Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/8897 E. 2023/2649 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8897
KARAR NO : 2023/2649
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

Samsun 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2016/113 Esas, 2018/467 Karar sayılı, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 19.06.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.04.2022 tarihli ve 2021/28553 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2022 tarihli ve KYB-2022/53368 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2022 tarihli ve KYB-2022/53368 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının tebliği için, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesi gereğince sanığın bilinen son adresine çıkartılan tebligatın 14.01.2016 tarihinde tebliğ yapılarak kesinleştirildiği anlaşılmakla birlikte, bu karara ilişkin itiraz süresi olan 15 günlük süre beklenilmeden 11.01.2016 tarihinde Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çağrı yazısının gönderildiği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği cihetle, usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulu gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 25.12.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2016 tarihli ve 2015/23924 soruşturma, 2016/33 sayılı karar ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, mercii ve itiraz süresinin gösterildiği, erteleme kararının şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 14.01.2016 tarihinde aynı konutta oturan babası imzasına tebliğ edildiği,
kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenmeden tedbirin infazı için Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 08.01.2016 tarihli ve 2016/73 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 11.01.2016 tarihinde aynı konutta oturan babası imzasına tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle infaz kayıtlarının kapatılarak 28.01.2016 tarihinde Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
C. Erteleme kararının kaldırılarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 04.02.2016 tarihli ve 2015/23924 Soruşturma, 2016/1376 Esas, 2016/1154 sayılı iddianamesi ile Samsun 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
D. Samsun 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2016/113 Esas, 2018/467 Karar sayılı kararı ile; kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanması hususunun takdir ve ifası bakımından Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verildiği, kararın 19.06.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
E. Şüpheli hakkında verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden ve kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, kararın kesinleşmeden infazına başlanması halinde denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan tebligatlar hukuki sonuç doğurmayacağı gibi, ısrar şartının gerçekleştiğinin kabul edilebilmesi için, çağrı yazısı tebliğine rağmen müdürlüğe başvurmayan sanığa uyarılı bir çağrı kağıdının tebliği gerektiği, aksi takdirde kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle “düşme” kararı verilemeyeceği, düşme kararı verilmesi halinde bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece ısrar şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “durma” kararı verilmesi gerekmektedir.
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, üçüncü fıkrasında, “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri
uygulanır.” ve dördüncü fıkrasının (a) bendinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında;
Somut olayda; Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar 14.01.2016 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş ise de, itiraz süresi olan 15 günlük süre beklenilmeden infaza başlandığı, Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 08.01.2016 tarihli ve 2016/73 DS sayılı çağrı yazısının 11.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle infaz kayıtlarının kapatılarak 28.01.2016 tarihinde Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, kovuşturma şartı olan “ısrar” şartının gerçekleşmediği, mahkemece, şüpheliye uyarı tebligatı yapılmaması nedeniyle ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile düşme kararı verilemeyeceği, düşme kararı verilmesi halinde bu suçtan bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davası hakkında “durma” kararı verilerek, denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden “kamu davasının düşmesine” ve dosyanın kesin olarak sonuçlandırılması ve davanın esasını çözen düşme kararıyla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine, “sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanması hususunun takdir ve ifası bakımından Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına” karar verilerek hükmün karıştırılmasının Kanun’a aykırı olduğu anlaşıldığından; kanun yararına bozma istemi yerindedir.
Ancak;
Sanığın 25.12.2015 tarihli eylemi nedeniyle, 06.01.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı
bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapıldığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 14.01.2016 tarihinde sanığa usulüne uygun tebliğ edildiği, erteleme kararının 30.01.2016 tarihinde kesinleştiği, kararın kesinleşmesi beklenmeden tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının 11.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarı yapılmaksızın dosyasının kapatıldığı, kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla;
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 25.12.2015 tarihli suç tarihinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 30.01.2016 tarihinden itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan açılan davaların bulunup bulunmadığının araştırılarak,
a) Var ise; Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yoluna gidilmesi için bildirimlerde bulunulup sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi,
b) Yok ise; kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte ise de; dosya inceleme tarihi itibarıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 30.01.2016 tarihinden itibaren 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık erteleme süresinin dolduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesinde yer verilen “Türk Ceza Kanunu’nda
öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.” hükmü uyarınca erteleme süresinin dolması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği dikkate alınarak düşme kararı verilmesi gerektiği, anlaşıldığından; kanuna aykırı fakat sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen “kamu davasının düşmesine” kararından dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma isteminin kısmen değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Samsun 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2016/113 Esas, 2018/467 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2023 tarihinde karar verildi.