YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4901
KARAR NO : 2023/102
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 12.10.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; subay olan müvekkilinin hukuka aykırı deliller üretilerek devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme, suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak suçlarından yargılandığı, ele geçirilen dijital materyallerde bulunan fişleme bilgilerine iddianamede yer verilerek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği gerekçeleri ile müvekkili lehine 250.000,00 TL manevi tazminatın iddianame kabul tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 06.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; tazminat şartlarının oluşmadığı ve davanın reddi gerektiğini talep etmiştir.
3. … Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2018 tarihli ve 2017/344 Esas, 2018/15 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 04.07.2018 tarihli ve 2018/956 Esas, 2018/2147 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının, davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.09.2021 tarihli ve 2018/81999 sayılı, eksik inceleme ile hüküm kurulduğundan bahisle bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi;
Davanın kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Hakim ve Cumhuriyet savcılarının işlem ve kararlarında her türlü hata, özensizlik ve yanlışlık açısından ilgiler açısından tazminat hakkını doğurmaz bu nedenle ilgilinin öncelikle bu işten veya karar nedeniyle zarara uğradığını hukukun genel ilkeleri doğrultusunda ispatlaması gerekir. Davanın dayanağını teşkil eden davacı ile ilgili … Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/3 Esas, 2013/1 sayılı iddianame örneğinin ve … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas ve 2016/37 Karar sayılı dosyanın gerekçeli kararının incelenmesinde özellikle fişleme kayıtlarının davacının örgütün yöneticisine bağlı olarak çalıştığı bilgi ve belgeleri sızdırdığı örgüt üyesi olduğu fişleme kayıtlarının davacının pazarladığı kadınlarla ilgili tuttuğu ajandanın fotoğrafların iddianemede yine harddiskin yer aldığı ve bunların içeriğinin hiçbir şekilde değerlendirme yapılmadığı gibi bu kaydın iddianamede yer almasının zorunlu olmadığı ve kamusal yarar bulunmadığı görülmektedir. Gerek iddianamede gerekse yargılama aşamasındaki davacı ile ilgili iddiaların internete basılı ve televizyonlarda yer aldığı, gündemde kaldığı, herkes tarafından öğrenildiğini,
Borçlar Kanun’un 58. maddesine göre kişisel hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceğini.
Medeni Kanun’un 24. maddesinde hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse Hakimler saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebileceği kişilik hakkı zedelenen kişinin rızası daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar yada kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biri ile haklı kılınmadıkça kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırı olduğunun düzenlendiğini,
Anayasamızın 20. maddesinde yer alan ”herkes özel hayatına ve ailesine saygı gösterilmesine isteme hakkına sahiptir, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulmaz” hükmünün getirildiğini,
Ayrıca 5271 sayılı Kanunun 170 inci maddesinin üçüncü fıkrasında iddianamede eklenen suçu oluşturan olaylar ve mevcut delilerle ilişkilendirilerek açıklanır hükmünü uygulayan Cumhuriyet savcıları da zorunluluk ve gereklilik ilkelerine uygun hareketle özenle davranmalı kişilerin gizli veya özel hayat alanına ait olan, haberleşme içerikleri kişiler arasındaki konuşmalar, özel hayatın gizliliği, ve kişisel verilerle ilgili bilgi ve belgelerin maruz kalınan suçlar bakımından kişilerin onur ve saygınlığını en az zedeleyecek şekilde yer vermeli zorunluluk ve gereklilik bulunmadıkça yer vermemelidir. Gereklilik ve zorunluluğun belirlenmesinde suçun subutu ve nitelendirilmesine etki ölçüsü ile hareket edilmeli, isnat edilen suçun niteliği tarafların davadaki konumları kişilerin ileriki yaşantılarındaki etkileri ve diğer özellikler göz önünde bulundurulmalı, yer verilmesinin gerekli sonucuna ulaşıldığı takdirde ise bireysel hakların en az ihlal edecek ve bu ihlali haklı bir yöntem benimsenmelidir yargılama makamlarıda kamusal ve özel yararlar arasındaki dengeyi gözeterek özel bilgilerin kamuya yayılmasının önüne geçecek tedbirler almalı, gerek kararlarda gerekse yargılamada bu hususta daha dikkatli ve özenli davranılması gerektiğini belirtildiği,
