YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/670
KARAR NO : 2023/1314
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Red
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kooperatif vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca davalı borçlunun 2003-2004 yıllarında bir kısım ödemeler yaptığını, bakiyenin tahsili için 2007 yılında Tercan İcra Müdürlüğünün 2007/158 E. sayılı dosyası ile davalı hakkında başlatılan icra takibinin genel af çıkması nedeniyle işlemsiz kaldığını ve muameleden kaldırıldığını, af sonrası bakiye kısmın tahsili için Tercan İcra Müdürlüğünün 2010/160 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine karşı davalının imzanın kendisine ait olmadığı ve takibin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle açtığı davanın İcra Mahkemesi’nce imzanın borçlu eli ürünü olmadığından kabulüne dair verilen kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine bu sefer de on yıllık zaman aşımı süresinin geçirilmiş olması sebebiyle davanın kabulüne karar verildiğini, on yıllık zaman aşımı süresinin gerek yapılan tahsilatlar gerekse 2007 yılında takip yapılmış olması nedeniyle kesildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ilam hükmünde olan 1648 no.lu (1468 no.lu) senetten doğan 10.364,70 TL alacağın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; 1648 no.lu bir senet olmadığını, İcra Hukuk Mahkemesince borç senedinin zaman aşımına uğradığına ilişkin verilen kararın kesin hüküm niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.11.2014 tarih ve 2012/91 E., 2014/210 K. Sayılı kararı ile, asıl davaya dayanak teşkil eden 2007/158 sayılı İcra Takibinin borcun tahsil edilmesi nedeniyle icra takibinden vazgeçildiğinin ikrarı vazgeçen kişinin şu anki tarihte de kooperatifin yetkilisi olan … tarafından yapıldığı tespit edildiğinden, 1468 sayılı senede dayanak teşkil eden borcun davacı tarafından tahsil edildiği, ortada mevcut bir borcun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 29.12.2015 tarih 2015/3284 E., 2015/8570 K. Sayılı ilamı ile kooperatif yetkilisinin Tercan İcra Müdürlüğünün 2007/158 E. sayılı dosyasındaki beyanının, davalı …’nın 1468 numaralı borç senediyle almış olduğu 500,00 TL kredinin ödenmiş olduğunun kabulüne yönelik olmadığı gözetilip iddia ve savunma değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 02.03.2017 tarih ve 2016/34 E., 2017/49 K. Sayılı ilamı ile İcra Mahkemesi kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği, 1468 numaralı senetten doğan asıl alacağın 7.230,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 03.12.2020 tarih 2017/2160 E., 2020/4040 K. Sayılı ilamı ile davacının temyiz itirazları reddedilerek dava konusu alacağın 1468 numaralı tarım kredi borç senedine dayalı olduğu, senedin düzenlenme tarihinin 02.11.1998, vadesinin 30.09.2009 tarihi olduğu, davalının cevap dilekçesinde zaman aşımı def’inde bulunduğu, tarım kredi borç senedinin ilam niteliğindeki belgelerden olduğu, 818 Sayılı Borçlar Kanunu 135. maddesine göre 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, davacının zaman aşımının kesildiği iddiasını ispatlayamadığı, davalı aleyhine icra takibine ise 17.10.2010 tarihinde başlandığı, bu durumda alacağın zaman aşımına uğradığı gözetilerek zaman aşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle kararın davalı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
D. İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının 2010 yılında yapılandırmadan yararlandığını, 06.09.2010 tarihinde ödeme yaptığını, zaman aşımının kesildiğini, dosyada ödemeye ilişkin belge bulunduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozularak davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 1468 numaralı müşterek ve müteselsil borç senedine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 ncı ve devamı maddeleri, 818 Sayılı Borçlar Kanunu 135 nci madde
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı ve özellikle ödeme belgesi olduğu iddia edilen dosya kapsamındaki belgenin, davalı tarafça ödeme yapıldığını ispatlayacak nitelikte olmadığı anlaşılmakla ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.