YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8575
KARAR NO : 2023/3167
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.06.2014 tarihli ve 2014/1037 Soruşturma, 2014/1223 Esas ve 2014/511 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2014 tarihli ve 2014/353 Esas, 2014/565 sayılı Kararı ile sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.
3. Bahse konu kararın katılan Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25.11.2020 tarihli ve 2020/2206 Esas, 2020/2296 sayılı Kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2021 tarihli ve 2021/44 Esas, 2021/302 sayılı temyiz incelemesine konu Karar ile sanık hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 333 tam gün karşılığı 6.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına ve 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1-Sanık müdafiinin 26.03.2021 havale tarihli temyiz dilekçesi; suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, dava zamanaşımı süresinin dolduğu, hükümde lehe yasa hükümlerinin tartışılmadığı, kararın gerekçesiz olduğu, hükmedilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmediği hususlarına ilişkindir.
2-Katılan Hazine vekilinin 24.03.2021 havale tarihli temyiz dilekçesi; davayı müdahil olarak takip ettikleri halde katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, bankadan çekmiş olduğu krediden 9.500 TL’yi katılana borç olarak verip, karşılığında 22.000 TL değerinde senet imzalattığı ve bu şekilde katılanın müzayaka halinden faydalanarak kazanç elde etmek kastıyla faizle borç para verdiği kabul edilerek atılı suçtan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması, kişiler arasında doğmuş bir alacak borç ilişkisine dayanmayan kazanç elde etme amaçlı ödünç para verme eylemlerinin tefecilik suçu kapsamında bulunması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, bu bağlamda, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın, tefecilik yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırması ile vergi mükellefi olup olmadığı tespit edilerek gerektiğinde hakkında vergi incelemesi yaptırılması, alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tespitiyle varsa takip borçlularının tanık sıfatıyla dinlenilmesi sonrasında sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Kabule göre de;
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hükmün yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden ve temyize konu bu dosyadaki suç tarihinin anılan düzenlemenin yürürlük tarihinden önce olmasına göre, suç tarihi itibarıyla geçmiş hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde belirtilen diğer koşullar yönünden denetime imkan verecek şekilde değerlendirme yapılması gerekirken, daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve denetim süresi içerisinde dava dosyasına konu kasıtlı suçu işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair karar verilmesi,
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir” şeklindeki hüküm uyarınca, kendisini vekille temsil ettiren katılan Hazine lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2021 tarihli ve 2021/44 Esas, 2021/302 sayılı Kararına yönelik sanık müdafii ile katılan Hazine vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.