YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16962
KARAR NO : 2009/5539
KARAR TARİHİ : 14.04.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 50.735,46 YTL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.07.2008 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat …..ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 30.10.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 15,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla müteselsil sorumlu olduğu ileri sürülen davalı tarafından maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalının % 10 müterafik kusuru ile iş kazsının meydana geldiği kabul edilerek tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Savunma hakkı Anayasa (m.36) ile güvence altına alınmış olup, HUMK.nun 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (HUMK mad. 73).Buna göre hâkim Anayasa ile güvence altına alınan ve HUMK’da da ayrıca düzenlenmiş bulunan iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafların duruşmaya çağırmak zorundadır. 7201 sayılı Tebligat yasasının 1. maddesine göre de yargı organlarınca çıkarılacak tebligatların Tebligat yasası hükümlerine göre yapılması zorunludur.
Davalı adına çıkarılan dava dilekçesi ve ilk duruşma gününün tebliğine ilişkin tebligat parçasının: Tebligat Kanunun 21. maddesine göre, alıcısının bulunamaması nedeniyle muhtara bırakıldığına, kapıya ihbarname yapıştırılarak komşusu Murat Ceyhanyurt’a bildirildiğine dair şerhle iade edildiği ve mahkemece bu tebligat geçerli kabul edilerek, yargılama yapılmak suretiyle karar verildiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık davanın ve duruşma gününün davalıya usulünce tebliğ edilip edilmediği, taraf teşkilinin yapılıp yapılmadığı giderek davalının savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasındadır.
Davacıya tebligat adreste bulunamaması nedeniyle Tebligat Kanununun 21. maddesine göre yapılmıştır. Muhatabının adreste bulunamaması halinde tebligatın ne şekilde yapılması gerektiği Tebligat yasasının 20 ve 21. maddeleri ile tüzüğün 28. maddesinde düzenlenmiştir. Tebligat yasasının 20–21 ve özellikle tüzüğün 28. maddesi uyarınca muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan her biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur.(Y.H.G.K.nun29.12.1993 gün 1993/18-778-876; 02.06.1999 gün ve 1999/18-480-486, 25.01.2006 gün 2005/2-772E, sayılı kararları) .
Somut olayda: Davalıya dava dilekçesinin ve ilk duruşma gününün tebliğine ilişkin tebligat parçasında: Bu tebligatın muhatabının ne sebeple adreste bulunmadığı tevsik edilmediği gibi, komşu olarak bilgi verildiği yazılan kişinin, tebliğ tarihinde, tebliğ adresinde komşu ya da yasanın aradığı şartları taşıyan bir çalışan olmadığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu duruma göre de dava dilekçesinin ve duruşma gününün yasanın aradığı şartlara uygun biçimde davalıya bildirilmediği ortadadır.
Hal böyle olunca davalıya dava dilekçesi usulünce tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, usulünce taraf oluşturulmadan davalı tarafın yokluğunda yargılama yapılarak savunma hakkının kısıtlanması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davalının sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, davalı yararına takdir edilen 550.00TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 14.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.