Bu ilkelerin ışığı altında davacının talepleri ve iddiaları değerlendirildiğinde davacı hakkında tutulan fişleme kayıtlarının iddianamede aynen yer aldığı, içeriği ile ilgili hiçbir değerlendirmenin yapılmadığı ve hakkında dava açıldığı, kayıtların soyut olduğu iddianamede yer almasında kamusal bir yarar bulunmadığı gibi, yargılamaya da esas alındığı,davacı ile ilgili iddiaların herkes tarafından öğrenilebilir bir hale geldiği, davacının özel hayatının, gizliliğine el atıldığı, hukuka aykırı şekilde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu kişilik hakkının zedelenmiş olduğu, uydurma haberlerle, kayıtlarla verilerle davacının onur ve saygınlığı açıkça zedelendiği davacının toplumsal yeri sosyo ekonomik durumu, kişiliği göz önüne alınarak 10.000 TL manevi tazminatın iddianame kabul tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Kamuoyunda … Casusluk Davası olarak bilinen bu dava kapsamında daha önce davanın mağdurlarından birisinin açmış olduğu tazminat davası reddedilmiş, red kararının temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/13049 Esas, 2015/17584 sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur. Ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yukarıda zikredilen kararı incelendiğinde; … Casusluk Davası olarak bilinen davada mağdur sıfatı ile yer alan davacıya ait özel hayat kapsamındaki haberleşme içerikleri ve fişleme kayıtlarının hiç bir değerlendirilme yapılmaksızın aynı iddianamede yer alması, bu bilgilerin iddianamede bulunmasının zorunlu ve gerekli olmaması nedeniyle davacının özel hayatının gizliliğinin gereksiz yere ihlal edildiği kanaatine varılarak bu durum tazminat sebebi sayılmıştır. Yani davacıya ait özel hayat kapsamındaki fişleme kayıtlarının iddianamede bulunması, suçun sübutu ve vasıflandırılması açısından mutlaka iddianamede bulunması gerekmiyorsa, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı özenli davranacak ve bu tür bilgilere iddianamede yer vermek suretiyle mağdurun özel yaşamını kamu oyunun gözönüne sererek toplum nezdinde küçük düşürülmesine sebebiyet vermeyecektir. Aksine davranış CMK nın 141/3 maddesine göre tazminat sebebidir.
Bu açıklamalardan sonra davaya konu olay incelendiğinde; davacının da yukarıda ismi zikredilen davada sanık sıfatı ile yer aldığı anlaşılmaktadır. Davaya konu iddianame incelendiğinde; daha çok asker olan kamu görevlilerine kadın temin etmek suretiyle tuzağa düşürüp bu kamu görevlilerinden devlete ait gizli bilgileri casusluk amacıyla temin eden bir örgütün varlığından bahsedilmekte, bu davada sanık olan davacının ise bu örgüte üye olduğu ve devlete ait gizli bilgileri temin ettiği iddia edilmektedir. Yine iddianamenin içeriğine göre, suç örgütünün liderinden elde edilen ” pandora ” isimli veri tabanında, örgüt üyesi olduğu iddia edilen davacıya ait bir kısım bilgiler bulunduğu iddia edilmekte ve bu veri tabanından elde edildiği bildirilen bilgiler, şüpheli konumunda olan davacının üzerine atılı suçun ispatı açısından iddianamede olduğu gibi yer almaktadır.
5271 sayılı Kanunun 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre Cumhuriyet savcısı iddianamede suçu oluşturan olaylarla mevcut delilleri ilişkilendirerek açıklamalıdır.
Davacının yukarıda amacı zikredilen örgütün üyesi olduğu iddia edildiğine göre, bu iddiayı ispatlamak amacıyla örgüt yöneticisinden elde edildiği iddia edilen veri tabanındaki davacıya ait bilgilerin, davacı ile örgüt arasındaki ilişkiyi göstermek açısından iddianamede gösterilmesi, delillerin olaylarla ilişkilendirilmesi açısından gereklidir. Kaldı ki, iddianamede yer verilen bu bilgilerde, davacının özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiği değerlendirilmesine yol açacak herhangi bir bilgi yoktur.
Davacı hakkında açılan davanın beraatle sonuçlanması, davacıya yönelik ileri sürülen iddiaların temelsiz olması ya da ispatlanamamış olması tek başına5271 sayılı Kanunun 141/3. maddesindeki tazminat koşullarının oluşmasına yeterli değildir. Aksinin kabulü, hakkında ceza davası açılıp beraatine hükmedilen tüm sanıkların 5271 sayılı Kanun’un 141/3. maddesine göre dava açması ve tazminata hak kazanması sonucunu doğurur. Bu durum 5271 sayılı Kanunun 141/3 maddesindeki düzenlemenin amacına aykırıdır.
İddianamede yer verilen davacıya ilişkin bilgilerin iddianamede bulunması gereksiz bilgiler olmaması ve bu bilgilerin özel hayatın gizliliğini ihlal eder mahiyette olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 141/3 maddesindeki tazminat koşullarının oluşmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme, suç işlemek amacı ile kurulman örgüte üye olmak ve kişisel verileri kaydetmek suçlarından yargılandığı, yapılan yargılama üzerine 26.02.2016 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve uygulamasına bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 04.07.2018 tarihli ve 2018/956 Esas, 2018/2147 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.