgelerden çekişmeli taşınmazın sınırındaki tel örgüyü davacının satınaldıktan sonra çektiği, müdahillerin söktüğü ve 2006 yılında olayın jandarmaya intikal ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece taşınmazın tahdit dışında kalan (A) bölümünün davacı adına tesciline karar verilmişse de, bir yerin tahdit dışında kalması ayrı, zilyedlikle kazanılacak yerlerden olması ve kazanma koşullarının oluşmuş olması ayrı konulardır ki mahkemece bu konularda yeterli araştırma yapılmamıştır. Öncelikle çekişmeli taşınmazın 1971 yılında yapılan kadastro sırasında neden tespit harici bırakıldığı belli değildir.
Ayrıca; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 1966 yılında herhangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan Boynuzçukuru Devlet Ormanı yönünden seri bazında yapıldığı ve köyün tamamını kapsamadığı anlaşılmaktadır. Orman kadastrosunun ilanının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değiştirilen 12/3 maddesine dayanılarak çıkartılan ve 19 Ağustos 1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Sınırlama Dışı Kalan Ormanlar İçin Yapılacak İşlemler” başlıklı 128. maddesinin (b) fıkrasında “sınırlaması yapılan devlet ormanının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanları hakkında orman kadastro komisyonunca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet Ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından ıttıla hasıl oldukta hemen orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda; yörede seri usulde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanlarının orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikte taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası, … fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, … yapısı, eğimi ve çevresinin incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir. Uzman bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazın eski tarihli resmi belgelerdeki konumu incelenmiş ve orman sayılmayan yerlerden oluğu bildirilmişse de kullanılan haritanın ölçeğinin çok … olması nedeniyle küçükyüzölçümlü çekişmeli taşınmazın konumu denetlenememektedir.
Bu nedenle; öncelikle çekişmeli taşınmazın neden tespit harici bırakıldığı araştırılmalı, komşu 822, 823, 825 ve 826 parsellerin tespit tutanakları ile dayanağı kayıt ve belgeler, mahkeme kararı ile tescil edilmişlerse dava dosyaları getirtilmeli, 1/5000 ölçekli eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın eğiminin % 30 olduğu, üzerinde aşılı … (ziraat uzmanı tarafından aşı yaşı belirtilmemiştir), keçi boynuzu olduğu, … ağacının aşılanmamış hali olan delicelerin orman ağacı olması nedeniyle öncesinin orman olup olmadığı tartışılmalı, dava tarihinden 15-20 yıl önce iki ayrı tarihte bindirmeli olarak çekilen çiftli … fotoğrafları steoroskop aletiyle üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliği ve otarihlerde kullanılıp kullanılmadığı belirlenmeli, kullanılmıyorsa dava reddedilmeli, orman olmadığı ve zilyedliğe konu edildiği anlaşıldığı takdirde bu kez davacıya bu kesimin de satılıp satılmadığı somut ve inandırıcı beyanlarla saptanmalı, 3402 Sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi yanında ona satış yapanlar yönünden de belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hükme yöneltilen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 04.03.2009 günü oybirliği ile karar verildi.