YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/361
KARAR NO : 2022/20366
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜMLER : …,…
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafii, katılan vekili
1- …’nın 02.12.2013 tarihli ve RDK-5-2013/52 sayılı mütalaası ile sanıklar hakkında 2008, 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek ve sahte fatura kullanmak suçlarından mütalaa verildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30.01.2014 tarihli ve 2014/5525 Esas sayılı iddianamesi sanıklar hakkında “2008, 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura kullanma” ve “2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarından davası açıldığı, 5271 sayılı CMK’nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı nazara alındığında, sanıklar hakkında “2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarından açılmış bir dava bulunmadığı halde, sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu ve birbirine dönüşemeyeceği de gözetilmeden, gerekçede” aynı vergilendirme dönemine ilişkin hem sahte belge kullanmak hem de sahte belge düzenlemek fiili TCK’nin 43. maddesi bağlamında tek suç olarak benimsenmiştir” şeklindeki yanlış gerekçe ile 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından hükümler kurulması,
2- Sanık … hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarından açılan kamu davasında; sanığın 2010 yılında şirket hisselerini tamamen devrettiği ve bu nedenle sonraki eylemlerinin kendisine yüklenemeyeceği kabul edilerek hakkında beraat kararı verilmiş ise de; sanık …’in 15.01.2010 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanan 11.01.2010 tarihli karara göre müdürlük görevinin sona erdiği ve bir kısım hisselerini, %0,05 oranında hisseye sahip olarak ortaklık görevinin devam ettiği, 28.01.2010 tarihli yoklama tutanağında sanık …’in imzasının bulunduğu, ayrıca sanıkların ortak olduğu şirketin 2010 ve 2011 yıllarında düzenlendiği faturaların %64’ünün … Hırdavat isimli şirkete düzenlendiği, söz konusu şirketin ortağının sanık … olduğu, sanıkların vergi denetmenine verdikleri ifadelerinde; … Hırdavat şirketinin finansal sıkıntı yaşaması ve bu şirkete başka firmaların mal satmak istememesi nedeniyle malları önce kendi şirketleri adına alıp daha sonra … Hırdavat şirketine sattıklarını söyledikleri, UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada da İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/464 Esas sayılı dosyası ile sanık … hakkında … Hırdavat adına düzenlediği faturaların sahte olduğu gerekçesi ile sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkumiyet kararlarının onandığı anlaşılmakla; sanık …’in hisselerini devrettiği tarihten sonra da diğer sanık … ile birlikte şirketi fiilen idare ettiği anlaşıldığından, sanık … hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarının sübut bulduğu ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden beraat kararları verilmesi,
3- Kabule göre de; sanık … hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarından açılan kamu davasında, sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarının birbirinden bağımsız ve ayrı suçlar olduğu ve birbirine dönüşemeyeceği gözetilmeden, tek suç olarak kabul edilerek sahte fatura düzenleme suçları yönünden kurulan mahkumiyet hükümleri, sanık … hakkında 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme ve kullanma suçları yönünden hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, 13.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.