YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1217
KARAR NO : 2007/5858
KARAR TARİHİ : 05.06.2007
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya sunduğu yemek hizmeti karşılığında oluşan faturalı alacağının ödenmemesi üzerine girişilen icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek haksız ve yersiz itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalıya yemek hizmeti sunduğunu ve faturaları davalıya tebliğ ettiğini usulen kanıtlayamadığı, faturalardan birinin kargo teslim tutanağındaki imzanın davalı şirket çalışanı Niyazi Bekiroğluna ait olmadığının bilirkişi raporuyla saptandığı, 14.1.2002 tarihli haciz tutanağındaki borcu kabul beyanının dava tarihi gözetildiğinde cebri icra tehdidi altında yapıldığından bağlayıcılığının bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, yerel mahkemenin ara kararına rağmen yemek fişleri incelemeye gönderilmediğinden imza incelemesinin dosyada fotokopisi bulunan fatura teslimine ilişkin kargo tutanağı üzerinde yapıldığı ancak sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için belge aslı üzerinde inceleme yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına ve kesin bir kanaat bildirilememesine rağmen, mahkemece davacı tarafın bu yöne ilişkin itirazları üzerinde durulmamış olması bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan taraflar arasında sözleşme imzalandığı tartışmasızdır. İlk bilirkişi ek raporu ile ikinci bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapor birbirini doğrulamaktadır. Davacının defterlerinin usulüne uygun düzenlendiği bilirkişi raporu ile sabittir. Bu durumda mahkemece defterler usulüne uygun düzenlenmiş olan davacıya TTK’nun 83.nci maddesi uyarınca tamamlayıcı yemin verilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, davalı yetkilisinin 14.1.2002 tarihli haciz tutanağında yer olan borcu kabul ve ödeme taahhüdüne ilişkin beyanının ise yapılan haciz işlemi ihtiyati haciz niteliğinde olmadığından ve beyanda bulunan şahsın takibe itiraz ve dava hakkında herhangi bir açıklama yapmadan böyle bir beyanda bulunması nedeniyle cebri icra tehdidi altında olduğunun kabulünde isabet görülmemiştir. Bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 5.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.