Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/8703 E. 2007/1708 K. 26.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8703
KARAR NO : 2007/1708
KARAR TARİHİ : 26.02.2007

Davacı …Ş. vek.Av. … ile davalı …Ş. vek.Av. … arasında görülen dava hakkında İstanbul 2.İcra Mahkemesinden verilen 14.9.2005 gün ve 1478-1580 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 30.3.2006 gün ve 1533-3303 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Uyuşmazlık, davacı banka alacağının 4389 sayılı Bankalar Kanununa 5020 sayılı kanun ile eklenen Ek 5.madde kapsamında, ilk hacze iştirak hakkı bulunan bir alacak niteliğinde bulunup bulunmadığı, bu konuda varılacak sonuca göre de, 6183 sayılı Kanunun 21/1. maddesi hükmü çerçevesinde garameten taksimin söz konusu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
5020 sayılı kanun ile 4389 Bankalar kanununa eklenen ek 5. madde kamu bankalarında (tasfiye halindeki Emlak Bankası A.Ş. dahil) ve sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredi kullananlar yada yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları, kabul kredileri ve avaller taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst haklar, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı aynı hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere fon ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümleri bankalarınca uygulanır, .hükmünü içermektedir.
1.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 Sayılı Bankacılık Kanunun geçici 13.maddesinde de benzer bir düzenleme öngörülmüştür.
Görüldüğü gibi, yukarıda değinilen yasa hükümleri anılan bankaların alacaklarının tahsilinde Fon ve Hazine alacaklarına ilişkin takip ve tahsil hükümlerinin uygulanmasını başka bir deyişle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü hakkında kanun hükümlerinin takibini ” diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine sonuç doğurmaması” koşuluna bağlanmıştır.
Yargıtay HGK 18.10.2006 gün ve 2006/649 E, 2006/661 K.sayılı kararında da “Kanun, davacı banka alacaklarının tahsilini teminen konulan hacizlerin ilk hacze iştirakinde, diğer bankaların ve 3.kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak koşulunu açıkça öngörmüş bulunmaktadır.” 4389 sayılı kanuna 5020 sayılı kanunla eklenen 5.madde hükmündeki açık düzenleme karşısında, diğer alacaklıların muvazaadan ari haklarının etkilendiği durumlarda, maddede belirtilen bankalar yönünden fon alacaklarının tahsili ile ilgili hükümlerin uygulanmasına ve bankaların hacizlerinin 6183 sayılı kanunun 21. maddesi uyarınca ilk hacze iştiraklerine olanak bulunmamaktadır.” denilmiştir.
Somut olayda davacı bankanın, davalıların alacaklarının muvazaalı olduğunu iddia etmediği gözetilerek mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yerel mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile onanması gerekirken Dairemizin 30.3.2006 tarih 2006/1533-3303 Esas ve karar sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşıldığından davalı … T.Bankası vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle Dairemizin 30.3.2006 tarih 2006/1533-3303 Esas ve karar sayılı BOZMA kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.