Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/5261 E. 2023/543 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5261
KARAR NO : 2023/543
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/409 E., 2016/149 K.
SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık … (Satılmış) Kesen
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 Tarihli ve 2014/409 Esas, 2016/149 Karar sayılı Kararı ile
1. Sanık … hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat
2. Sanık … (Satılmış) Kesen hakkında sahte fatura kullanma suçundan, 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği, sanık … hakkında 2011 ve 2013 takvim yıllarında, sanık … hakkında her üç takvim yılında sahte fatura düzenleme suçlarından sorumlu olduklarına, beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. …’in temyiz isteği, ceza verme şartlarının oluşmadığına, hükmedilen cezanın kaldırılması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in 23.08.2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek diğer sanık …’ın ATM Matbaa … Ltd. Şti. adına bastırılan faturaları para karşılığı düzenleyip sattığından bahisle şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, ATM Matbaa … Ltd. Şti.nin 2011, 2012 ve 2013 takvim yıllarına ilişkin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporu, vergi suçu raporu ve rapor değerlendirme komisyonu mütalaasında, söz konusu şirketin faaliyete başladığı 28.03.2011 tarihinden itibaren gerçek anlamda bir ticari faaliyetinin olmadığı, 2011, 2012 ve 2013 takvim yıllarında düzenlenen faturaların sahte olduğu, sahte fatura düzenleme suçunu şirketin kurucu ortağı ve müdürü olan sanık … ve şirketin işlerini fiilen yürüten sanık …”in işlediklerinin belirtildiği, sanıklar hakkında 2011, 2012 ve 2013 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Dosya kapsamına göre; sanık …’in kurucu ortağı ve müdürü olduğu mükellef şirketin 28.03.2011 tarihinde faaliyete başladığı, 31.12.2012 tarihinde mükellefiyetinin resen terkin edildiği, diğer kurucu ortak Yunus Kaygısız’ın 28.02.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketteki tüm hisselerini sanık …’a devrettiği; 30.03.2011 tarihinde iş yeri adresinde yapılan yoklamada, iş yerinde yalnızca büro malzemelerinin bulunduğu, faaliyet konusuna ilişkin emtianın olmadığı, 31.01.2013 tarihinde iş yeri adresinde yapılan yoklamada, söz konusu adreste 18.12.2012 tarihinden itibaren başka bir mükellefin faaliyette bulunduğunun tespit edildiği; mükellef şirket adına 20.04.2011 tarihinde 20 cilt, 27.08.2012 tarihinde 5 cilt irsaliyeli faturanın bastırılıp teslim alındığı; 2011 yılının Nisan ila Aralık aylarında 5.706.667,84 TL KDV matrahı, 3.825,13 TL ödenmesi gereken KDV, 2012 yılının Ocak ila Aralık aylarında 8.619.583,89 TL KDV matrahı, 8.201,86 TL ödenmesi gereken KDV’nin bildirildiği, ancak tahakkuk eden vergilerin hiçbirinin ödenmediği; Bs-Ba bildirim formları ile, 2011 takvim yılında 5.393.349 TL tutarında 355 adet, 2012 takvim yılında 7.741.841 TL tutarında 477 adet ve 2013 takvim yılında 61.500 TL tutarında 3 adet fatura düzenlendiği, 2011 yılında A. Toprak Matbaa … Ltd. Şti.nden 23 adet belge karşılığı 811.099 TL tutarında mal veya hizmet satın alındığının bildirildiği, A. Toprak Matbaa … Ltd. Şti.nin 01.01.2011 – 31.07.2011 tarihleri arasında düzenlediği faturaların sahte olduğuna ilişkin vergi tekniği raporu düzenlendiği; sanık …’in 20.04.2012 ila 29.07.2013 tarihlerinde er olarak askerlik hizmetini yerine getirdiği anlaşılmıştır.
3. Sanık … savunmasında, suç tarihlerinde diğer sanık …’ın kızı ile evli olduğunu, diğer sanık ile ortak şirket kurduklarını, ancak şirkette getir-götür işlerine baktığını, şirketin düzenli bir faaliyetinin olmadığını, şirketi diğer sanığın idare ettiğini, suça konu faturaların bilgisi dışında diğer sanık tarafından düzenlendiğini, 2012 ve 2013 yıllarında asker olduğunu beyan etmiştir.
