Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1841 E. 2009/5914 K. 28.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1841
KARAR NO : 2009/5914
KARAR TARİHİ : 28.04.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 73.949.00TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.04.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat ….. ile karşı taraf vekili Avukat …..geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere,temyiz edenin sıfatına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 08.11.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiŞtir.
Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, karşılık kusur oranları, destek görenlerin destek görecekleri süre ile gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı, Hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bildirilecek hak sahiplerine iş kazası sonucu ölüm nedeniyle bağlanan gelirin peşin sermaye değeri, iş kazası nedeniyle hak sahiplerinin zararının karşılanmasına yönelik yapılan ödemeler gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Somut olayda hak sahiplerinin maddi tazminatlarının belirlenmesi sırasında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanan peşin sermaye değeri getirilmediği gibi hak sahiplerine ölüm olayı nedeniyle işverene ait aracın zorunlu mali trafik sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin indirilmesi yönteminde de yanılgıya düşülmek suretiyle, hak sahiplerinin maddi tazminatların belirlenmesinde yanılgıya düşüldüğü görülmektedir.
Gerçekten, görülmekte olan dava, nitelikçe, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, hak sahiplerinin zararı belirlendikten sonra, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hak sahiplerinin gelirlerindeki artışların saptamak suretiyle tazminattan indirilmesi gerektiği açıktır. Hal böyle olunca 20.01.2009 tarihindeki ödeme dönemine kadar geçerli peşin sermaye değerinin indirilmek suretiyle tazminatın belirlenmesi gerekirken 20.07.2008 tarihindeki ödeme dönemine kadar geçerli peşin sermaye değerinin indirilmek suretiyle tazminatın fazla belirlendiği ortadadır.
Öte yandan, Hak sahiplerine oluşan zarar nedeni ile işverene ait aracın zorunlu mali trafik sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi tarafından 18.02.2003 tarihinde maddi tazminatlarına karşılık toplam 18.000.00-TL.’nin ödenmiş olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kazadan sonra yapılan ödemenin davada en son hesaplanan tazminattan hangi kıstaslar nazara alınarak indirileceği konusunda toplanmaktadır. Kural olarak hak sahiplerine yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumun, ödemenin yapıldığı tarih göz önünde tutularak davacının gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır. Oysa yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadığı, son verilere göre hesaplanan tazminattan sigorta şirketinin ödemesi doğrudan indirilmek suretiyle hak sahiplerinin tazminatlarının belirlendiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararı saptamak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde hak sahiplerinin maddi tazminat istemlerinin reddine karar vermek. Açık oransızlığın bulunması durumunda ise, ödemeler “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul edilerek, yapılan ödemenin, hak sahiplerinin ödeme tarihindeki, gerçek zararlarını hangi oranda karşıladığını saptamak; son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler (Hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanan peşin sermaye değeri) yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan; ödeme yapılan tarihteki verilere göre hak sahiplerinin zararlarının karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 625.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz ve temyiz başvuru harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

….