Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/6341 E. 2008/5544 K. 22.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6341
KARAR NO : 2008/5544
KARAR TARİHİ : 22.09.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 57 parsel sayılı 10.525 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; verilen kesin süreye rağmen davacının keşif avansını yatırmadığı gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının, verilen kesin süre içerisinde keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; bu biçimdeki değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, bir diğer ifade ile taraflardan tanık ve diğer delil listelerinin alınması, dayanılan kayıtların celp edilip dosyaya konulması, yerel bilirkişi adaylarının isimlerinin zabıta aracılığı ile tespit edilmesi ve dosyada bu yönden bir eksikliğin bulunmaması gerekir. Bundan sonra keşifle ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretlerle, vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiye için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Keşif günü belirlenirken, Tebligat Tüzüğünün 12. maddesi göz önünde bulundurulmalıdır. Tüzüğün anılan maddesine göre; “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nevi tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddetler, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz” hükmü yer almış bulunmaktadır. Somut olayda taraflardan tanıklarının isimlerini bildirir liste alınması için süre verilerek dosya keşfe hazır hale getirilmediği gibi, hükme esas alınan 21.11.2007 tarihli ara kararında vasıta parası ve tanıklara ödenecek ücretin belirlenip adlarına davetiye çıkarılması da hüküm altına alınmamıştır. Bu durumda ihtar yasaya uygun bulunmamaktadır. Yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenilmesi ve yasada öngörülen şekle uygun olmayan bir ara kararına dayanılarak keşif deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılması ve bunun sonucu olarak davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.