4. Sanık … savunmasında, suç tarihlerinde damadı olan diğer sanık ile şirket kurduklarını, şirketin işlerini fiilen kendisinin yürüttüğünü, damadı askere gidince işleri bıraktıklarını, komisyon karşılığı fatura düzenlemediğini, yüklenen suçları işlemediğini beyan etmiştir.
5. Mükellef şirketin muhasebecisi Ali Danışkan vergi müfettişi tarafından alınan ifadesinde, mükellef şirketin işlerinin sanık … tarafından takip edildiğini, şirketin defterlerini sanık …’a teslim ettiğini beyan etmiş; defter ve belgelerin teslimine ilişkin 20.02.2013 tarihli teslim tutanağının onaylı örneğinin dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Yunus Kaygısız vergi müfettişi tarafından alınan ifadesinde, sanık …’ın teklifi üzerine %1 hisse ile mükellef şirketin kurucu ortağı olduğunu, sanık …’in %99 hisse ile şirkete ortak olduğunu, bir sene sonra hissesini sanık …’a devredip şirketten ayrıldığını beyan etmiştir.
6. Mahkemece, sanık … hakkında savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı kabul edilerek 213 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan beraat; sanık … hakkında 2011 ve 2013 yıllarına ilişkin kesin belirleme yapılamadığı, 2012 takvim yılında düzenlenen faturaların sahte olduğu kabul edilerek sahte fatura kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanıklar hakkında 2011, 2012 ve 2013 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından açılan kamu davasında; mükellef şirketin kurucu ortağı ve müdürü olan sanık …’in, aynı zamanda suç tarihlerinde diğer sanığın damadı olduğunun anlaşılması ve askere tabi olduğu dönemin öncesi ve sonrasında da sahte fatura düzenlendiğinin iddia edilmesi, sanık …’ın savunmasında, sanık … askere gidince işi bıraktıklarını, komisyon karşılığı fatura düzenlemediğini savunması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından,
a) Sanıkların ortağı oldukları ATM Matbaa … Ltd. Şti.nin bağlı bulunduğu vergi dairesinden her takvim yılı için en son düzenlenen faturanın hangi tarihli olduğu sorularak suç tarihlerinin kesin olarak belirlenmesi,
b) Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan faturaların asıllarının, ATM Matbaa … Ltd. Şti.nin veya bu faturaları kullanan firmaların bağlı bulundukları vergi dairelerinden sorulmak suretiyle, getirtilip sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kendilerine ait olmadığını söylemeleri hâlinde; sanıkların temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
c) Faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ait olmadığının anlaşılması hâlinde;
i) Sanıkların işletmenin faaliyeti ile ilgili beyanname, işletmeye ait bir belge düzenleyip düzenlemediklerinin araştırılması, mükellefiyet tesis tarihten itibaren vergi dairesi ve ilgili kurumlara sunulan tüm belge asılları ile işletmenin faaliyetine ilişkin düzenlenen yoklama fişleri, mükellefiyet adına basılan faturaların teslimine ilişkin bilgi formları asılları getirtilip, belgelerdeki yazı ve imzaların sanıklara ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
ii) Suça konu faturaları kullandığı belirlenen firmalar hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
iii) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak 5271 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanıkları tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanıkların bir iştiraklerinin bulunup bulunmadığının sorulması, Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması,
2. Kabule göre de;
a) Sahte fatura düzenleme suçunda, her takvim yılında gerçekleşen eylemlerin birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, her bir takvim yılı için ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği, sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçları birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olup biri diğerinin unsuru olmadığı gibi her iki suçun birbirine dönüşmeyeceği gözetilmeden, sanık … hakkında 2011 ve 2013 takvim yıllarına ait kesin belirleme yapılamadığı, 2012 yılı için yüklenen suçu işlediği kabul edilip hangi takvim yılında hüküm kurulduğu belirtilmeksizin sahte fatura kullanma suçundan tek hüküm kurulması suretiyle, hükmün karıştırılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
b) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Sanıklara yüklenen suçun sübutu halinde ise; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin üç, dört, beş ve altıncı fıkraları uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2014/409 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık …’in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.02.2023 tarihinde karar verildi.