Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/6611 E. 2007/10297 K. 19.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6611
KARAR NO : 2007/10297
KARAR TARİHİ : 19.11.2007

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı ile süresi içinde davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı, davalının kendi aleyhine 3.300.000.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak takip başlattığını, takipten önce bono borcuna mahsuben davalıya 3.000.000.000 TL ödediğini, davalının ayrıca icra dosyasındanda 180.000.000 TL tahsil ettiğini belirterek takibe konu bono nedeniyle davalıya 3.180.00 YTL borçlu bulunmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının araba alım-satım işiyle uğraştığını, kendisine araba bulması için davacıya 3.300.000.000 TL verdiğini, ancak araba bulma işi uzayınca işlemiş faizi de dikkate alarak davacıdan 6.300.000.000 TL’lik senet aldığını, aradan on ay geçmesine rağmen davacının araba bulamayınca kendisine 3.000.000.000 TL ödeyerek kalan 3.300.000.000.TL’yi de buğday zamanında ödeyeceğini söylediğini, bunun üzerine 6.300.000.000.TL’lik senedi yırtarak davacıdan 3.300.000.000.TL’lik senedi aldığını, davacının oğluna 3.000.000.000 TL’yi aldığına dair bir belgeyi imzalayarak verdiğini, ancak bu belgeye davacı tarafça “15.08.2002 tarihli bono senedine karşılık” ibaresinin eklendiğini, tahsil ettiği 3.000.000.000 TL’nin senet dışındaki alacağına ilişkin olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalının tahsil edilen 3.000.00 YTL’nin alacağın senede bağlanmayan kısmına ilişkin olduğunu ispatlayamadığı, davacı vekilinin iddiayı genişleterek hiç borçlu olmadıklarının tespiti ile fazladan ödenen kısmın istirdadını talep etmiş ise de dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığı ve istirdat talebinde de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının takibe konu senetten dolayı 3.180.00 YTL borçlu bulunmadığının tespitine, davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı ve istirdat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-HUMK’nun 433/2. maddesi uyarıca katılma yoluyla temyiz istemleri on günlük süreye tabidir. Öte yandan HUMK’nun 176/10. ve son maddesi uyarınca sulh mahkemelerinde bakılan dava ve işler adli ara vermede görülmeye devam eder. Her ne kadar davacı vekili, hükmü katılma yoluyla temyiz etmiş ise de davalının temyiz dilekçesinin davacı vekiline 14.08.2006 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin ise 25.08.2006 tarihinde katılma yoluyla temyiz isteminde bulunduğu görülmüştür.
Buna göre süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının ise dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte gösterilen sebeplerle hükmün ONANMASINA, aşağıdaki yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, davacının peşin harcının istek halinde iadesine, 19.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.