YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7075
KARAR NO : 2023/576
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/54 E., 2015/265 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2015/54 Esas, 2015/265 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasına mahkûmiyet, hak yoksunlukları ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, resmi bir belge düzenlenirken yalan beyanda bulunmadığına, olayın ailevi nedenlerle cezaevine girmemek için kendisini kolluk görevlilerine farklı bir isimle tanıtmasından kaynaklandığına, mahkûm olması halinde bu cezanın kendisini ve ailesini ekonomik olarak olumsuz etkileyeceğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde kolluk görevlilerince ihbar nedeniyle yapılan kontrolde, sanığın hakkındaki yakalama kararlarının infazı engellemek amacıyla herhangi bir kimlik belgesi ibraz etmeksizin kendisini … ismiyle tanıttığı, çelişkili beyanlarda bulunması üzerine kimliğinin tespit edilmesi amacıyla emniyete getirildiği ve parmak izi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bir süre sonra sanığın gerçek kimlik bilgilerini görevlilere bildirdiği anlaşılmış; sanığın beyanı üzerine … ismiyle herhangi bir belgenin düzenlenmediği görülmüştür.
2. Sanık savunmasında, hakkında yakalama kararı olduğu için kolluk görevlilerine arkadaşının kimlik bilgilerini bildirdiğini, ancak herhangi bir belge düzenlenmediğini beyan etmiştir.
3. Mahkemece, sanığın hakkındaki yakalama kararlarının infazını engellemek için … isimli şahsa ait kimlik bilgilerini verdiği, polisin düzenlediği tutanağa göre …’in sanığın arkadaşı olduğu ve doğum tarihi hariç sanık tarafından bildirilen diğer bilgilerin doğru olduğu, sanığın böylece resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun unsurları oluşmayacaktır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının ise, “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisine, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde, 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında olmayıp da, kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
2. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ihbar üzerine kolluk görevlilerince yapılan kontrolde, sanığın hakkındaki yakalama kararlarının infazı engellemek amacıyla herhangi bir kimlik belgesi ibraz etmeksizin kendisini … olarak tanıttığı, çelişkili beyanları üzerine kimliği konusunda tereddüte düşüldüğü, emniyete götürüldükten sonra ise burada gerçek kimlik bilgilerini açıkladığı olayda; sanığın yalan beyanı ile … adına herhangi bir resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabahat niteliğinde bulunduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 5326 sayılı Kanun’un kabahatlerde soruşturma zamanaşımını düzenleyen 20 nci maddesinin birinci fıkrasında, “soruşturma zamanaşımının dolması halinde kişiye idari para cezası verilemez.” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinde ise zamanaşımı süresi, “Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır.” şeklindeki düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre, eylemin gerçekleştiği 18.01.2015 tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresinin inceleme tarihine kadar dolduğu tespit edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2015/54 Esas, 2015/265 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5271 sayılı Kanun’un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.