Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/2561 E. 2008/5090 K. 15.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2561
KARAR NO : 2008/5090
KARAR TARİHİ : 15.07.2008

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin üyesi olan davalının kooperatife 9.475 YTL aidat ve 38.842 YTL işlemiş faiz borcunun bulunduğunu ve başlatılan icra takibine faiz alacağı bakımından itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuş, kötüniyet tazminatı talep etmiştir. Mahkemece, 21.417,20 YTL faiz bakımından davanın kısmen kabulüne, asıl alacağa takip tarihinden aylık % 10 faize hükmedilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif aidat borcunun tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, BK.nun 84 ncü maddesi hükmüne göre, faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun, yaptığı kısmi ödeme, alacaklı tarafından öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilebilir. Bu ilke, kooperatif genel kurulunca aksi yönde bir karar alınmadıkça, kooperatif alacaklarında da uygulanır. Bu itibarla, anılan ilkeye aykırı görüşe dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporunun davada esas alınması doğru değildir. Bu durumda mahkemece, davacının borçlarının hangi aylara ve ne miktara ilişkin olduğu aylar itibariyle belirlenmesi, yapılan ödemelerin ödeme tarihleri de göz önüne alınarak davacı kooperatifin mahsup konusundaki BK.nun 84 ncü maddesi hükmünde yer alan imkanı da gözetilmek suretiyle davacının borçlarının tesbit edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, davada süresinde ödenmeyen aidat borcu ile bu borcun temerrüt faizi istenilmiş olup, davacı kooperatifin 1993 yılı öncesinde genel kurul toplantılarında aidatı süresinde ödemeyen ortaklardan gecikme faizi alınması kararlaştırılmadığı gerekçesiyle, anılan dönemler için temerrüt faizi hesaplanmamıştır. Genel kurulda temerrüt faizi alınmasına karar verilmemiş ise de; anasözleşme ve genel kurul kararlarında aidat miktarı ve ödeme tarihleri belirlenmiştir. Bu bağlamda, BK.nın 101/2 maddesi, “Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” şeklinde düzenlenmiş olup, bu hüküm uyarınca, aidat borcunu süresinde ödemeyen davalının temerrüde düştüğünün kabulü ile, anılan dönem için de davalının yasal faizden sorumlu tutulması gerekir. Bu durumda, mahkemece, belirtilen hususlarda açıklanan ilkelere göre hesaplama yapılması, davalının borcunun belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması
doğru olmayıp, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden tarafa iadesine, 15.08.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.