YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4368
KARAR NO : 2009/5874
KARAR TARİHİ : 29.09.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden taraftan gelen olmadı. Aleyhine temyiz istenilen … vs. vekili Avukat … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Nisan 1316 tarih 4 ve 5 sıra numaralı tapu kayıtlarının tüm tedavüllerinin eksiksiz olarak getirtilerek davacıların davalarının tapu kayıtlarında temsil ettikleri paylarla sınırlı kabul edilerek kalan payların davalılar üzerinde bırakılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda bilirkişi ücretinin kesin mehil içinde ödenmediğinden söz edilerek davanın reddine ve çekişmeli “338 ada 1 ile 339 ada 1, 2, 3, 4 parsellerin tapulama tutanağı gibi tesciline, 338 ada 1 parselin maliki olarak … , 339 ada 2 parselin maliki olarak … , 339 ada 3 parselin maliki olarak … , 339 ada 4 parselin maliki olarak … ’nun tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm Davacılar vekili ile … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kesin süreye riayetsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun değildir. 1086 sayılı H.U.M.K.’nun 275. maddesi uyarınca hakim ancak özel ve teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşüne başvurabilir. Özel ve teknik bilgiden kastedilen, hakimden hakime değişen subjektif bir bilgi değil; objektif bir bilgidir. Hakim, kendisinde olması gereken genel hukuk bilgisi ile çözümleyebileceği bir konuda bilirkişi incelemesine başvuramayacağı gibi resmi makamların cevap vermekle görevli olduğu konularda da bilirkişi incelemesine başvuramaz. Olayımızda mahkemece tapu kayıtlarının tedavüllerinin çıkartılıp hisselerin belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına ve bilirkişi ücretinin kesin süre içinde davacı tarafça yatırılmasına karar verilmiştir. İhtilaf, tapu kayıtlarının tedavüllerinin ve tapu kayıtlarındaki hisselerin belirlenmesinin özel ve teknik bilgi gerektirip gerektirmediği noktasındadır. Dosya içinde tarafların tutundukları tapu kayıtlarının evveliyatı olan Nisan 1316 tarih 4 ve 5 sıra numaralı tapu kayıtları ile bir kısım tedavülleri bulunmakta olup temyiz incelemesi sırasında bir kısım kayıtların eksik olduğu belirlenmiş ancak eksiklikler bu yöne ilişen Dairemizin geri çevirme kararlarına rağmen tamamlatılamamıştır. Tapu kayıtlarının mahalli sicilde bulunan tedavüllerinin tesbit edilerek çıkartılması, mahkemenin bu konuda yazdığı müzekkere
./…
2009/4368-5874 SH.2
üzerine ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü’nün görevindedir. Eski tarihli kayıtlar ve tercümeleri ise bu dosyada olduğu gibi Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Daire Başkanlığı’ndan temin edilebilmektedir. Sadece eski yazıyla tutulan mahalli sicil kayıtlarının okunmasına ihtiyaç duyulması halinde bu kayıtların okunması için bilirkişi incelemesine başvurulabilir. Yine kural olarak tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile birlikte getirilmesi halinde hissedarların paylarının belirlenmesi de özel ve teknik bilgi gerektirmemekte olup bu husus hakimin genel ve hukuki bilgisi ile çözülebilecek niteliktedir. İstisnai hallerde ve eski hukuka göre miras paylarının belirlenmesi ya da hisselerin çok fazla ve karışık bulunması halinde bilirkişi incelemesi yaptırılması düşünülebilir. Hal böyle olunca mahalli Tapu Sicil Müdürlüğü’nün görevinde olup yazı yazmak suretiyle istenebilecek tapu kayıtların tedavüllerinin temini için bilirkişi yoluna başvurulamayacağı gibi, dosya içine getirtilmediği için tapu kayıtlarındaki hisselerin belirlenmesinin özel ve teknik bilgi gerektirip gerektirmediği belli olmadan bu konuda bilirkişi incelemesine başvurulması da doğru bulunmamaktadır. Kabule göre de bilirkişi ücreti konusunda verilen kesin mehle uymamanın sonucu “bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmak” olduğu halde davacı tarafa “aksi halde davanın reddedileceği” ihtarında bulunmak doğru olmadığı gibi, mahkemenin önceki kararının temyize konu olmayan 339 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükümleri kesinleştiği halde bu parsellerle ilgili hüküm kurulması, buna karşılık hakkında hüküm kurulması gereken 339 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kimin adına tescil edileceğinin açıkça gösterilmemesi de doğru değildir. Dairemizin hükmüne uyulan bozma ilamında temyiz kapsamında olmadığı halde 339 ada 3 parsel sayılı taşınmazın zuhulen temyiz kapsamında gösterilmesi de taraflar açısından kazanılmış hak doğurmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece mahalli Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazı yazılarak tarafların tutundukları tapu kayıtlarının tüm tesis ve tedavülleri ile birlikte eksiksiz olarak gönderilmesi istenmeli, bundan sonra hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.