YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3416
KARAR NO : 2009/6107
KARAR TARİHİ : 08.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1958 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü … mevkii 1313, 1372, 1373 ve 1481 parsel sayılı sırasıyla 47.800 m2 – 117.240 m2 – 207.400 m2 – 295.250 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, senetsiz ve belgesizden mera niteliği ile sınırlandırılmış, itirazsız kesinleşmeleri üzerine mera özel siciline kaydedilmişlerdir.
Davacı … yönetimi, çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman tahdit haritası içinde kalan bölümlerinin tapu kayıtlarının iptal edilerek orman niteliği ile hazine adına tapuya tescili ve davalıların el atmalarının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 1313 parsel sayılı taşınmazın tamamının, bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda 1372 parselin (C) ile işaretlenen 117.055 m2, 1373 parselin (F) ile işaretlenen 205.167,87 m2, 1481 parselin (İ) ile işaretlenen 292.940,86 m2 yüzölçümlü bölümlerinin tapu kayıtlarının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine, davalıların bu yerlere yönelik el atmalarının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali tescil ve el atmanın önlenmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1945 yılında yapılan orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükmüne göre makiye ayırma işlemi, 1958 yılında arazi kadastrosu, 1979 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre ilk tahdidin
aplikasyonu ve 2. madde uygulaması ile 1993 – 1995 yılları arasında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1945 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu 1313 parsel sayılı taşınmazın tamamının, bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda 1372 parselin (C) ile işaretlenen 117.055m2, 1373 parselin (F) ile işaretlenen 205.167,87 m2, 1481 parselin (İ) ve (H) ile işaretlenen sırasıyla 292.940,86 m2 – 908,76 m2 yüzölçümlü bölümleri orman sınırları içinde bırakılmış, daha sonra yapılıp kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında 1481 parselin (H) ile işaretlenen 908,76 m2 yüzölçümlü kesimi 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılmış, 1958 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise 1313 parsel sayılı taşınmazın tamamının, bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda 1372 parselin (C) ile işaretlenen 117.055 m2, 1373 parselin (F) ile işaretlenen 205.167,87 m2, 1481 parselin (İ) ve (H) ile işaretlenen sırasıyla 292.940,86 m2 – 908,76 m2 yüzölçümlü bölümlerinin daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak mera niteliği ile tesbit ve yolsuz olarak mera özel siciline tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu 1313 parsel sayılı taşınmazın tamamının, bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda 1372 parselin (C) ile işaretlenen 117.055 m2, 1373 parselin (F) ile işaretlenen 205.167,87 m2, 1481 parselin (İ) ve (H) ile işaretlenen sırasıyla 292.940,86 m2 – 908,76 m2 yüzölçümlü bölümlerinin 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, bu yerlerin daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan mera ve yaylak sicilinin iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 08.04.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.